testicoz.org

Test Çöz , Online Soru Çöz , İnteraktif Testler

testicoz.org > Açık Lise Testleri > Açık Lise Konu Anlatımları > Dil ve Anlatım 5 Konu Anlatımı
2016-2017 Müfredatına uygundur.
Dil ve Anlatım 5 Konu Anlatımı
UNİTE 1 Metinlerin Sınıflandırılması
UNİTE 1 – 1.KONU Metinlerin Sınıflandırılması
Bilgi alanının genişlemesiyle birlikte bilimde sınıflandırmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu sınıflandırmayla konuların birbirine bağlanması ve anlaşılması kolaylaştırılmıştır.
Edebiyatta gerçeklik: Somut olarak var olan bir durumun hiçbir müdahaleye uğramadan ifade edilmesidir.
Kurmaca:  Bu ifadeye duygu ve hayallerin katılmasıdır.
NOT: Dil günlük hayatta göndergesel işlevde kullanılır.


Öğretici ve sanatsal metinler:

• Öğretici metinlerde amaç, okuyucuya bilgi vermektir.
• Sanatsal metinlerde amaç, yazarın okuyucuya kendi dünyasını yansıtmak istemesidir.
• Öğretici metinlerde üslup kaygısı ön planda değildir.
• Sanatsal metinlerde üslup ön plandadır.
• Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılır.
• Öğretici metinlerde kelimeler gerçeklik anlamında kullanılmıştır.
• Sanatsal metinlerde ise kelimeler daha çok yan ve mecaz anlamlarında kullanılır.
NOT: Edebi metinlerde dil şiirsel işlevde kullanılır

Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin ortak yönleri:

• Metinlerin yapısının zaman, mekân, olay örgüsü ve kişiler unsurları üzerine kurulması
• Hem anlatmaya hem de göstermeye bağlı metinlerin birer edebi metin olması.

METİNLERİN SINIFLANDIRILMASI

1. Sözlü anlatım:
  • Konferans
  • Açık oturum
  • Sempozyum
  • Forum
  • Münazara

2. Yazılı anlatım:
A) Öğretici metinler:

  • Mektup
  • Günlük
  • Anı
  • Biyografi
  • Gezi yazısı
  • Sohbet
  • Fıkra
  • Deneme
  • Eleştiri

B) Sanatsal metinler:

  • Göstermeye bağlı metinler (tiyatro)
  • Anlatmaya bağlı metinler (fabl, masal, roman, hikâye)

Metinler gruplandırılırken;

  • Gerçeklikle ilişkilerine,
  • Kullanılan dilin işlevine,
  • Yazılış amacına,
  • Kullanılan anlatım türüne bakılır.

Öğretici metinlerin özellikleri:

  • Dilin  daha çok göndergesel işlevde kullanılması
  • Hikâye öğelerine yer verilmesi
  • Kaynağını gerçek dünyadan alması
  • Anlatımın akıcı, duru, açık ve yalın olması
  • Kelimelerin gerçek anlamda kullanılması
  • Ağırlıklı olarak öyküleyici ve betimleyici anlatım türünün kullanılması.
  • Amacının bilgi vermek olması.

Göstermeye bağlı metinlerin özellikleri:

  • Genellikle  sahnede sergilenmek üzere yazılması
  • Amacının okuyanlara bilgi vermek olması
  • Monologlardan ve diyaloglardan oluşması
  • Kahramanlarının karakterlerinin parantez içinde verilen açıklamalar ile belirtilmesi
UNİTE 2 Öğretici Metinler
UNİTE 2 – 1.KONU Mektup

Edebiyatımızda mektup türü, Tanzimat Edebiyatı döneminde gelişmeye başlar. Özellikle Abdülhak Hamit TARHAN ile Namık Kemal’in birbirlerine yazdıkları mektuplar, bu gelişmenin önemli ve tipik örnekleridir. Bilim, edebiyat ve siyaset adamlarının mektupları, ayrıca çağının özelliklerini yansıttığı için, birer “belge” niteliği de taşırlar. (H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 513)

Mektuplar, dört grupta sınıflanmaktadır:
1) Özel Mektuplar
2) Edebî Mektuplar
3) Resmî ve İş Mektupları
4) Açık Mektuplar

1) Özel Mektuplar

Akraba ve dost gibi yakın çevredeki insanlara yazılan mektup çeşididir. Bu tür mektuplarda doğal ve samimi anlatım ön plândadır. Sanatçı ve edebiyatçıların, daha çok genel konular üzerinde yazdıkları özel mektuplara “edebî mektup” da denmektedir.

Özel mektupları yazarken dikkat edilecek özellikler şunlardır:
a) Mektup yazılacak kâğıt, şekil yönünden düzenli ve temiz olmalıdır.
b) Mektup, mürekkepli ya da tükenmez siyah renkli kalemle yazılmalıdır.
c) Mektubun sağ üst köşesine “tarih”, yanına da yazıldığı “yerin adı” konmalıdır.
d) Mektubu göndereceğimiz kişinin genel özelliklerine göre (yaşı, kültür düzeyi, yakınlık derecesi vb.) “hitap cümlesi” bulunmalıdır.
e) Mektubun sağ alt köşesine “ad-soyad” yazılmalı ve “imza” atılmalıdır.
f) Mektubun sol alt köşesine “adres” yazılmalıdır.

