testicoz.org

Test Çöz , Online Soru Çöz , İnteraktif Testler

2016-2017 Müfredatına uygundur.
Coğrafya 8 Konu Anlatımı
UNİTE 2 Türkiye’nin Bölgesel Kalkinma Projeleri
UNİTE 2 – 1.KONU Türkiye’nin Bölgesel Kalkinma Projeleri

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP):
Adıyaman, Batman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt ve Şırnak yer almaktadır.

Doğu Anadolu Projesi (DAP):
Doğu Anadolu bölgesindeki Gümüşhane, Erzincan, Malatya, Elazığ, Tunceli, Bayburt, Bingöl, Erzurum, Muş, Bitlis, Van, Hakkari, Ağrı Iğdır, Kars ve Ardahan illerini kapsamaktadır. Bu proje ile sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan iller gelişmişlik gösterecektir.

Zonguldak, Bartın, Karabük (ZKÜ) Projesi:
Zonguldak, Bartın, Karabük illerini kapsayan, demir-çelik ve kömür işletmeleri kapsayan yatırım alanlarını özel sektöre açmaktır. Böylece bölge ekonomik açıdan biraz daha rahatlığa kavuşacaktır.

Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP):
Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon illerinde ekonomik açıdan biraz daha refah düzeyinin artırılması amaçlanmıştır. Ulaşım ve iletişim hizmetleri güçlendirilmesi amaçlanmış ve bu amaçla bir çok çalışma yapılmıştır.

Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi:
Yeşilırmak Havzası Gelişim Projesi Çorum, Amasya, Samsun, Tokat illerini kapsamaktadır. Projede, Ulaşım, iletişim, enerji altyapısı, tarım ve sanayi entegrasyonu sağlanmaya çalışılmıştır

UNİTE 3 Türkiye’nin Jeopolitiği
UNİTE 3 – 1.KONU Türkiye’nin Jeopolitiği

Bir ülkenin uluslararası alanda yürüttüğü siyaset ile coğ­rafi özellikleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilime jeopo­litik denir.
Türkiye’nin Jeopolitik Önemi Hakkında Bilgi, Türkiyenin jeopolitik konumunun önemi konu anlatımı

Jeopolitikte Etkili Olan Unsurlar

  1. Değişmeyen Unsurlar 

>    Coğrafi konum

>     Jeolojik ve jeomorfolik özellikler

>     İklim

> Su varlığı

>  Coğrafi görünüm (ada, yarımada veya kara devleti olmak gibi)

> Stratejik kaynaklar

>   Coğrafi bütünlük

>   Zaman

  1. Değişen unsurlar

>   Ekonomik durum

>  Askeri ve politik değerler

>- Bilimsel ve teknolojik değerler

>- Sosyo – kültürel değerler

Türkiye’nin Jeopolitiğini Oluşturan Unsurlara Göre Durumu

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan dünyanın en önemli ülkelerinden birisi­dir.

Dünya tarihinde önemli yeri olan üç kıtanın birbirine en çok yaklaştığı alanda bulunur.

Türkiye’yi çevreleyen denizler ve boğazlar deniz yolu ulaşımında önemli kolaylıklar sağlamaktadır. Çevresin­deki su yollarının Cebelitarık Boğazı ve Süveyş kanalıy­la okyanuslara açılma imkanı vardır. Bu durum Türki­ye’nin denizlere kıyısı olan ülkelerle ticari faaliyet yap­masını kolaylaştırmaktadır.

Boğazların iktisadi, askeri ve siyasi alanda büyük önemi vardır.

Türkiye’de farklı jeolojik zamanlara ait çeşitli araziler ve maden yatakları bulunmaktadır. Bu durum ülkemizde çeşitli sanayi kollarının ihtiyacı olan hammaddeyi karşılaması açısından önemlidir.

Ülkemizin dağlık ve yüksek olması ulaşım, yerleşme ve tarım faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Ancak dağ kuşakları engebe ve yükseltiye bağlı olarak çeşitli bitki topluluklarına ev sahipliği yapar. Bu durum farklı ekonomik etkinliklerin ortaya çıkmasına neden olur.

