testicoz.org

Test Çöz , Online Soru Çöz , İnteraktif Testler

testicoz.org > Açık Lise Testleri > Açık Lise Konu Anlatımları > Din Kültürü 6 Konu Anlatımı
2016-2017 Müfredatına uygundur.

Din Kültürü 6 Konu Anlatımı

UNİTE 1 Din ve Aile
UNİTE 1 – 1. KONU Aile Toplumun Temelidir

Aile Nedir ?
karı, koca ve çocuklardan oluşan en küçük sosyal gruptur. Toplum ailelerden oluşur. bir başka ifade ile aile toplumun temel taşıdır.

Ailenin Önemi ve Amacı
Aile ile amaçlanan insan neslinin sağlıklı bir şekilde çoğalmasını sağlamak ve topluma yararlı bireyler kazandırmaktır. İyi ve güzel alışkanlıklar ve davranışlar ailede kazandırılabilir. İnançlar, ahlaki davranışlar, hayatın iyi ve zor yönlerini paylaşmak ailede öğrenilir.

UNİTE 1 – 2. KONU Dinler Evliliğe Önem Verir 

Dinler evliliğe nasıl bakmaktadır
Gerek ilahî dinler gerekse ilahî olmayan dinler evliliğe önem vermişler ve evliliği teşvik etmişlerdir. bütün dinler sağlıklı nesiller yetiştirerek mutlu toplum oluşturmayı hedeflemişlerdir.

Yahudilikde Evlilik
Yahudilikte evlilik dini bir gerekliliktir. Nikâh, sinagogta dinî bir törenle kıyılır.

Hristiyanlık da Evlilik
Hristiyanlar Tanrı’nın insanı bir kadınla bir erkekten yarattığına ve bunun evliliğin ilk kaynağı olduğuna inanırlar. Hristiyanlıkta evlilik Hz. İsa ile kilisenin birliğini temsil eder.
Hristiyan inancına göre evlenen çiftler Tanrı tarafından tek bir varlık olarak kabul edilmektedir.

Konfüçyüsçülük ve Taoizmde evlilik
Konfüçyüsçülük ve Taoizmde evlilik nesli devam ettirme ve aile ocağını tüttürme anlayışı üzerine kurulan bir ittifaktır. bu inanca göre insanın evlenmeden ölmesi büyük bir günah olarak görülür. Tek evlilik esastır. Zina yasaktır.

Hinduizmde evlilik
Hinduizmde evlilik kadın ile erkek arasında ölüme kadar süren bir anlaşmadır. Meşru sebepler olmadıkça boşanma olmaz. Çok eşlilik normal kabul edilir. Zina ciddi bir suç kabul edilmekte ve boşanma sebebi sayılmaktadır.

İslam’da evlilik
İslam’da evlilik insani ve medeni bir muameledir. Evlilik hem neslin devam etmesi için bir vesile hem de kişiyi günahlardan koruyan bir vasıtadır.
Dinimizde neslin devamı ve korunması için evlilik esastır. İslam, evlilikte getirdiği esaslarla insan şeref ve haysiyetini korumuştur. boşanmaya hoş bakmamakla beraber şiddetli geçimsizlik ve zina suçunun sabit olması durumunda izin vermiştir. İslam dini, zinayı da kesin olarak yasaklamıştır.

UNİTE 1 – 3. KONU Kur’an’dan ve Hz. Peygamver’den Aile ile İlgili Öğütler

Ailenin Kurulması ve Korunması ile İlgili Öğütler
Arâf su-resi, 189. ayette; “Sizi bir tek candan (Âdem’den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva’yı) yaratan odur…”
Bu ayette eşlerin birbirine huzur kaynağı olduğuna dikkat çekilmiştir.

Yüce Allah, Tahrim suresi, 6. ayette; “Ey insanlar! .. Kendinizi ve ailenizi… koruyun…” buyurarak ailenin korunmasının önemine işaret etmiştir.

Dinimiz ailenin kurulabilmesi için nikâhı şart koşmuştur. Sevgili peygamberimiz; “Nikâh benim sünnetimdir…” (İbni Mâce, Nikâh, 1.) buyurmuştur.