2) Edebî Mektuplar:
Edebî mektuplar; yazarları, içerikleri ve ifade şekilleri ile özel mektuplar içinde ayrı yer tutar ve ayrı şekilde ele alınırlar. Edebî mektuplarda, mektubun yazıldığı dönemin edebiyat ve düşünce olayları yer alır. Yazar, karşısındakine öğüt verir, yol gösterir. Eski dönemlerde, bu tür kişisel edebî mektuplar, “Mektûbât = Mektuplar” adı altında toplanır ve geniş kitlelerin de okuyabilmesi için yayımlanırdı.

Düşünce ve edebiyat alanındaki görüşleri sergilemeleri bakımından mektupları yayımlanan yazar ve şairlerimizden bazıları şunlardır:

Ali Şir Nevaî (XV. yy.)
Kınalızade Ali (XVI. Yy.)
Veysî (XVII. yy.)
Ragıp Paşa (XVIII. yy.)
Namık Kemal (XIX.yy.)
Ahmet Hamdi Tanpınar (XX. yy.)

Ayrıca mektup tarzında eleştiri, seyahatname, Roman, hikâye, şiir gibi yazılı kompozisyon türlerinin (edebî türler) de yazıldığı görülmektedir.

3) Resmî ve İş Mektupları:
a) Resmî Mektuplar:
Resmî dairelerin ve tüzel kişilik taşıyan kuruluşların birbirlerine yazdıkları resmî yazılarla; bunların, vatandaşların başvurularına verdikleri yazılı cevaplara denir. İş mektuplarına benzerler.

Bu mektupların hitap başlığı, yazılan dairenin ya da tüzel kişilik sahibi kuruluşun kanun ve tüzüklerdeki tam adıdır. Bu mektuplarda tarih ile birlikte mektubun sıra numarası ve konusu belirtilir. Mektup, cevap mahiyetinde ise “ilgi” hanesine cevabı olduğu mektubun sayı ve tarihi, “konu” hanesine de kısaca amaç yazılır. Bu yapıldıktan sonra iki ya da üç satır aralığı bırakılarak mektup yazılır.

Resmî mektuplarda açık, kesin, anlaşılır bir dil kullanılır. Mektubun sonu, alt makama yazılıyorsa “… rica ederim.”, üst makama yazılıyorsa “… arz ederim.” şeklinde biter. Mektup metninin sağ altında ise mektubu yazanın makamı, adı ve soyadı ile imzası bulunur.

b) İş Mektupları:
Özel kişilerle iş kurumları ve iş kurumlarının kendi arasında, işle ilgili olarak yazılan mektuplara denir. Bu mektuplarda konusu ne olursa olsun bir iş ya da hizmet söz konusudur. Bu bir sipariş, satış, şikâyet, borç alıp verme isteği, tavsiye ya da bilgi isteme olabilir.

İş mektuplarını, konularına göre altı başlık altında inceleyebiliriz:

 

-Sipariş mektupları
-Satış mektupları
-Şikâyet mektupları
-Alacak mektupları
-Tavsiye mektupları
-Başvuru mektupları vb.

İş mektuplarına, kendisine mektup yazılan kişi ya da kurumun ad ve adresi ile başlanır. Kâğıdın sağ tarafına tarih yazılır. Adres ve tarihten sonra uygun bir aralık bırakılır, paragraf yapılarak doğrudan istek yazılır. Son bölüme saygı ifade eden bir söz eklenerek mektup bitirilir. Mektup metninin sağ altında mektubu yazanın adı ve soyadı ile imzası yer alır.

İş mektuplarında şekil birliğini sağlamak için, son zamanlarda satır başı yapılmamakta, satır başları, satır aralıkları daha da açılarak gösterilmektedir. Böylece yazı, sol ve sağ yanlardan bir blok hâlinde ve aynı ölçüler içinde kalmaktadır.

Resmî ve iş mektuplarında dikkat edilecek özellikler şunlardır:

ı) Mektup yazılacak kâğıt şekil yönünden düzenli ve temiz olmalıdır.

ıı) Bu tür mektuplar, mümkünse daktilo ya da bilgisayarla yazılmalıdır. Mümkün değilse, özel mektuplarda olduğu gibi siyah mürekkep ya da tükenmez kalemle yazılmalıdır.

ııı) Resmî mektuplarda yazının çıktığı kurumun adı, kâğıdın üstüne ortalanarak büyük harflerle yazılmalıdır.

ıv) Kâğıdın sağ üst köşesine tarih yazılmalıdır.

v) Mektubun gideceği makamın adı ve yeri ise kağıdın orta üst yerine ortalanarak yazılmalıdır.

vı) Yazı metnine başlamadan hangi tarih ve sayılı yazının cevabı olduğu yazılmalıdır.

vıı) Mektubun giriş paragrafında sorun ya da konu kısaca belirtilmelidir. Gelişme paragraflarında ise konu ve sorun açılmalıdır. Sonuçta ise, arz / rica ifadelerine yer verilmelidir.

4) Açık Mektup:

Her hangi bir düşünceyi, görüşü açıklamak, bir tezi savunmak için bir devlet yetkilisine ya da halka hitaben, bir kişi ya da kurum tarafından yazılan, gazete, dergi aracılığı ile yayımlanan mektuplardır.

