testicoz.org

Test Çöz , Online Soru Çöz , İnteraktif Testler

2016-2017 Müfredatına uygundur.
Coğrafya 7 Konu Anlatımı
AÇIKLAMA
Coğrafya 12. Sınıf ders kitabının
1.2.3.4.5. ve 6. Bölümleri Cografya 7 dersi içindir
7.8.9.10.11. ve 12. Bölümleri Cografya 8 dersi içindir
Ders Notları Bu Kitaba Göre Çıkartılmıştır.
UNİTE 1 Doğadaki Ekstrem Olaylar
UNİTE 1 – 1.KONU Doğanın Ekstremler

DOĞANIN EKSTREMLERİ

1.Klimatolojik Karakterli Ekstrem Olaylar
a.)Ekstrem Sıcaklıklar (Aşırı Sıcaklar ve Soğuklar)
Herhangi bir yerde o güne kadar görülmeyen ya da çok seyrek görülen sıcaklık ve soğuklukların belli bir süre yaşanması,
Bugüne kadar yaşanmış en yüksek sıcaklıklar
57°C – 13 Eylül 1922 – Libya – Mübarek şehri EL Aziz
50°C – 04 Ağustos 1981 – İspanya – Sevilla

b.)Şiddetli rüzgarlar ve Fırtınalar
Kasırga, hortum ya da tayfun aynı meteorolojik olay anlatmakta kullanılan sözcüklerdir.
Bunlar tropikal alçak basınç etkisi ile oluşmaktadır.

2.Jeolojik ve Jeomorfolojik Karakterli Ekstrem Olaylar
Tsunami, Şiddetli deprem, volkanizma, kütle hareketleri gibi Olaylar

3.Hidrolojik Karakterli Ekstrem Olaylar
Aşırı yağışlar ve Kuraklıkların oluması

UNİTE 1 – 2.KONU İnsan ve Doğa Etkileşimi

İnsanın Doğadaki Serüveni
İnsanlar, ilk dönemlerden itibaren uzun bir süre doğal sistemin işleyişi içinde kalarak yaşamlarını sürdürmüşler ve bu sürece pek müdahale edememişlerdir. Yeryüzünü tanıdıkça ve yeryüzü hakkındaki bilgilerini artırdıkça doğal sistemlere müdahaleye başlamışlardır. Bu müdahale sanayi devrimi ile hız kazanmış ve günümüze kadar devam etmiştir.

İki Ülkeyi Birleştiren Yol: Manş Tüneli
Fransa ile İngiltere’yi birbirine bağlayan Manş tüneli yeryüzünün en uzun su altı tünelidir. Deniz yüzeyinin 91 metre altında ve 38 kilometre uzunluğundadır. Benzer bir tünel istanbul’un iki yakasını birleştirmek amacıyla İstanbul boğazında yapılmaktadır.

Çölde Oluşan Yaşam Alanı: Kalifornia’daki Central
Valley Projesi
Kuraklığın etkili olduğu bölgelerde tarımsal su talebi, büyük ölçekli sulama projelerinin yapılmasını gerekli kılmaktadır.

Örneğin;
*Sulama projesi sayesinde Kalifornia’da eskiden çöl alanı olan Central Valley verimli bir tarım alanına dönüşmüş, turunçgiller yetiştirilmeye başlanmış, hayvanlar için verimli otlak alanları oluşturulmuştur.
*Ülkemizde kuraklığın etkili olduğu Güneydoğu Anadolu bölgesinde tarımsal verim ve üretimi artırmak amacıyla Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Dicle ve Fırat üzerinde barajlar yapılmakta ve tarım alanları sulanmaktadır.

Dünyadaki En Büyük Su Nakli Projesi: Libya Yapay
Nehir Projesi
Libya’daki Büyük yapay nehir projesi’ne 1984 yılında başlanmıştır. Projeyle güneydeki çöl bölgesinin yeraltı sularının, kuzeyde yeralan sahil kesimindeki tarımsal alanlara taşınması amaçlanmıştır.