Ilıman Kuşak’ta yer alması iklimin insan yaşamına uy­gun olmasına olanak sağlamıştır.

Ülkemiz bitki çeşitliliği yönünden de zengindir. Ekvatoral- iklim, çöl ve tundra bitkilerinin dışında diğer bitkiler Tür­kiye’deki iklim şartlarında yetişmektedir. Yine toprak çe­şitliliği açısından da ülkemiz zengindir.

Çok çeşitli iklim ve toprak özelliklerine sahip olan Türki­ye çoğu ülkede yetiştirilemeyen sebze ve meyvelerin üretimini yapmaktadır. Bu durum ise ülkemizi dünya nü­fusunun beslenmesi açısından önemli bir ülke kılmakta­dır.

Bulunduğu coğrafyada su kaynakları bakımından büyük öneme sahiptir.

Türkiye, petrol ve doğal gaz kaynaklarının büyük bir bö­lümünü elinde bulunduran Orta Doğu ve Orta Asya ül­kelerine ya komşu ya da yakın bir konumda bulunmak­tadır. Yine bu enerji kaynaklarına büyük gereksinimi olan Batı Avrupa’nın sanayileşmiş ülkelerine de yakın bir konumdadır. Bu durumun bir sonucu olarak hem Or­ta Doğu hem de sanayileşmiş batılı ülkelerle siyasal, toplumsal ve ekonomik işbirlikleri kurulmuştur.

Orta Asya ve Kafkas petrolü ile doğal gazının batıya ta­şınması için belirlenen önemli bir güzergahda bulunur.

BM ve NATO’nun barışı koruma ve istikrara yönelik uy­gulamalarında Türkiye’nin girişimci veya öncü rolü bu­lunmaktadır.

Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlarda meydana gelen so­runların çözümünde etkili politikalar üretmektedir.

Askeri alandaki gücü hakimiyet sürdüğü topraklarda, barış ve huzurun teminatıdır.

Çevresinde barışı, istikrarı, demokrasiyi ve hoşgörüyü yaşatmak için çaba harcamaktadır.

Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konumu eski çağlardaki insanlar açısından da büyük önem taşıyordu. İlk göçler­de, doğuya ve batıya yapılan seferlerde Anadolu top­rakları kullanılmıştır. Eski çağın ünlü Kral Yolu ve İpek Yolu Anadolu üzerinden geçmekteydi. Bu durum Anado­lu’nun sosyal ve tarihi yönden gelişip zenginleşmesine neden olmuştur.

Anadolu’nun Asya, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında ge­çiş yolları üzerinde bulunması tarih boyunca Anadolu’nun bir cazibe merkezi olmasını sağlamıştır. Bu nedenle Ana­dolu’da farklı kültürlere ait birçok mimari eser, antik şehir, madeni ve toprak eşya bulunmaktadır. Anadolu’nun bir cazibe merkezi olması (M.Ö 2000 – M.Ö 600) ta

Hititler – Hattutaş (Boğazköy) Frigler – Gordion (Eskişehir) Lidyalılar – Sardes (Manisa) İyonlılar – Efes, Milet (İzmir) Urartular – Tuşpa (Van) gibi önemli devletlerin kuruluş yerlerinin Anadolu olma­sına neden olmuştur.

Tarih boyunca çok çeşitli medeniyetlere beşiklik eden Türkiye toprakları tarihi ve kültürel değerleriyle önemli bir turizm potansiyeli oluşturmaktadır.

Türkiye bulunduğu coğrafi konumundan dolayı bir çok uluslar arası kuruluşa üyedir.

UNİTE 4 Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyleri Ve Doğal Kaynak Potansiyelleri
UNİTE 4 – 1.KONU Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyleri Ve Doğal Kaynak Potansiyelleri

ÜLKELER NEDEN FARKLI GELİŞMİŞTİR?
Her ülke elindeki fırsatları ve kaynakları değerlendirerek farklı gelişim sürecine girmiştir. Geçmişte kaynaklarını bilinçli kullanan ülkeler daha çok gelişirken, kullanamayan ülkeler gelişememiştir.