Açık mektuplarda sadece yazanı değil, geniş kitleleri ilgilendiren önemli konular ele alınır.

Açık mektubun türü; makale, fıkra, inceleme yazılarından birine uygun olabilir. Açık mektup örneklerine zaman zaman gazete ve sanat dergilerinde rastlanmaktadır.

DİLEKÇE

Dilekçeler bir iş mektubu olarak da kabul edilebilir. Bir dileği, isteği, ihbar ve şikâyeti bildirmek üzere ya da her hangi bir konuda soru sormak için resmî, özel kurum ve kuruluşlara, gerçek ya da tüzel kişilere yazılan imzalı ve adresli bir çeşit iş mektubudur.

Dilekçeler genellikle çizgisiz ve beyaz dosya kâğıdına dolma kalemle ya da daktilo / bilgisayarla yazılır. Kâğıdın üstünde üç, solunda üç, sağında bir santimetre boşluk bırakılır. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 140)

Dilekçeler, ana hatlarıyla dört kısımdan ibarettir:

 

Hitap: Dilekçeye gönderilen makamın adı ve yeri yazılarak başlanır. Hitaptaki kelimelerin tamamı ya da ilk harfleri büyük yazılır.

Dilekçe Metni: İş mektuplarında olduğu gibi dilekçelerde de anlatılmak istenen ifadenin açık, anlaşılır, kesin, net ve öz olması gerekir. Yanlış anlaşılmalara meydan verilmemelidir. İfadeler bitirildikten sonra dilekçe, “… arz ederim” cümlesi ile bitirilmelidir.

Tarih ve İmza: İmzasız dilekçeler dikkate alınmadığı için dilekçe metninin biraz altında kâğıdın sağ alt tarafında tarih ve imzanın mutlaka bulunması gerekir. Tarih kısmı, kâğıdın sağ üst köşesinde de bulunabilir.

Gönderenin Adresi: Adres; tarih ve imza kısmından biraz aşağıda kâğıdın sol alt kısmına yazılmalıdır. Adresin ilk satırında ad ve soyad, ikinci satırında cadde, sokak ve apartman numarası yer alır. Üçüncü satırda ise ilçe ve ilin adı bulunur. Dilekçeye eklenmiş belge var ise adres kısmının altına EK ya da EKLER başlığı açılır ve belgelerin adları yazılır.

UNİTE 2 – 2.KONU Günlük (Günce)

Bir kimsenin düzenli olarak, günlük olaylarla ilgili yorumlarını, bunlardan kaynaklanan o günkü anlayışlarını, düşüncelerini, üstüne tarih atarak kaleme aldığı kısa yazılara “günlük” veya “günce” denir.

Günlüğün özellikleri şunlardır:

  • Günlükler ne gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda o gün olup bitenin sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılardır.
  • Günlükler her gün yazıldığı için kısadır.
  • Bu yazılar yazarının yaşamından izler taşır. Bu bakımdan günlükler içten ve sevecendir.
  • Okuyucular dikkate alınmadan yazılan günlükler, özeldir.
  • Duyguların, düşüncelerin yoğun olduğu anlarda sıcağı sıcağına yazılan günlüklerin anlatımı geliştirmede önemli bir yararı vardır.
  • Günlükler bir deftere yazılabileceği gibi daha kullanışlı olması bakımından bir ajandaya da yazılabilir.

Türk Edebiyatında Günlük
Türk edebiyatında Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu ve Oktay Akbal günlüklerini kitap olarak yayımlayan sanatçıların başında yer almaktadır. Ayrıca Oğuz Atay’ın “Günlük Bütün Eserleri”; Nihat Erim in “Günlükler”; Fevzi Çakmak’ın “Mareşal ve Günlükleri”, Salah Birsel’in “Papağanname Günlük” adlı eserleri bu türdedir.

Günlük-Anı Farkı
Anı ile günlük çoğu zaman karıştırılmaktadır. Günlük, adından anlaşılacağı üzere yaşanırken, günü gününe yazılır. Anı ise aradan zaman geçtikten sonra yazılır. Örneğin kişi günlüklerinden yararlanarak ileride bir anı kitabı kaleme alabilir. Günlük yazarı sadece kendisini ya da kendisini merkeze alarak çevresindekileri anlattığı hâlde; anı yazarları başkalarını anlatabilir.

UNİTE 2 – 3.KONU Anı (Hatıra)

Toplum hayatında önemli görevler üstlenmiş, toplumu ilgilendiren önemli olayları bizzat yaşamış veya bu olaylara şahit olmuş kişilerin bu olayları duyurmak için sanat değeri taşıyan bir üslupla yazdıkları yazılara “anı” (hatıra, hatırat) denir. Anıların yazıldığı defterlere “hatıra defteri” denir.
Batı Edebiyatındaki ünlü anı yazarları ve eserleri şunlardır:

  • Sain-Simon – Hatıralar
  • Rousseau – İtiraflar

Türk edebiyatındaki anı eserlerine örnekler ise şunlardır:

    • Ziya Paşa – “Defter-i A’mâl”
    • Muallim Naci – “Ömer’in Çocukluğu”
  • Ahmet Rasim – “Falaka” ve “Muharrir, Şair, Edip”
  • Halit Ziya UŞAKLIGİL – “Kırk Yıl” ve “Saray ve Ötesi”
  • Hüseyin Cahit YALÇIN -”Edebî Hatıralar”
  • Falih Rıfkı ATAY – “Çankaya” ve “Zeytindağı”