İsviçre ve Dağlar
* İsviçre’nin yarıdan çoğunu kaplayan ve yükseltileri 4000 metreyi geçen Alp dağları güneybatı–kuzeydoğu doğrultusunda uzanan iki sıradan oluşur. Bu iki dağ sırası arasında ren ve Rhone ırmaklarının oluşturduğu bir oluk sistemi vardır.
* Alplerin elverişli kesimlerinde akarsulardan elde edilen enerji sayesinde sanayi bu oluk boyunca gelişmiştir. Bu oluk aynı zamanda ulaşım bakımından da önemlidir.
* İsviçreliler, Alpler’in olumsuz coğrafi şartlarına rağmen uzun tüneller ve viyadükler yaparak bu alanları değerlendirmeyi bilmişlerdir. Bu durum İsviçre Alplerinde kış turizmininde gelişmesine katkı sağlamıştır.

Hollanda Kıyıları: Doğanın Zorlamasıyla Oluşan Mühendislik
* Hollanda kıyıları büyük bir bölümünün deniz seviyesinde veya deniz seviyesinin altında olmasından dolayı fırtınalar ve deniz seviyesindeki yükselmeler nedeniyle kıyı taşkınları ve su baskınlarına uğramaktadır. ülkenin kıyı bölgeleri taşkınlara ve su baskınlarına karşı doğal ve yapay birimlerden oluşan kıyı koruma sistemi ile korunmaktadır.
* Hollanda kıyılarında yaşayan insanlar bu nedenle, arazi ıslahı ile denizden toprak kazanma, taşkın koruma sahaları oluşturma, kıyı setlerinin yapımı ve deniz seviyesi kontrolü alanlarında çalışmalar yapmışlardır.
* Kıyı alanındaki yerleşmeler; barajlar, kanallar ve setler sayesinde dünyadaki en kapsamlı kıyı koruma sistemiyle korunmaktadır.
* Japonya’da Hollanda gibi kıyı bölgelerinin doldurulmasıyla toprak kazanan ülkelerden biridir. Nagoya hava alanı denizin doldurulmasıyla yapılmıştır.

UNİTE 1 – 3.KONU Yarından Sonra

* Geleceğimiz Daha Sıcak ve Kurak Olabilir
* Yerkürenin oluşumundan bu yana jeolojik devirler boyunca iklim koşullarında sürekli bir değişim yaşanmıştır. Bu değişimlerin büyük ölçekli olması sıcaklık ve yağışlarda da değişmelere yol açmıştır.
* 21. yüzyılda küresel iklim değişmeleri öncekilere göre daha kuvvetli ve daha kısa zaman diliminde gerçekleşecektir.
* Atmosferdeki karbondioksit, metan ve diazotmonoksit gibi gazların oranında artışlar sonucu küresel ısınmanın ortaya çıkması beklenmektedir. Yüksek sıcaklıklar kara ve deniz buzullarında azalmaya, şiddetli tropikal fırtına sayısında da artışa yol açacaktır.

UNİTE 2 Uygarlıkların Ortaya Cıkışı
UNİTE 2 – 1.KONU İlk Kültür Merkezleri

Medeniyetlerin Doğuşu
Toplumlar arası ortak değerler düzeyine yükselmiş olan anlayış, davranış ve yaşama araçlarının tamamına medeniyet adı verilir.
Yeryüzünde coğrafi şartlara bağlı olarak ırk, din, dil, yaşam tarzı, bakımından birbirinden farklı medeniyetler doğmuş ve gelişmiştir.

Mezopotamya Medeniyeti
Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgedir. Verimli toprakları ve uygun iklim şartları nedeniyle çok eski zamanlardan beri yoğun göçe sahne olmuştur.
Mezopotamya’da tarımın başlamasından sonra köyler gelişerek kent haline gelmiştir. Böylece Mezopotamya, dünyanın en tanınmış ve köklü medeniyetlerin birkaçına ev sahipliği yapmıştır.

Mısır Medeniyeti
Kuzey Afrika’da Nil Nehri ve etrafında kurulmuştur.
Etrafının çöllerle kaplı olması diğer medeniyetlerle etkileşiminin daha az olmasına neden olmuştur.
Mısırlıların medeniyete geçişinde; neolitik yerleşmelerin varlığı, Nil Nehri ve Mezopotamya uygarlığı etkili olmuştur.