Aile İçi İletişim ile İlgili Öğütler
Dinimiz aile içinde bireylerin birbirlerine karşı sevgi, saygı, şefkat ve merhametle davranmalarını istemekte, birbirlerine güler yüzle hitap etmelerini tavsiye etmektedir. Aile içinde kırıcı, eziyet edici tavır ve davranışlardan da kaçınmalarını istemektedir. bu konuda sevgili peygamberimiz; “Küçüklerine merhamet etmeyen,büyüklerine saygı göstermeyen bizden değildir.”(Ebu Davut, Edep, 66.) buyurarak çocukların anne ve babasına saygı göstermelerinin gereğine vurgu yapmıştır. Onlara karşı kötü tutum ve davranışlarda bulunmaya şiddetle karşı çıkmıştır.

Anne babaya iyi davranılması, onlara saygıda kusur edilmemesi gerektiğiyle ilgili olarak Yüce Rabb’imiz İsrâ suresi, 23 ve 24. ayetlerde şöyle buyurmuştur: “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ‘Öf’ bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve ‘Rabb’im! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!’ diyerek dua et.”

UNİTE 1 – 4. KONU Aile İçi Görev ve Sorumlulukla İlgili Öğütler

İslam dini kadın ve erkeğe ayrı ayrı haklar ve sorumluluklar vermiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.) bir hadisinde; “Dikkat ediniz, sizin kadınlarınız üzerinde, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır…”buyurmuştur.
Eşlerin birbirine saygı duymaları ahlaki bir sorumluluktur. bu konuda peygamberimiz; “…Sizin en hayırlınız, kadınlara karşı en iyi davrananınızdır.” buyurmuştur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’ de “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır.”  buyurarak çocuk terbiyesinin önemini vurgulamıştır. bir diğer hadisinde peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“…Her biriniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Devlet başkanı halkından…kişi aile bireylerinden sorumludur…”

Çocukların da anne ve babalarına karşı görevleri vardır. bu konuda Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “biz insana ana babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır…”  buyurarak ana babanın değerine işaret etmiştir. peygamberimiz bu konuda; “…Allah’ın rızası anne babanın rızasındadır…” buyurarak anne babanın rızasını kazanmanın önemine işaret etmiştir. O hâlde biz de dinimizin bize yüklediği aile içi görev ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirmeliyiz.
Hısım, Akraba ve Komşularla İlgili Öğütler

Hısım ve akrabalarımız ailemizin genişlemiş hâlidir. Dinimiz akrabalık ilişkilerine büyük önem vermiştir. Akrabalar sık sık ziyaret edilmeli, uzakta olanları ise hiç değilse telefonla aranıp hâlleri hatırları sorulmalıdır. Yardıma muhtaç olanların ihtiyaçları giderilmeli, bayram gibi özel günlerde ziyaret edilip gönülleri alınmalıdır. İslam kültüründe akraba ziyareti “sıla-i rahim” olarak adlandırılır. bu konuda Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetlerden bazıları şunlardır:

“…De ki: Maldan harcadığınız şey ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır…” (bakara suresi, 215. ayet.)

“…Akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının…” (Nisa suresi, 1. ayet.)

“…bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.”

UNİTE 2 Atatürk ve Cumhuriyet Dönemi Din Hizmetleri
UNİTE 2 – 1. KONU Diyanet İşler Başkanlığı 

Diyanet İşleri başkanlığı, ülkemizde yaşayan Müslüman halka İslam dini ile ilgili hizmetler vermekle görevli olan bir kamu kuruluşudur. Ülkemizde din hizmetleri, başbakanlığa bağlı olarak Diyanet İşleri başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Diyanet İşleri başkanlığı, halkı din konularında aydınlatma görevini üstlenmiş bir kuruluştur.

Diyanet İşleri Başkanlığının görevleri şöyle belirtilmiştir:
“İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.”

Din İşleri Yüksek Kurulu
Diyanet İşleri başkanlığının dinî konularda en yüksek karar ve danışma organı Din İşleri Yüksek Kuruludur.

bu kurulun başlıca görevleri şunlardır:
a. İslam dininin temel bilgi kaynaklarını dikkate alarak dinî konularda karar vermek, görüş bildirmek ve dinî soruları cevaplandırmak
b. Yurt içinde ve yurt dışında İslam dini ile ilgili gelişmeleri, dinî, ilmî faaliyetleri takip etmek ve değerlendirmek
c. Dinî konularda araştırmalar yapmak
ç. Din şurası düzenlenmesi ile ilgili çalışmaları yürütmek