Anılar, genellikle aşağıdaki nedenlerden dolayı yazılır:

  1. Geçmişi bir kez daha yaşamak ve yazma alışkanlığı kazanmak.
  2. Anıları unutulmaktan kurtarmak.
  3. Yok olup gitmesini göze alamadığımız bir gerçeğe kalıcılık kazandırmak.
  4. Anıyı oluşturan olayı, durumu, yerleri, kişileri söz konusu edip, başkalarının bilgisine, yararına sunmak.
  5. Kamuoyu önünde aklanmaya çalışmak, pişmanlığı dile getirip içini boşaltmak, günah çıkarmak.
  6. Gelecek kuşaklara geçmişten sonuçlar çıkarıp sunmak.
  7. Gerektiği zaman bir eleştiride bulunmak.
  8. İnsanoğlunun; yaşantılarını, deneyimlerini başkalarıyla paylaşmak gereğini duymak. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 375)
UNİTE 2 – 4.KONU Biyografi (Hayat Hikayesi) Otobiyografi
Biyografi

Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret gibi alanlarda haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış insanların hayatlarını, eserlerini, başarılarını okuyucuya duyurmak amacıyla yalın bir dille, tarafsız bir görüşle yazılan inceleme yazılarına“biyografi (yaşam öyküsü, hayat hikâyesi)” denir. Eskiden bu tür yazılara “tercüme-i hâl” denirdi.

Biyografinin özellikleri şunlardır:

    • Biyografide amaç, söz konusu kişiyi tüm yönleriyle tanıtmaktır.
    • Biyografilerde anlatılan kişinin özellikle hayatı, eserleri, kişiliği, görüşleri konu edilir.
    • Biyografide kişinin nerede doğduğu, çocukluğunun nasıl bir ortamda geçtiği, öğrenim hayatı, yaptığı işler, çalıştığı yerler, kişiliği, huy ve karakteri, davranış özellikleri, başarılı olduğu alanlar, eserleri, ürünleri anlatılır.
    • Belgelere ve örneklere dayandırılarak hazırlanan biyografiler sanat ve meslek alanındaki tarihçiler için önemli kaynaklardır.

 

  • Biyografiler belgesel nitelikte olup gelecek kuşaklara önemli bilgilerin, tecrübelerin, örneklerin, görüşlerin aktarıldığı kaynaklardır.
Otobiyografi

Bir kişi hayatıyla ilgili dönemleri bütün ilginç yönleriyle geniş şekilde kendisi yazarsa buna “otobiyografi(öz yaşam öyküsü)” denir. Yani kişi kendi biyografisini yazarsa bu otobiyografi olur.

Otobiyografinin özellikleri şunlardır:

  • Otobiyografide doğumdan itibaren otobiyografinin yazıldığı ana kadar yaşananlardan anlatmaya değer olanlar yazılır.
  • Otobiyografilerde çoğu zaman sanatçı kendisiyle beraber aile büyüklerinden ve sosyal çevresinden, aile içi durumlarından da söz eder.
  • Edebiyat, sanat, siyaset, spor gibi değişik alanlarda ünlü bir kişi; diğer insanlarca bilinmeyen yönlerini, başarısını nelere borçlu olduğunu ve nasıl kazandığını anlatmak amacıyla otobiyografisini yazar.
  • Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlayışla kaleme alınsa da gerçekler göz ardı edilmemelidir.
  • Bütün bu iyi niyete rağmen otobiyografiler öznel eserler olarak kabul edilir. Çünkü kişi kendisini anlatmaktadır ve bunu yaparken tarafsız davranamaz.

Kişinin kendi hayatını roman şeklinde yazması sonucunda ortaya çıkan esere “otobiyografik roman” denir. Bu türün örneklerini anı türünde verilmiş eserlerde de görmek mümkündür.

Anı-Otobiyografi Farkı
Anılar üslup yönüyle otobiyografilere de benzer; ancak anı otobiyografi içinde sadece bir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografiler anıya göre daha geniş ve daha uzun bir dönemi içine alır.

UNİTE 2 – 5.KONU Gezi Yazısı (Seyahatname)

Herhangi bir kimsenin, daha çok bir edebiyat sanatçısının gerek yurt içinde gerekse yurt dışında gezip gördüğü yerlerdeki toplumları, kentleri, yerleri, yaşayışları, âdet ve töreleri, gelenek ve görenekleri, doğal ve tarihî güzellikleri, ilgi çeken değişik yönleri edebî bir üslup içinde kaleme alarak anlatmasına “gezi yazısı”(seyahatname) denir.