Aztek Uygarlığı
Aztekler, bugünkü orta Meksika bölgesinde 13-16 yüzyıllar arasında yaşamış bir uygarlıktır.
Gelişmiş tarım yöntemlerine, kendilerine ait bir dine, takvime ve alfabeye sahiptirler.

Maya Uygarlığı
Orta Amerika’da kurulmuştur. Amerika kıtasında Kolomb öncesi uygarlıklardandır.
Astronomi, matematik, mimari ve sanat gibi birçok alanda ileri uygarlık düzeyindedirler.

İnka Uygarlığı
And Sıradağları üzerinde yaşamışlardır.
Bulundukları bölgenin coğrafi konumu nedeniyle güneşin hareketlerini incelemişler ve güneş saatini yapmışlardır.
Patates tarımını ilk yapan uygarlıktır.
Machu Pichu antik kenti İnkalar tarafından kurulmuştur ve keçileriyle ünlüdürler.

Çin Uygarlığı
Çin uygarlığı teknik buluşlarıyla tanınan bir uygarlıktır. Kâğıdı bularak dünya kültür tarihine imza atmışlardır.
Barut, pusula, ipekli dokumacılık, baskı tekniği, ipekten kâğıt yapımı, porselen ve mürekkep İlkçağ’da Çinliler tarafından geliştirilip kullanılmıştır.

Akdeniz Uygarlıkları
Akdeniz kıyıları, medeniyetlerin ilk kurulduğu alanlardan biridir. Tarım alanlarının azlığı, akarsuların varlığı, kıyılarında liman, ada ve yarımadaların bulunması, birbirinden farklı medeniyetlerin kurulmasına neden olmuştur.

Hint Uygarlığı
İndus ve Ganj nehirlerinin suladığı zengin doğal kaynaklara sahip bir ülkedir.
Hindistan, doğal kaynaklarının zengin olması nedeniyle tarih boyunca sık sık istilalara uğramıştır. Bu istilalar Hindistan’da ulusal ve kültürel birliğin oluşmasını engellemiş ve ülkede birçok din, dil, kültür ortaya çıkmıştır.

UNİTE 3 Ekonomi, Göç Ve Yerleşme
UNİTE 3 – 1.KONU Ekonomik Faaliterlerin Sosyal ve Kültürel Etkileri
Almanya’daki Ruhr bölgesi
Ruhr Bölgesi Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfelya eyaletindeki en büyük sanayi bölgesidir.Duisburg,Mülheim en der Ruhr,Essen,Gelsenkirchen,Bochum,Oberhausen,Bottrop ve Dortmund bu bölgenin belli başlı kentleridir.Bu bölgenin esas gelir kaynağı yakın bir zamana değin kömür ve çelik üretiminden sağlanıyordu. Öyle ki I. Ve II. Dünya Savaşları sırasında Ruhr Bölgesi aynı zamanda ekonomik anlamda “Avrupa’nın kalbi” durumundaydı.

UNİTE 3 – 2.KONU Şehirleşme ,Sanayi ve Gçö İlişkisi

Şehirlerin doğuşu, sanayileşme, göç, şehirleşme, şehirlerin gelişimi, göç ve kentleşme, Gebze

Şehirlerin doğuşu
10. ve 12. yüzyıllarda Avrupa’da şehirlerin doğuşu, Batı Avrupa tarihinde bir dönüm noktası oldu.
– 11. yüzyıldan itibaren şehirler birer değişim ve imalat yeri haline geldi
– Şehirler birer değişim yeri olmaya başlayınca sınai faaliyetler de
malikanelerden şehirlere kaydı
– Şehirlerin büyümesinin temelinde yığınlar halinde göç hareketi
bulunuyordu
– İnsanlar biri itici, diğeri çekici gücün etkisiyle şehirlere göç ediyorlardı
İtici Güç: Pek çok serf malikanede sıkıntı çekiyordu. Bu durumdan kurtulması
ancak o bölgeyi terk etmesine bağlıydı.
Çekici Güç: Şehirler bir yenilik unsuru, talihi deneme şansı idi. Şehir yeni ve
dinamik bir dünya idi.
“Şehir havası insanı hür yapar” sözü bir atasözü haline gelmişti.