Kuruluşu
• Osmanlı İmparatorluğu zamanında, din işleri Şeyhülislam tarafından yürütülürdü.
• 1920 yılında “Şer’iye ve Evkaf Vekâleti”ne verildi.
• Laikliğe geçiş sürecinde 1924 yılında Halifelikle birlikte Şer’iye ve Evkaf Vekâleti de kaldırıldı.
• 3 Mart 1924 tarih ve 429 sayılı kanunla başbakanlığa bağlı olarak Diyanet İşleri başkanlığı kuruldu.
• börekçizade Mehmet Rıfat, ilk Diyanet İşleri başkanı olarak atandı.
Not: İlk Diyanet İşleri Reisi olarak atanan Börekçizade Mehmet Rıfat, soyadı kanunundan sonra Mehmet Rıfat BÖREKÇİ ismini almıştır.

Başbakanlık Bünyesindeki Kurullar

a. Din İşleri Yüksek Kurulu:
başkanlığın en yüksek karar ve danışma organı olup dinî konularda inceleme ve araştırma faaliyetlerinde bulunur.

b. Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu:
Mushafların, cüzlerin, mealli mushafların ve Kur’an-ı Kerim metinlerinin hatasız ve eksiksiz basım ve yayımını sağlamak üzere kontrol eder, mühürler veya onaylar.
Din Görevlileri
Diyanet İşleri başkanı:
başkanlığın en üst düzey amiridir. başkan, din hizmetlerinin etkin ve verimli sunulması için gerekli tedbirleri alır. bu amaçla; kaynakların etkin kullanımını sağlar;

Müftü:
İl ve ilçe müftüleri, bölgelerinde Diyanet İşleri başkanlığını temsil eder. bulunduğu il ya da ilçelerde din hizmetlerinden birinci derecede sorumludur.

Vaiz:
Cami ve mescitler ile diğer mekânlarda her türlü vasıtadan yararlanarak insanları dinî konularda bilgilendirici ve doğru yolu gösterici nitelikte konuşmalar yapar.

İmam-hatip:
Cami ve mescitlerde din hizmetlerini yürütür. Dinî konularda toplumu bilgilendirir. Vakit, cenaze, bayram, cuma, teravih gibi namazların cemaatle kıldırılmasını sağlar.

Müezzin-kayyım:
İmamla birlikte cami ve mescitlerde din hizmetlerini yürütmenin yanında namaz vakti geldiğinde ezan okuma, kamet getirme, caminin temizliği ve bakımı gibi görevleri yerine getirir.

UNİTE 3 İslam ve Estetik
UNİTE 3 – 1. KONU Evrendeki Ölçü ve Ahenk

Evrende bulunan milyonlarca gök cismi belli bir yörüngede hareket etmektedir. Uzay boşluğunda hareket eden gök cisimlerinin dönüş hızları, çekim güçleri ve yörüngelerinin hassas bir ölçü üzerine kurulu olduğu, en ufak bir kusur bulunmadığı görülmektedir. bu hassas denge sayesinde gök cisimleri birbirine çarpmadan yörüngelerinde dönmekte, mevsimler, gece ve gündüz oluşmaktadır.
Kur’an’da; “Allah her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.” buyrulmakta ve evrendeki düzene vurgu yapılmaktadır.

Evrende var olan bu düzen Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette anlatılmaktadır.
Örneğin, Yasin suresi, 38–40. ayetlerde Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Güneş kendi için belirlenen yörüngede akar(döner). İşte bu, aziz ve alim olan Allah’ın takdiridir. Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir ne de gece gündüzü geçebilir.  Her biri bir yörüngede yüzerler.”
Yunus suresi, 5. ayette “Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aya bir takım menziller takdir eden Allah’tır…” buyrularak kâinattaki bu ölçü ve düzeni koyanın Yüce Allah olduğu belirtilmektedir.

UNİTE 3 – 2. KONU İnsan ve Estetik

Estetik: Bireylerde güzellik hissi uyandıran, güzel duygu ve anlamlar içeren, sanatla ilgili değer yargısıdır.