Gezi yazısının özellikleri şunlardır:

  • Gezi yazılarında, gezilip görülen yerin bütün özellikleri ele alınır.
  • Gezilen yerin özellikle tarihî, coğrafî, tabiî ve sosyal nitelikleri belirgin şekilde anlatılır.
  • Gezi yazılarında gezginin dikkatini çeken ve farklı bir özellik gösteren insanlar, tarihî ve tabiî güzellikler, farklı kültürler gibi konular güncel olaylarla da bütünleştirilerek edebî bir üslupla yazıya geçirilir.
  • Gezi yazılarında ayrıca yörenin dil, din, inanç, âdet, gelenek, görenekleri incelenir. Bölgedeki insanların düşünce yapısı ortaya konur.
  • Bölge, okuyucunun daha iyi anlaması açısından başka bölgelerle kıyaslanır.
  • Yazar, gezisi esnasında birçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızasında tutmak zor olduğu için gezi esnasında kısa notlar alır ve bunları hikâye eder.

Dünya Edebiyatında Gezi Yazısı
Dünya edebiyatında gezi yazısının ilk örnekleri sayılabilecek eserleri verenlerin başında Heredotos, Marco Polo, İbni Batuda gelir.

Türk edebiyatında yazılan önemli gezi yazıları şunlardır:

  • Mirat-ül Memalik – Seydi Ali Reis (İlk gezi kitabımız)
  • Seyahatname – Evliya Çelebi
  • Avrupa’da Bir Cevelan – Ahmet Mithat Efendi (Batı tekniğine uygun ilk gezi örneği)
  • Hac Yolunda – Cenap Şahabettin
  • Avrupa Mektupları – Cenap Şahabettin
  • Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim
  • Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin

Anı-Gezi Yazısı Farkı
Gezi yazılarında gezilen yerlerle ilgili gözlemler yansıtılırken özne dış dünyadır. Anılarda ise kişi yaşadıklarını veya tanık olduklarını anlatır.

 

UNİTE 2 – 6.KONU Sohbet (Söyleşi)

Söyleşi anlamındaki Arapça’dan dilimize geçmiş olan sohbet kelimesi, iki anlam içerir:
1. Arkadaşlık, yârenlik;
2. Konuşma, görüşme, birlikte oturup söyleşme.
Makalelerin bir konuşma havası içinde daha senli benli olarak yazılan tarzına Söyleşi (Sohbet) denir. Gazete ve dergi yazılarındandır. Bu tür yazılarda, samimiyet esastır. Yazar, düşüncelerini muhakkak kabul ettirmek için okuyucularını zorlamaz. O, daha çok kendi kişisel düşüncelerini ileri sürer. Söyleşilerde, küçük fıkralar ve anılar da malzeme olarak kullanılır.

Söyleşi türünün genel özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
* Kompozisyon türü olarak söyleşi; makale plânıyla, fakat bir karşılıklı konuşma havası içinde yazılan yazılardır.
* Söyleşiler, genellikle günlük sanat olaylarını konu olarak ele alır.
* Gazete ve dergi yazılarındandır.
* Yazarın, okuyucu ile bir sohbet havası içinde senli benli konuştuğu yazı türüdür.
* Yazar, düşüncelerinin doğruluğunda ısrar edici olmaz.
* Söyleşide, daha çok yazarın kişisel düşünceleri ağırlık kazanır.
* Söyleşilerin en önemli özelliği, yazarın samimi, içten bir ifade tarzını ortaya koymasıdır.
* Ayrıca, bu tür yazılarda anılar, fıkralar ve çeşitli güncel olaylar verilerek yazarın duygu ve düşünceleri desteklenebilir.

Makale İle Sohbetin Farkları
1. Sohbet, makaleden üslûp yönüyle ayrılır. Çoğunlukla, günlük konuların işlendiği sohbet yazılarında senli benli bir anlatım yolu seçilir, hatıralardan, halk fıkralarından, nüktelerden, özlü sözlerden yararlanılır.
2. Makaleye benzer bir yazı türüdür. Konusu daha çok genel ya da günlük sanat olaylarıdır; fakat konu, tez ve savunma amacı güdülmeden ve karşılıklı konuşma havası içinde, sıcak bir dille yazılır.

Sohbet Türünün Türk Edebiyatı’ndaki Önemli Temsilcileri

    • Ahmet Rasim – Ramazan Sohbetleri, Muharrir Bu Ya,
    • Suut Kemal Yetkin – Edebiyat Söyleşileri,
    • Şevket Rado – Eşref Saati,

 

  • Melih Cevdet Anday – Dilimiz Üzerine Söyleşiler,
  • Nurullah Ataç – Karalama Defteri.
  • Cenap Şahabettin,
  • Refik Halit Karay,
  • Hasan Ali Yücel,
  • Attila İlhan gibi yazarlarımız da bu türde eserler vermişlerdir.
UNİTE 2 – 7.KONU Haber Yazıları

Haber Yazıları
Toplumda veya tabiatta meydana gelen çeşitli olay, durum ve görünümle ilgili bilgi ve duyurulara “haber”; bu haberlerin halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazılara da “haber yazısı” denir.
Haber yazıları, belli bir zamanda ve yerde olmuş olayları merakı giderecek düzeyde ayrıntılı ve anlaşılır bir dille aktarır. Haber yazılarında inandırıcılık, belgelere dayanma, olayı tüm boyutlarıyla aktarma, yansız davranma, okuyucunun farklı yorumlamasına imkân vermeyecek şekilde, açık ve anlaşılır bir dil ve üslupla aktarılması gibi unsurlara dikkat edilir.

Duyulduğunda halk arasında heyecan yaratan haberlere sansasyonel haber denir. Doğru olmayan haberlere ise asparagas (uydurma) haber denir. Haber toplayan, haber yazan kişilere muhabir denir.