Sanayide Yaşanan Gelişmeler
– 10 ve 12. yy’larda imalat faaliyetleri şehirlere kaydı
– İmalat faaliyetleri artık ihtisaslaşmış kişilerce yürütülmekteydi
– Sanayinin ölçeğinde artış yaşandı. 10. ve 11. yy’lardan itibaren 14. yy’a kadar üretim genişledi.
– Üretimdeki bu artışa rağmen sınai üretim birimleri Ortaçağ dönemi boyunca hep küçük kaldı.
– Ortaçağ’da ideal üretici sınıfı kalfa ve çırakların yardımıyla üretim yapan ustalardı.
– Şehirlerde imalat faaliyetlerini yürüten esnaflar, loncalarda örgütlenmişlerdi.
-Esnaf loncalarının şehir ticareti üzerindeki tekelci uygulamalar nedeniyle doğduğu kabul edilir.

Göç
Göç olgusu, temelinde sosyal bir hareket olmasına karşın, ekonomik yaşamdan kültüre kadar hayatın her yönünü etkileyen temel bir değişim aracıdır. Ülkemizde 1950′li yıllardan sonra belli sosyo – ekonomik şartlar neticesinde kırsal alanlardan şehirlere doğru gerçekleşen iç göç hareketi, bugün kentlerimizin içinde bulunduğu sorunlar yumağının en büyük sebebidir.

Şehirleşme
Şehirleşme, bir ülkenin nüfusunun belirli bir ölçekte şehir merkezlerinde yaşama oranındaki artışı dile getirir. Her ne kadar şehirler sosyal, siyasal ve iktisadi olarak daima önemli olmuşlarsa da, XIX. yüzyılda sanayileşmiş Batılı toplumların şehirleşmesi çok hızlı ve kısa bir zaman zarfında olmuştur. Örneğin 1800 yılında İngiltere’de nüfusun yüzde 24′ü şehirliyken 1900 yılında bu oran yüzde 77′ye yükselmiştir. Halen tüm bu toplumlar için şehirleşmeyi S-bi-çirnli bir eğri takip etmiştir; önce çok usulca temelleri atılır, çok hızlı bir şekilde genişler ve ardından yavaşça çöker, hatta daha büyük kenar mahallelerin gelişmesiyle yavaşça tersine döner. XIX. yüzyılda vuku bulan nüfusun oranındaki bu hızlı artış büyük ölçüde kırsal kesimden şehire göç yoluyla olmuştur. Ne var ki daha hızlı bir şekilde şe-hirleşmekte olan çağdaş az gelişmiş toplumlarda artış, daha ziyade şehir nüfusundaki normal artıştan kaynaklanmaktadır, halk sağlığı ve tıbbi kolaylıklar sağlandıkça da tek bir şehirde toplanmaya eğilim duyulmaktadır.

Genel olarak şehirleşme dönemleri sanayileşmeyle ilişkili olarak ortaya çıkar. Ancak, kapitalizmin bu süreçte oynadığı rol konusunda bazı ihtilaflar mevcuttur. Şehirleşme ekonomik kalkınma için çelişkili so-nuçlara gebedir. Zira o, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerin maliyetini ucuzlatırken artık küçük ölçekli zirai üretimle geçimini sağlayamayan işgücünün, emeğin maliyetini artırmaktadır.

UNİTE 3 – 3.KONU Günümüz Dünyasından Geleceğin Dünyasına

Geçmişten Günümüz Dünyasına
· Sosyal ve ekonomik gelişme sürecine bakıldığında toplumlar insanlık tarihi açısından önemli gelişim aşamaları geçirmişlerdir.
· Bu aşamalar:
· İnsanı yerleşik hayata ve toprağa bağlayan tarım toplumuna geçiş
· Tarım toplumundan kitlesel üretim tüketimin ve eğitimin önemli olduğu sanayi toplumuna geçiş
· Kitlesel refahın bilginin ve nitelikli insanın önem kazandığı bilgi toplumuna geçiş
· Günümüz koşullarında ise teknoloji hızla gelişmekte; ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal alanda hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır.

TEKNOLOJİK GELİŞME VE DOĞAYA ETKİSİ
· Teknolojinin doğa üzerinde olumlu olumsuz pek çok etkisi vardır.
· Hastalıklara dayanıklı yüksek verimli tohumlar elde edilmesi olumlu etkisi içinde yer alırken elektro manyetik kirlilik radyo aktif kirlilik gibi çevre sorunlarına yol açması da olumsuz etkileri arasında yer almaktadır.