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklıdır. Gelişmişlik düzeyi belirlenirken en çok kullanılan ölçüt kişi başına düşen milli gelirdir. Kişi başına düşen milli gelirin yüksek olduğu ülkeler gelişmişken, kişi başına düşen milli gelirin düşük olduğu ülkeler gelişememiştir. Ayrıca okur-yazar oranı, okullaşma oranları, hizmet, sanayi ve tarımda çalışan nüfus oranı, kırsal, kentsel nüfus oranları gibi göstergeler de gelişmişlikte ölçüt olarak kullanılır.

Ülkeler arası sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerinin de ortaya konulduğu Gelişme Endeksi (İGE), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1990 yılında “İnsani Gelişme Raporu (İGR)” ile yayınlanmaya başlandı. İnsani gelişme raporunda başlıca üç unsur üzerinde durulur.
1. Ortalama yaşam süresi
2. Okur-yazar oranı, ilkokul, lise ve üniversite kayıtları yüzdesi
3. Kişi başına düşen milli gelir ile alım gücünün Amerikan dolarından hesaplanması
İnsani gelişme raporunda ön plana çıkan diğer unsurlar; siyasi özgürlük, bilgi edinme ve tatminkâr bir yaşam sürmeyi sağlayacak kaynaklara ulaşma, garanti edilmiş insan hakları, öz saygınlık, yoksulluk, kadın-erkek eşitliği, istihdam.

GELİŞMİŞLİK SEVİYELERİNE GÖRE ÜLKELERİ TANIYALIM

ALMANYA (GELİŞMİŞ ÜLKE)
Yüzölçümü: 358.022 km2
Nüfusu: 83 milyon
İdare Şekli: Parlamenter Cumhuriyet
Başkenti: Berlin
Resmi Dili: Almanca
Dini: Hıristiyanlık
Almanya; kuzeyde Baltık Denizi ve Danimarka, batıda Fransa, Lüksemburg, Belçika, Hollanda, güneyde Avusturya, İsviçre, doğuda Çek Cumhuriyeti ve Polonya ile komşudur
2. Dünya Savaşında yenik düşen Almanya; Doğu Almanya ve Batı Almanya olmak üzere ikiye ayrıldı. Bu iki ülke, 1990′da birleşerek Almanya Federal Cumhuriyeti oldu.
Yüzey şekilleri:
Ülkenin üçte birini, yüksekliği 50 m’yi aşmayan Almanya Ovası oluşturur. Burası yer yer buzulların taşıdığı çakıl ve kumlarla (moren) kaplıdır. Ülkenin orta bölümünde yüksekliği nadiren 1000 m’yi aşan tepelik alanlar görülür. Elbe ve Ren nehirlerinin kaynağını aldığı bu sahalar, akarsular ve buzullar tarafından parçalanmıştır. Daha güneyde Karaorman dağları yer alır. Tuna nehrinin doğdu­ğu sahada Alp dağlarının kuzey uzantısına geçilir; burada yükseklik 3000 m’ye yaklaşır.

Ülkenin önemli akarsuları, Ren, Weser ve Elbe’dir. Rejimleri düzenli ve kanallarla birbirine bağlı olan bu akarsular üzerinde taşımacılık yapılır. Denize döküldükleri yerlerde delta oluşmamaktadır. Bunun nedeni gelgit akıntılarının fazla olmasıdır.

İklimi ve bitki örtüsü:
Almanya’nın kuzey kesiminde nispeten ılıman, iç kesimlerinde kışları soğuk geçen karasal iklim etkilidir. Orta bölümünden geçen nehirlerin zaman zaman donması ulaşımı engeller. Bütün mevsimler yağışlıdır; yazlar ise genellikle serin ve bulutludur.

Almanya’nın alçak düzlüklerinde yaprağını döken ormanlar hakim­dir. Ancak ülkenin büyük bir bölümü doğal bitki örtüsünü kaybetmiştir. Yapay yollardan yetiştirilen ormanlar yaygındır.