Haber yazılarının özellikleri şunlardır:

  • Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.
  • Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru olmalıdır.
  • Haber yazıları toplumun büyük bir kısmını ilgilendirmelidir.
  • Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır.
  • Yanlış anlaşılmalara yer verecek cümlelerden uzak durmalıdır.
  • Anlatılanlar ilgi çekici olmalıdır.

Haber planı, tersine dönmüş piramit diye bilinir. Tersine dönmüş piramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir. Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir. Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır. Haber ilginç olmalıdır. Haberin başlığı da ilginç olmalı, başlığa gözü takılan okuyucu, gerisini okumak için can atmalıdır. Haber duyulmamış olmalıdır. Okuyucu duyduğu bir olayı ikinci kez okumaz. Haber önemli olmalıdır. Haberin ilgilendirdiği okuyucu kitlesi çok olmalıdır. Haber doğru olmalıdır. Muhabir haberi tarafsız yazmalı, habere yorum katmamalıdır. Yorum köşe yazarlarının işidir. Haber yazılarında, muhabir okuyucuyu haberle başbaşa bırakmalı, okuyucusuna kendi varlığını hissettirmemelidir.

5N 1K Özellikleri
Bir haber yazısında “Ne?/Kim?; Neyi?/Kimi?; Nasıl?; Niçin?; Nerede?; Ne zaman?’ sorulannın cevapları yer alır.
Haber yazılarında bulunan bu özellikler 5N 1K formülüyle karşılanır. Haber yazıları, 5N 1K’da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler. Bu soruların cevabının yer almadığı haber yazılan eksiktir. Okuyucunun merakını gidermez, olayı tam olarak yansıtmaz. Olay hakkında yeterli bilgiyi içermez.
Bir haber yazısında açıklığa çıkarılmamış bir yön olmamalıdır. İlgi çekici ve duyulmamış olmalıdır. Habercilikte “Köpek insanı ısırırsa haber olmaz, ama insan köpeği ısırırsa bu haber olur.” şeklinde bir kural vardır. Aynı zamanda haberin başlığı da ilginç olmalıdır. Haber doğru olmalı, belgelere dayandırılmalı ve yorum yapılmadan açık, anlaşılır bir üslupla aktarılmalıdır.

Haber Kaynakları

  1. Resmî haberler: En etkili kişilerden öğrenilir.
  2. Özel haberler: Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
  3. Ajans haberleri: Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.

Haber Yazısının Konuları
Haber yazıları konularına göre: siyasal haber yazıları, sanatla ilgili haberler yazıları, ekonomiyle ilgili haber yazıları, bilimsel ve teknik haber yazıları, sosyal haber yazıları, spor haber yazıları olmak üzere gruplandırılabilir.

Röportaj-Haber Yazısı Farkı
Haber yazılarında olaylar olduğu gibi aktarılırken röportajda yazarın duygu ve düşünceleri katılır. Dolayısıyla röportaj, haberin genişletilmiş hâlidir. Röportajda birinci kişili anlatım, haber yazısında ise üçüncü kişili anlatım kullanılır

UNİTE 2 – 8.KONU Fıkra

Bir yazarın herhangi bir konu hakkındaki kişisel görüş, anlayış ve düşüncelerini kanıtlama gereği duymadan hoş bir üslupla yazdığı, kısa fikir yazılarına “fıkra” denir.

Fıkranın özellikleri şunlardır:

    • Köşe yazısı olan fıkralarda yazar, gündelik olayları özel bir görüşle, güzel bir üslupla, hiç kanıtlama gereği duymadan her gün kaleme alır.
    • Düşünceleri hiçbir kalıba bağlı kalmadan serbestçe ortaya koyar.

 

  • Ele aldığı konu üzerinde bir kamuoyu oluşturmayı amaçlar.
  • Gazetelerin bazı sayfalarında, belli köşelerde, genel bir başlıkla, çoğunlukla da her gün yazılan fıkralarda konu kısaca incelenir, ancak mutlaka bir sonuca varılır.
  • Daha çok iğneleyici, alaycı bir dille, bazen eleştiri bazen de sohbet tarzında yazılır.
  • Fıkralarda okuyucuyla sohbet ediliyormuş havası hâkimdir. Anlatım senli benlidir.
  • Cümleler kısa ve anlaşılır niteliktedir.
  • Konular günceldir ve anlatılanların kalıcılık niteliği yoktur.
  • Olaylar kişisel bir bakış açısıyla işlenir.
  • Kısa, etkili ve dokunaklı bir sonuca varılır. Amaç, okuyucuyu etkilemektir.
  • Düşünceler tekrarlanmaz. Bu yüzden fıkralar öz ve yoğun bir anlatıma sahiptir.
  • Amaç, okuyucuya bazı günlük sorunları tanıtmak, bu sorunlar hakkında düşünceleri, derinliğe inmeden kanıtlamaya kalkmadan söylemektir.