TEKNOLOJİNİN İNSANA ETKİLERİ
Olumlu Etkileri
· Mal ve hizmetlerin üretimi artar.
· Mal ve hizmetlerin üretiminde işgücüne olan ihtiyaç azalır.
· İnsanların hayat standardı yükselir.
· Ortalama yaşam süresi uzar. (ör: diyaliz makinesinin icadı)
· Ulaşım ve iletişim kolaylaşır.
· Yeni iş alanları açılır.
· Bilgiye ulaşma hızlanır.

Olumsuz Etkileri
· Çevre sorunları artar
· İşsizlik artar.
· Sosyal ve psikolojik sorunlar artar.
· Özel hayatın gizliliğine müdahale artar.
· Doğal kaynaklar hızla tükenir.
· Çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkar.

GELECEKTE NÜFUS VE YERLEŞME
· Şehirleşme, göç ve sanayi kavramları sıkı bir ilişki içerisindedir.
· Sanayileşmenin artması göçlerin artmasına bu durumda şehirleşme hızındaki artışa neden olmuştur.
· Sanayi devriminden sonra dünya üzerinde kır ve kent nüfuslarında hızlı bir değişim yaşanmıştır.
· Yakın bir geçmişte kır ve kentlerdeki nüfus dağılımı kentlerin lehine değişerek günümüzde dünya nüfusunun çoğunluğu kentlerde yaşar oldu.
· Ancak kentleşme dünyanın her yerinde aynı değildir.
· Gelişmiş şehirlerde/alanlarda/bölgelerde (Avrupa, Kuzey Amerika gibi) kentleşme oranı yüksek iken şehirleşme hızı yavaştır.
· Gelişmemiş şehirlerde/alanlarda/bölgelerde (Afrika, Güney ve Güneydoğu Asya gibi) kentleşme oranı düşük iken şehirleşme hızı yüksektir. Bunun nedeni bu alanlardaki kırsal alandan şehirlere olan göçün fazla olmasıdır.

GELECEĞİN EKONOMİSİ
· Dünya ülkelerindeki farklı demografik oluşumlar, teknolojik yenilikler, uluslararası ticaretin ve mali sistemin serbestleştirilmesi ve yerel reformlar, dünya ekonomisindeki değişikliklerin itici gücünü oluşturmaktadır.
· Uluslararası birçok kuruluşun kendileri ve dünyanın geneli için yaptıkları ya da tasarladıkları projeler vardır.
· OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) tarafından, 2000’li yılların başında bir “Bağlantılar Projesi” tasarlanmıştır.
· Bu proje, bir yandan ülkeler için yüksek büyüme hızları öngörürken diğer yandan da önümüzdeki 25 yıl içerisinde farklı ülkelerin ekonomilerinin birbirlerinden nasıl etkileneceğini ortaya koyacaktır.
· Yapılan değerlendirmelere göre temel ham maddelerin özellikle de doğal kaynakların üretiminde büyük bir artış öngörülmemektedir.
· Bu nedenle yüksek büyüme oranları küresel ticaretteki gelişmelerle, yerel reformlarla ve yatırım serbestîsiyle etkileşime girerek dünyanın büyük bir bölümünde verimlilik artışına yol açacaktır.
· Böylelikle yaşam standardında bir iyileşme görülecektir.
· Dünyanın farklı ülkelerindeki politik yaklaşımlar ve var olan potansiyeller göz önüne alındığında dünya ekonomisinde geçen çeyrek yüzyılda ulaşılan yıllık % 4,5′lik büyüme oranının % 6,7′ye çıkacağı tahmin edilmektedir.
· Gelecekte ekonomik kaynakların dışa açılımının;
· Ticaretin serbestleşmesi
· İletişim ve ulaşım maliyetlerinin düşmesi
· Sermeyenin uluslar arası sahada hareketliliğinin arması
· Gibi gelişmelerle sağlanması düşünülmektedir.
· Küreselleşme hareketleri, geleceğin ekonomik yapısını büyük oranda değiştirecektir. Buna göre;
· İletişim teknolojisinin gelişecek
· Çok geniş ve karmaşık bir uluslararası ticaret ağı oluşturmaktadır.
· Ticari örgütlenme artacak, dünya büyük bir pazar hâline gelecektir.
En iyi ve en ucuz malı en hızlı şekilde, tüketicilere ulaştıran ülkeler ve firmalar bu ticari sisteme uyum sağlayacaktır. Bunu sağlayamayan ülkelerde ise bu küreselleşmeye bağlı olarak işsizlik ve fakirlik artacaktır.