Nüfusu ve yerleşmesi:
Nüfus artışı çok düşük olan Almanya, Avru­pa’nın kalabalık nüfuslu ülkeleri arasındadır. Ülkede yaşayan yabancıların çoğunu Türkler ve İtalyanlar oluşturur.
Önemli  kentleri; başkent   Berlin, Hamburg, Münih Frank­furt, Essen’dir. Ulaşım ağının iyi olması, kentlerde fazla nüfusun top­lanmasını engelle­mektedir.

 Ekonomisi:
2. Dünya Savaşı sonucunda yenik düşerek kentleri, fabrikaları yerle bir olan Almanya, çalışkan insanları sayesinde hızla kalkınmıştır. Almanya, hızlı kalkınmasını sahip olduğu demokratik rejime de borçludur.

Günümüzde Almanya; Avrupa’da en fazla işçi ücreti ödeyen, sosyal adaleti, refahı sağlayan ve satın alma gücü fazla, işsizlik oranı en düşük olan ülkelerden biridir. Ekonomik güç yönünden dünyada sayılı ülkeler arasındadır.

Almanya, modern tarım usulleri kullanarak yüksek verim alan bir ülkedir.

Önemli tarım ürünlerini; buğday, yulaf, çavdar, şeker pancarı, patates ve şerbetçi otu oluşturmaktadır. Tarımsal üretimi yeterli olmadığı için dışarıdan tarım ürünleri alır. Hayvancılık modern yöntemlerle yapılan mandıra hayvancılığıdır.

Almanya’da sanayinin gelişmesinde, Ruhr ve Saar havzasında bulunan kömür yataklarının önemli etkisi olmuştur. Almanya’da; imalat, otomobil ve gemi sanayii çok ileridir.

Almanya, ticaret hacmi açısından dünyada önde gelen ülkeler ara­sındadır. Gelişmiş ve çok iyi düzenlenmiş deniz ve hava ulaşımı ile dünyanın her yeriyle bağlantı sağlanmaktadır.İki milyon civarında vatandaşımızın yaşadığı Alman­ya, en fazla alış veriş yaptığımız ülkeler arasında yer alır.

NİJERYA (GELİŞMEMİŞ ÜLKE)
Yüzölçümü: 923.768 km2
Nüfusu: 140 milyon
İdare Şekli: Cumhuriyet
Başkenti: Abuja
Resmi Dili: İngilizce
Dini: İslamiyet, Hıristiyanlık
Gine körfezinin kuzeyinde bulunan Nijerya’nın doğusunda Kamerun ve Çad, batısında Benin, kuzeyinde Nijer ve güneyinde Atlas Okyanusu yer alır.

Yüzey şekilleri:
Nijer Nehri havzasının büyük bir bölümünü kaplayan ülkenin doğu ve kuzeybatısı engebelidir. Bu havzanın kuzeyinde geniş bir plâto ve volkanik sahalar yer alır. Nijer Nehrinin döküldüğü geniş delta ovasına geçilir. Deltada birçok göl ve lagünler yer alır. Doğuda ise güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanan Kamerun dağları bulunur. Ayrıca kuzeydoğuda kapalı bir havza içinde bulunan Çad Gölü yer alır.

İklimi ve bitki örtüsü:
Nijerya’nın iklimi çok farklıdır. Yazın Muson Asyası’nda olduğu gibi denizden karaya doğru sıcak ve nemli hava gelir. Kışın Sahra’dan gelen kuru rüzgarlar hakim olur. Kıyı kuşağında tropikal iklim etkilidir. Yıl içinde sıcaklık değişmesi azdır. İç kısımlarda karasal iklimin etkisi görülür. Kuzeydeki sahalarda yaz ile kış arasında sıcaklık farkı artar. Yağış miktarı çok faz­la olup Nijer deltasında 3800 mm’ye yaklaşır. Yağışların büyük bölümü haziran – eylül arasında düşer. Kış mevsimi kurak geçer.

Nijer deltasında ve lagünlerde mangrov ormanları yaygındır. Buna karşılık güneydeki ovalarda yağmur ormanları görülür. Burada kahve ve kauçuk ağaçları yetişir. Kuzeydeki sahalarda savanlar yer alır.