Türk Edebiyatında Fıkra
Fıkra türü yazılar Türk edebiyatına Tanzimat döneminde Batı dan geçmiştir. 1908’den sonra bu yazı türü Türk edebiyatında görülmeye başlanmıştır. Özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınmıştır. Daha sonra Ahmet Haşim, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay, Refik Halit Karay, Bedii Faik, Orhan Seyfi Orhon, Refii Cevat Ulunay, Metin Toker, Peyami Safa, Burhan Felek, Ahmet Kabaklı, Aziz Nesin, Çetin Altan, Ahmet Kabaklı, İlhan Selçuk, Sabri Esat Siyavuşgil de fıkralarıyla öne çıkmıştır.

Fıkra – Sohbet Farkı
Sohbette, fıkradan farklı olarak, karşılıklı konuşma üslûbu vardır. Yazar karşısında biri varmış gibi sorular sorar, cevaplar verir. Fıkralarda yazar serbest bir anlatımla düşüncelerini okuyucuya benimsetmeye çalışır. Sohbetlerin dışa dönük bir yapısının olması da onun fıkradan ayrılan yönlerinden bir diğeridir.

Makale-Fıkra Farkı
Makalelerde ispat esastır. Mutlaka bir sonuca varılır. Ciddî, bilimsel bir dil kullanılır. Oysa fıkralar daha serbest ve mizahî öğeler de içeren yazılardır. Yazar ilgi çekici konulardaki düşüncelerini tarafsız olma kaygısı gütmeden açıklar. Makaledeki gibi bir ispat (kanıtlama) zorunluluğu fıkrada yoktur.

UNİTE 2 – 9.KONU Deneme

Bir yazarın kendi isteğine göre seçtiği herhangi bir konuda kesin yargılara varmadan, kişisel düşüncelerini kendi kendisiyle konuşuyormuş havası taşıyan bir üslupla kaleme aldığı yazılara “deneme” denir.
Denemenin özellikleri şunlardır:

  • Denemelerde yazar herhangi bir konudaki görüşlerini kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlatır.
  • Deneme, kişinin kendi dışındaki varlıklarla herhangi bir konuda gerçek ya da hayalî olarak girdiği diyalogun ürünüdür.
  • Denemeler tek bir konuyu rahat ve akıcı bir biçimde ele alan, çoğu kez yazarının kişisel bakış açısı ve deneyimini aktaran orta uzunluktaki edebî metinlerdir.
  • Konuların kişisel bir anlayışla işlenmesi; çeşitli sanatçıların aynı konudaki değişik fikir, zevk ve inanışlarını yansıtması bakımından bu tür önemlidir.
  • Denemeye özgü belirli bir konu yoktur. Konu özgürce seçilir.
  • Her şey denemenin konusu olabilir. Yeter ki yazarın o konuda bir birikimi olsun. Ancak denemeler daha çok her devrin, her ulusun insanını ilgilendiren konularda yazılır.
  • Denemelerde diğer fikir yazılarından farklı olarak aşk, dostluk, iyilik, güzellik, ahlak, sevinç, kültür, yiğitlik gibi daha çok soyut ama kalıcı ve evrensel konular işlenir.

Dünya Edebiyatında Deneme
Deneme türünün ilk örnekleri, daha “deneme” teriminin bile ortaya çıkmadığı eski Yunan ve Latin edebiyatlarında görülmektedir. Bunlar Epiktetos’un “Sohbetler”, Eflatun un “Diyaloglar”, Cicero’nun ‘Kimi Eserleredir. Seneca’nın bazı eserlerinde de denemelere rastlanmaktadır.

Bugünkü anlamdaki denemenin kurucusu 16. yüzyıl Fransız yazarı Michel de Montaigne’dir (1533-1592). Denemenin ilk örneklerini veren Montaigne yazdığı metinlerin kişisel düşünce ve deneyimlerinin iletilmesine yönelik edebî parçalar olduğunu vurgulamak için “deneme (essai)’ adını seçmiştir. Daha sonra yine çok tanınan İngiliz yazar Francis Bacon (1561-1626) ve Charles Lamb da bu türde eserler kaleme almış ve bu türü geliştirmiştir. Fransız edebiyatında Andre Gide (1869-1951) ve Alain İspanyol edebiyatında ise Miguel Dunamuno, Alman edebiyatında R. Maria Rilke gibi sanatçılar da bu türdeki eserleriyle tanınmıştır.

Türk Edebiyatında Deneme
Deneme türü, Türk edebiyatına Tanzimat’tan sonra Batı’nın etkisiyle girmiştir. Deneme önceleri “Musahabe”, “Tecrübe-i Kalemiyye (kalem tecrübesi)” gibi isimler ile anılmıştır. İlk özel gazete Tercümân-ı Ahvâl (1860)’in yayın hayatına başlamasından itibaren gazetelerde çıkan değişik yazılar, zamanla ayrı bir tür olan deneme için dil, anlatım ve yaklaşım bakımından zemin oluşturmuştur.

UNİTE 2 – 10.KONU Makale

Herhangi bir konuda bilgi vermek, bir gerçeği ortaya koymak, bir tezi kanıtlamak veya bir düşünceyi savunmak amacıyla kaleme alınan ve temel öğesi fikir olan yazılara “makale” denir.