UNİTE 4 Türkiye’de Coğrafi Bölgelerin Oluşturulması
UNİTE 4 – 1.KONU Türkiye’de Coğrafi Bölgelerin Oluşturulması

Türk Coğrafya Kurumunun Amacı ve Görevleri
1. Türkiye’de coğrafyanın ve diğer bilimlerin gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak
2. Türkiye’nin ilmi metotlarla coğrafyasını incelemek
3. Coğrafya ile ilgili uluslararası bilimsel çalışma ve yayımları izlemek
4. Türkiye’nin coğrafi değerlerini tespit etmek, korumak ve geliştirmek

Bölgelerin Oluşturulma Gerekçeleri
1. Türkiye coğrafyasını daha iyi öğrenmek ve öğretmek
2. Yabancı bölge isimlerini Türkçeleştirmek
3. Tarihi ayrıma dayalı olan bölge sınırlarını coğrafi özellikleri dikkate alarak yeniden düzenlemek
4. Bölge özelliklerini daha iyi analiz ederek ekonomik ve sosyal gelişmeyi hızlandırmak
5. Bölge ayırımında uluslararası coğrafi standartlardan yararlanmak ve günün şartlarına uygun hâle getirmek
6. Farklı kriterlere göre oluşturulmuş ve karışıklığa yol açan bölge ayrımını ortadan kaldırmak
7. Yönetim işlerini kolaylaştırmak ve sorunların daha çabuk çözülmesini sağlamak

NOT: 6 Haziran 1941 tarihinde toplanan ve 21 Haziran’a kadar devam eden Birinci Türk Coğrafya Kongresi’nde ele alınan konulardan biri de Türk Coğrafya Kurumunun oluşturulmasıydı. Kongrenin çalışmaları sonucunda 12 Mart 1942′de kurulan Türk Coğrafya Kurumu, Cumhuriyet Döneminin önemli bilim ve eğitim kurumlarından biri olmuştur.

Coğrafi bölgelerimizin belirlenmesinde dikkate alınan başlıca özellikler şunlardır:

1- Karadeniz Bölgesi:
* Kuzey Anadolu Dağlarının kıyıya paralel uzanması,
* Enlemin de etkisiyle nemli Karadeniz ikliminin oluşması,
* Gür ormanların bulunması,
* Kıyı boyunca nüfus ve yerleşmenin yoğun olması,

2- Marmara Bölgesi:
* Yüksekliği az olan ova ve platoların geniş yer kaplaması,
* Karadeniz iklimi ile Akdeniz iklimi arasında bir geçiş iklimi özelliği göstermesi,
* Türkiye’nin ve bölgenin en gelişmiş kenti olan İstanbul’un bu bölgede yer alması,
* Sanayi, ticaret ve ulaşımın çok gelişmiş olması,

3- Ege Bölgesi :
* Dağların kıyıya dik olarak uzanması ve aralarında çöküntü ovalarının yer alması,
* Deniz etkisinin iç kesimlere kadar sokulabilmesi,
* Kıyıların çok girintili çıkıntılı olması,
* Büyük bir liman şehrimiz olan İzmir’in burada yer alması,
* Nüfusun kıyı kesiminde yoğun olması,

4- Akdeniz Bölgesi:
* Batı ve Orta Toros dağlarının kıyıya paralel uzanması,
* Dağların, kıyının hemen gerisinde yükselmesi nedeniyle kıyı ovalarının genellikle dar olması,
* Tipik Akdeniz ikliminin etkili olması,
* Nüfusun, özellikle tarım, sanayi ve ticaretin geliştiği yörelerde toplanması,