İnsandaki estetik duygusunun kaynağı nedir?
İnsanı varlıklar içinde en güzel biçimde yaratan Allah, insanı akıl, irade, düşün¬me gibi özelliklere donatmıştır. Bu özellikler sayesinde insan, kötü ile iyiyi, güzel ile çirkini ayırt eder. İnsan yaşamı boyunca iyi, güzel ve doğruya ulaşma gayreti içersindedir. Estetik olana ilgi duyma ve hoşlanma özelliği insanın doğasında doğuştan var olan bir özelliktir. Her insan, yaptığı işlerin en güzel ve en mükemmel olması için çaba gösterir. İnsanın en güzel biçimde yaratılması aynı zamanda onun; güzellikleri kavrama, bunlardan zevk alma ve estetik değeri olan eserler yapma yönünün var olduğunu göstermektedir.
3. Kur’an ve Güzellik
O Kur’an’da geçen cemal, husün, zinet gibi kelimeler fiziki ve ahlaki güzellikleri
anlatmak için kullanılmıştır. Ferah, sürur gibi kelimeler ise estetik duyguları dile getirmektedir.
Allah, evrendeki her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. Onun yarattığı tüm varlıklar; şekilleri, desenleri, renkleri, görkemli yapıları ile insanlara tefekkür ederek Yaradan’ın varlığını kavratmayı amaçlamaktadır.

Kur’an; gökyüzünün yıldızlarla süslendiğinden, hayvanların ve yeryüzündeki bitki örtüsünün güzelliklerinden bahsetmektedir. (Saffat suresi, 6.ayet ve Nahl suresi,
8. ayet). Dünyadaki nimetlerin hem faydalarına hem de güzelliklerine vurgu yapan Kur’an, bunların iyi ve faydalı olduğunu, güzelliklerinin de fark edilmesini istemektedir. (Enam suresi, 99. ayet).
Kur’an’da bütün güzelliklerin Allah tarafından yaratıldığı ve evrenin birçok güzelliklerle dolu olduğu insanlara bildirilmektedir. En güzel yaratıcının, kusursuz ve mükemmel yaratmasıyla Allah olduğu gerçeğine dikkat çekilmektedir. Allah’ın güzel isimleri olduğunu yine Kur’an’dan öğrenmekteyiz. Bu konuyla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır: “O, yaratan var eden, şekil veren Allah’tır. En güzel isimler onundur.” (Haşr suresi, 24. ayet). “Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.” (Müminun suresi, 14. ayet). “.Her şeyi yaratan Allah, onlara ölçü, düzen ve biçim vermiştir.” (Furkan suresi, 2. ayet.)

Yeryüzündeki varlıkların her biri farklı güzellikte ve birbirlerinden değişik desen ve görünümlerde yaratılmıştır. Her varlığın evrende bir konumu vardır. Hiçbir şey boş yere yaratılmamıştır. Vahşi hayvanlar bile doğal ve ekolojik dengenin bozulmaması için bir denge unsurudur. Nahl suresi 5 ve 6. ayetlerde hayvanlarda insanlar için birçok güzellikler olduğu şöyle vurgulanmaktadır: “Onlarda sizin için.birçok fayda vardır. Hem de onlardan yersiniz. Onları akşamleyin getirirken, sabahleyin salıverirken de sizin için bir güzellik ve zevk vardır.”
Allah’ın insanlar için yarattığı en güzel nimetlerden birisi de salih amel işleyenlere ahirette ödül olarak vereceği cennettir. İçinde ırmakların aktığı ve her türlü güzelliklerin bulunduğu cenneti dünya nimetleriyle değerlendirmek yanlış olur. Kur’an, cennetle ilgili olarak insanın hayal bile demeyeceği güzelliklerden bahsetmektedir. (Hac suresi, 23. ayet).

4. Hz. Muhammed ve Güzellik

Hz. Muhammed ve güzellik deyince onun fiziki güzelliğinden ziyade, ahlaken, söz ve davranışlarındaki güzelliği, Müslümanların örnek alması gereken özelliklerini algılamamız gerekir.
Hz. Muhammed’in güzellik anlayışını onun şu hadisleri en güzel şekilde ortaya koymaktadır:
“Allah güzeldir, güzel olan her şeyi sever.” (Müslim, İman, 39.)
“Allah her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. Sizler de her işinizi en güzel şekilde yapınız…”(Müslim, Sayd 57.)
Hz. Muhammed, güzel ahlakı, söz ve davranışlarıyla herkese örnek olmuştur. O, ahlaki güzellik kadar, iç güzelliğin de önemli olduğunu dile getirmiştir. Temizliğin, imanın yarısı olduğunu ifade eden Allah Rasulu; cilt, diş, saç, sakal, elbise ve tırnak temizliği konusunda duyarlı olunmasını istemiştir. Hz. Peygamber, saçı ve sakalı birbirine karışmış birini görünce, onu uyararak, “Saçı olan kimse (bakımını yaparak), saçını güzelleştirsin.” tavsiyesinde bulunmuştur.