Makalenin özellikleri şunlardır:

  • Makalede temel unsur düşünce “fikir”dir.
  • Yazar, herhangi bir konudaki görüşlerini, belli kanıtlar, belgeler, inandırıcı veriler kullanarak anlatmaya çalışır, böylece okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçlar.
  • Makalenin amacı; açıklama, eleştiri, tanıtım, bilgilendirme de olabilir. Ama genellikle eleştirel tutum ön plandadır.
  • Makaleler, yazıldıktan sonra bir araya getirilerek makale kitapları şeklinde yayımlanabilir.
  • Makalede açık, anlaşılır, ciddi bir dil kullanılır.
  • Makaleler öğretici yazılardır. Bu nedenle yazar tutarlı, tarafsız, bilimsel bir üslûp kullanır.

Makale Türleri
a. Edebî makale: Dil, edebiyat ve sanatla ilgili konuları işleyen makale türüdür.
b. Meslekî makale: Tıp, ekonomi, sosyoloji gibi bilimin ve bilime dayalı mesleklerin değişik dalları ile ilgili konulan işleyen makale türüdür.

Türk Edebiyatında Makale Yazarları Ve Eserleri
Şinasi . Mukaddime
Namık Kemal .  Mes Prisons Muahezenamesi
.  Renan Müdafaanamesi
Ziya Gökalp . Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak
Cenap Sahabettin . Evrak-ı Eyyam
. Nesr-i Harp
. Nesr-i Sulh
Ali Canip Yöntem . Millî Edebiyat Meseleleri ve Cenap Beyle Münakaşalarımız
Yahya Kemal Beyatlı . Aziz İstanbul
. Eğil Dağlar (makale – sohbet)
Yaşar Nabi Nayır . Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (makale – inceleme)
Hasan Ali Yücel . Pazartesi Konuşmaları
. İyi Vatandaş İyi İnsan
Mehmet Kaplan .  Büyük Türkiye Rüyası (makale – eleştiri)
.  Kültür ve Dil (makale I eleştiri)
.  Nesillerin Ruhu (makale – eleştiri)
Ahmet Hamdi Tanpınar . Edebiyat Üzerine Makaleler
Samiha Ayverdi . Yusufçuk (makale ve konferansları)
UNİTE 2 – 11.KONU Eleştiri (Tenkit)

Şiir, tiyatro, hikâye, roman, resim, heykel, film gibi bir sanat veya düşünce eserinin, zayıf ve güçlü yönleri göz önünde bulundurularak gerçek değerini belirleme amacıyla yapılan inceleme sonucunun anlatıldığı yazı türüne “eleştiri (tenkit)” denir. Bir kimsenin kendi eleştirisini yazarken ortaya koyduğu esere “otokritik” veya“özeleştiri” denir.

Eleştiri yazarken şu özelliklere dikkat etmek gerekir:

1) Eserin (ya da yazının), gerçeği yansıtmadaki başarısı nedir?
2) Eser (ya da yazı), okuyucu üzerinde nasıl bir etki bırakmıştır?
3) Eserin (ya da yazının) olayı okuyucularına anlatmasında, aktar-masında başarısı nasıldır? Eserdeki içtenlik, özgünlük ve hayal gücü; başarıya nasıl katkıda bulunmuştur?
4) Eserde (ya da yazıda) yansıtılan duygu ile sanatçı arasında nasıl bir ilgi vardır?
5) Genel olarak eser (ya da yazı) başarılı mıdır? Başarılı olduğu yanlar, başarılı olmadığı yanlar var mıdır?

Eleştiri Türleri
a. İzlenimsel (empresyonist) eleştiri: Edebî eserlerin okuyucu üzerinde bıraktığı etkilerden, izlenimlerden yola çıkılarak yapılan eleştirilere “izlenimci eleştiri” denir. İlkelerini ünlü Fransız edebiyatçı Anatole France (Anatol Frans)’ın belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk, algılama, değer ölçülerine göre incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel, kişisel yargılar ağırlıktadır. Bu nedenle günümüzde izlenimsel eleştiri edebiyat dünyasından pek rağbet görmez.

b. Nesnel (bilimsel) eleştiri: Edebî eserlerin içerik, yapı ve üslûpları üzerinde tarafsız olarak yapılan eleştirilere de “bilimsel eleştiri” denir. Bu eleştiri türünde, her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek ölçütler vardır. Eleştirmen, kişisel yargılara varmaktan kaçınmaya çalışır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri tarafsız bir gözle değerlendirir. Eseri, ister beğensin ister beğenmesin, kendi duygularını işin içine katmadan, eserin sanat değerini ortaya koymaya çalışır.

Güncelleme: 26 Kasım 2016 — 15:11

9 yorum

Yorum Yap
  1. Çok teşekkür ederim allah razı olsun

  2. Nasil calisim kafam bombos anlayan varmii

    1. Oku tst çöz ve önemli konularla ilgili kısa notlar tut okadar ama hep test çöz ful çektm bu dersten 🙂

  3. Nasil calisim anlayan varmi sinavda gecen varmi

  4. Harika bir uygulama ve konu anlatimlari mükemmel bu uygulamayi yapanlardan emeği gecenlerden allah razi olsun sınavlarını buradaki çalıştığım konulardan geçiyorum hep…supersinzzz?????

  5. ek sınavlara bu konulardan cikarmi

  6. Faydasi oluyormu acaba

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test Çöz | Online Test Çöz | İnteraktif Testler | 2017 testicoz.org | Hakkımızda | İletişim | Kolay Menü | Site Haritası | Gizlilik Politikası | Yasal Uyarı | RSS