Nüfusu ve yerleşmesi:
Nijerya, Afrika kıtasında en fazla nüfusa sahip ülkeler arasındadır. Ülkede Avrupalılar ile siyah olan yerli halk yaşar. Ancak etnik gruplar arasında gelir açısından önemli farklar görülür. Nüfusun üçte ikisi tarımla uğraşır. İşsizlik oranı fazladır. Okuma yazma oranı düşüktür.

Ekonomisi:
Ülke, Batı Avrupa ülkelerinin, özellikle İngilizlerin sömürgesi hâlindeydi. 1960’ta bağımsızlığını aldığında ülkenin ihracatı sadece tarım ürünlerine dayanıyordu. Ülkede genel olarak halk fakirdir. Etnik gruplar arasında çatışmalar olmaktadır.
Ülkenin dış satıma dayalı önemli tarım ürünleri; palmiye yağı, kakao, kauçuk, pamuk, yer fıstığı, soya fasulyesi ve şeker kamışıdır. Hayvancılık da önemli geçim kaynakları arasındadır. Nijer nehri boyunca balıkçılık yapılır. Orman ürünlerinin önemli bölümü ihraç edilir. Ülkenin önemli yer altı zenginliğini, petrol ve doğal gaz yatakları oluşturur. Ülkede ihracatın büyük bölümü petrole dayanır.  Türkiye ile ilişkileri iyidir.

DOĞAL KAYNAKLARIN VERİMLİLİĞİ VE ENERJİ TAŞIMACILIĞI
DOĞAL KAYNAKLARIN ULUSLARARASI İLİŞKİLERE ETKİSİ
Ülkeler sahip olduğu fazla olan kaynakları ihtiyacı olan başka ülkelere pazarlamak, kendinde olmayan doğal kaynakları da almak istemektedir. Madenler, petrol, orman, su, doğalgaz tarih boyunca ülkelere gerekli olmuştur. Dünyada nüfusun hızla artması doğal kaynaklara olan talebi artırmıştır.
Baz ülkeler doğal kaynak yönünden zengin olmalarına rağmen kaynaklarından yeterince yararlanamamışlardır. Afrika, Orta Doğu ve Güney Amerika’da bulunan ülkelerin doğal kaynakları bazı ülkeler tarafından kullanılmaktadır.
Gelişmiş ülkelerin birçoğu sömürgeleri olan ülkelerin doğal kaynaklarından yararlanarak bugünkü sanayileşme düzeyine ulaşmışlardır.

ENERJİ TAŞIMACILIĞI
Tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de güçlü olmak isteyen devletler enerji kaynaklarının bulunduğu bölgeleri ve ulaşım yollarını kontrol etmeye çalışmaktadırlar. Enerji ülke kalkınmasında en önemli faktördür.

Enerji Nakil Hatlarının Stratejik Önemi
Yaşadığımız iletişim çağının tüm araçları, enerjiye endekslenmiş durumdadır. Bu bakımdan enerjinin kişi başına yıllık tüketimi de ülkelerin gelişmişlik ölçütü olarak görülmektedir. Bundan dolayı enerjinin temini ve taşınması önem arz etmektedir.

Üretici ve tüketici bölgeler arasında gerçekleştirilen petrol ve doğal gaz taşımacılığı, teknik açıdan büyük farklılıklar göstermektedir. Petrol, nispeten düşük maliyetle deniz yolu ile taşınabilirken, doğal gazın (LNG) önce sıvılaştırılması, tüketilmeden önce de tekrar gaz haline getirilmesi gerekmektedir. Bu işlem oldukça yüksek bir maliyet gerektirdiğinden doğal gazın boru hatları ile nakli tercih edilmektedir.

Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Japonya satın aldıkları petrolün büyük bir bölümünü deniz yolu ile taşımaktadır. Dünya ekonomisi için enerji kaynaklarının devamlı ve güvenli bir şekilde taşınması çok önemlidir. Özellikle petrol ve doğal gazın tankerlerle taşınmasının çevre kirliliğine neden olması ve ekonomik olarak pahalı olması bu enerji kaynaklarının boru hatlarıyla taşınmasını zorunlu hale getirmiştir.