UNİTE 3 – 3. KONU İslam Medeniyetinde Estetik

Yüce Allah her şeyi en güzel şekilde yarattığını ifade etmektedir. İnsanları da bu güzelliğe uyumlu işler ve eserler ortaya koymaya yönlendirmektedir. Dinimizin bu yönlendirmesi ve insanda doğuştan var olan estetik duygusu sonucunda, kültürümüzde mimari, hat, tezhip gibi çeşitli sanat eserleri ve sanatsal faaliyetler ortaya çıkmıştır.

Mimari
 Plan ve proje doğrultusunda estetik, sağlam ve kullanılışlı bina yapma sanatına denir. Yol, köprü, cami, çeşme, kervansaray, han, hamam, ev, mimari yapıtlardır.
İslam mimarisinin en önemli unsurları, kullanılışlık, dayanıklılık, çevre ilişkileri, estetik, ihtiyaç, özgünlük ve görkem (ihtişam) dir.

İslam mimarisinin başlıca özellikleri:
* İslam mimarisi dinsel kaynaklı olup insanları sosyalleştirme, birleştirme ve kaynaştırmaya yönelik eserler üretmiştir, Örneğin, toplu namaz kılmak için cami, temizlik için hamam, yolcuların dinlenmesi ve istirahati için kervansaray, abdest almak için şadırvan inşa edilmiştir.
* İslam mimarisi evrensel ilkeler taşımaktadır. Dinin birçok toplumda yayılması sonucu bazı milletler kendi mimari değerlerini, İslam mimarisi ile kaynaştırmıştır.

Minyatür
O Kâğıt ve parşömen üzerine yapılan küçük boyutlu ve renkli resimlere minyatür denir.
Eskiden el yazması kitapları süslemek sayfa başları ve sayfaların altlarına konu ile ilgili resimler yapılırdı. Bu resimlere batı da minyatür, doğuda ise nakış denilirdi. Nakış yapan sanatçıya nakkaş adı verilirdi. Zamanla bu renkli resimlere doğuda da minyatür denilmiştir.

Minyatür sanatının özellikleri nelerdir?

Minyatür de canlı renkler kullanılır. Resimde derinlik yoktur, öndeki ve arkadaki kişiler aynı büyüklükte gösterilir. İnsanlar ve nesneler yakınlık ve uzaklık belirtecek biçimde, perspektifsel olarak boyutlandırılamaz. Işık ve gölge yoktur. Minyatürlerde renklerin parlaklığı ve canlılığı çok dikkat çekicidir. Süs olma özelliğinin yanında renk kullanımı gibi kuralı yoktur.
İlk minyatürlü el yazmaları XI. yüzyılın sonlarına aittir. İslam minyatür sanatının gelişiminde, Uygur resminin büyük etkisi olmuştur. Uygurlu ressamlar, IX. Yüzyıldan itibaren Bağdat, Meraga ve Tebriz’de minyatür sanatının öğretmişlerdi. Selçuklular, İlhanlılar ve Osmanlı Devleti bu sanatın gelişmesine büyük katkıda bulunmuşlardır. İlhanlılar döneminde dinî kitaplar minyatürlerle süslenmeye başlanmıştır. Selçuklular Bağdat’ta ilk İslam minyatür okulunu açmışlardır. Osmanlılar döneminde ise Baba Nakkaş, Nakkaş Osman, Levni gibi büyük minyatür ustaları yetişmiştir.
Minyatürler, hikâye, şiir ve tarihin adeta canlı birer tercümanı gibidir. Yapıldığı tarihin göstergelerini, izleri taşır. Bir minyatüre bakarak, sanatkârın içinde yaşadığı toplumunu örf ve âdetlerini, bazı değer yargılarını, giyim kuşamlarını, mimari yapılarını öğrenmek mümkündür. Çünkü minyatürler, hayatın birer kopyasını gelecek nesillere ulaştırırlar.

Güncelleme: 26 Kasım 2016 — 15:44

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test Çöz | Online Test Çöz | İnteraktif Testler | 2017 testicoz.org | Hakkımızda | İletişim | Kolay Menü | Site Haritası | Gizlilik Politikası | Yasal Uyarı | RSS