Hazar Bölgesi Enerji Kaynakları
Hazar Denizi’nin çevresi dünyanın en büyük petrol ve gaz yataklarına sahip bölgelerinden biridir. Bu yüzden Hazar Bölgesi günümüzde zengin enerji kaynakları nedeniyle dünya gündemindedir. Hazar Havzası’ndaki enerji kaynakları, Orta Doğu’nun zengin enerji yataklarına bir alternatif olarak görülmektedir. Önemi artan enerji kaynaklarının paylaşımı için ülkeler arasında sorunlar çıkmaktadır.

Hazar Bölgesi’ndeki petrol ve doğal gaz boru hatlarının büyük bölümü Sovyetler Birliği döneminde inşa edildiğinden günümüzde Hazar ve Orta Asya petrol ve gazının dünya piyasalarına ulaşmasının yolu Rusya topraklarından geçmektedir.

Bakü – Tiflis – Ceyhan Petrol Boru Hattı ya da kısaca BTC, Azerbaycan petrolünü Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına taşıyan petrol boru hattıdır. Temmuz 2006 tarihinde hizmete girmiştir. Azerbaycan’ın toplam ihracatının %90′ı da petrol ve doğalgazdan oluşmaktadır. Petrol ve doğalgaza bu denli bağlı bir ülke için, bu ürünleri taşıyacak boru hatları da son derece önemlidir. Azerbaycan’ın Ermenistan’la yaşadığı problemler yüzünden, Bakü – Ceyhan boru hattının güzergâhı Gürcistan üzerinden geçerek uzamış ve toplamda 1760 kilometreyi bulmuştur. İlk önce Azeri petrolünü taşımaya başlayacak olan boru hattının, daha sonra Kazakistan petrolünü de taşıması bekleniyor.

NABUCCO
Nabucco, Türkiye’den AB ülkelerine doğal gaz taşımak amacıyla yapılması düşünülen uzun geçişli bir boru hattı taşımacılığı projesidir.Nabucco boru hattı Ankara’da Temmuz 2009′da hükümetler arasında imzalanan anlaşmayla başlamıştır. Avrupa’nın en büyük doğal gaz tedarikçisi konumundaki Rusya’dan yapılan sevkiyata alternatif olması amacıyla daha çok ABD ve AB tarafından desteklenmektedir.

Yeni Enerji Koridorlarında Türkiye’nin Yeri
Türkiye, dünyadaki petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık dörtte üçüne sahip bölgelerin kavşağında bulunuyor. Bu nedenle Türkiye’nin enerji stratejisinin temel unsurları arasında, coğrafyası ve jeostratejik konumundan yararlanarak, enerji kaynakları zengin ülkeler ile enerji tüketicisi ülkeler arasında bir enerji koridoru oluşturması yer alıyor. Bu hedeften hareketle, Türkiye, zengin petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olan Hazar Havzası ve Orta Doğu ülkeleri ile büyük bir pazar olan sanayileşmiş batı ülkeleri arasında doğal enerji köprüsü öngören 21. yüzyılın İpek Yolu olarak sunulan Doğu-Batı Enerji Koridorunun gerçekleşmesine ön ayak olmaktadır.

Ülkemiz petrol ve doğal gaz kaynakları bakımından önemli sayılabilecek rezerve sahip olmamakla beraber, bu kaynaklar bakımından zengin olan ülkelerle sınır komşusudur. Dünya enerji sevkiyatında çok önemli bir yeri olan Ümit Burnu ile Hürmüz Boğazı’na alternatif olabilecek en güvenli ve en kısa yol Türkiye üzerinden geçmektedir.

Güncelleme: 26 Kasım 2016 — 14:58

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test Çöz | Online Test Çöz | İnteraktif Testler | © 2016 testicoz.org | Hakkımızda | İletişim | Kolay Menü | Site Haritası | Gizlilik Politikası | Yasal Uyarı | RSS