5- Güneydoğu Anadolu Bölgesi:
* Güneydoğu Torosların güneyinde, ova ve platoların geniş yer kaplaması,
* Orta kesiminde Karacadağ volkanik dağının; doğu kesiminde ise Mardin Eşigi’nin yer alması,
* Buharlaşmanın çok fazla olması. Yaz mevsiminin çok sıcak ve kurak geçmesi,
* Özellikle batı kesiminde Akdeniz iklimi etkilerinin görülmesi,
* Türkiye’nin petrol üretim bölgesi olması,

6- Doğu Anadolu Bölgesi:
* Ortalama yüksekliğinin fazla olması.
* Birbirine paralel sıradağlar ile volkanik dağların bulunması. Bu dağlar arasında yüksek ova ve platoların yer alması.
* Yükseklik ve denizden uzaklığa bağlı olarak karasal iklimin etkili olması,
* Nüfusun az ve yerleşmenin seyrek olması,
* Hayvancılığın en önemli ekonomik faaliyet olması.

7- İç Anadolu Bölgesi:
* Etrafı yüksek dağlarla çevrili ova ve platoların geniş yer kaplaması,
* Bölgede genellikle karasal iklimin etkili olması,
* Başkent Ankara’nın burada yer alması,
* Buğday tarımının ön planda olması.

UNİTE 5 Türkiye’de Ulaşim Ve Ticaret
UNİTE 5 – 1.KONU Türkiye’de Ulaşim Sistemlerinin Gelişimi

Ülkemizin Can Damarı: Ulaşım
Ulaşım; İnsanın, eşyanın, bilginin vb. bir yerden başka bir yere gitmesi, taşınması ve iletilmesi olarak tanımlanabilir. Ulaşım sistemleri kara yolu, deniz yolu, hava yolu ve demir yolu ulaşımı olmak üzere ulaşım dört ana bölüme ayrılır. Ayrıca boru hattı ulaşımı ve İnternet diğer ulaşım sistemleridir. Bir ülkenin hem kendi sınırları içinde hem de dünya ülkeleri ile bağlantısını sağlayan en önemli hizmet sektörü ulaşımdır.

Ulaşım Üzerinde Etkili Olan Faktörler
1.Doğal Faktörler
Coğrafi Konum

Ulaşım Üzerinde Etkili Olan Faktörler

Coğrafi konumu nedeniyle ülkemiz toprakları, üç kıtanın (Avrupa, Asya ve Afrika) birleştiği noktada yer alır ve bu kıtalar arasında doğal köprü görevi üstlenir.
Bu konumundan dolayı Türkiye, geçmişten günümüze kadar önemli yolların kesiştiği yer olma özelliği kazanmıştır. Bu Özelliği nedeniyle Avrupa, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’yu birleştiren kara yolu, demir yolu, deniz yolu ve hava yolu ile enerji taşımacılığında Türkiye merkez konumundadır.

Yeryüzü Şekilleri
Ülkemizin yüksek ve engebeli bir topografyaya sahip olması, kara yolu ve demir yolu yapım maliyetlerinin yüksek olmasına; yolların akarsu vadileri, çöküntü alanları, plato yüzeyleri veya su bölümü hatlarını takip etmesine neden olmuştur. Yurdumuzda yükseltinin az olduğu ovalar ve alçak platolar ulaşımın geliştiği alanlar olarak dikkati çekerler.Kuzey Anadolu Dağları, Toroslar ve Doğu Anadolu’nun yüksek, engebeli, dağlık morfolojisi kara yolu ve demir yolu ulaşımını zorlaştıran doğal coğrafi faktörlerdendir.
Kara ve demir yollarımız genel olarak dağ sıralarının uzanışına uygun bir coğrafi dağılış gösterir.

İklim
Yurdumuzun iç kesimlerindeki karasal iklim koşulları, sadece kara yolu ulaşımında değil aynı zamanda hava yolu ve demir yolu ulaşımında da etkili olan doğal coğrafi faktörlerden biridir.
İnşaat ve işletme maliyetlerinin artması, ulaşım hizmetlerinin kesintiye uğraması ile ortaya çıkan ekonomik kayıplar bu coğrafi faktörlerin sonuçlarından bazılarıdır.
İklim faktörü kıyılarımızdaki deniz ulaşımı üzerinde de önemli rol oynamaktadır.
Rüzgâr, yağış, sis ve sıcaklık gibi iklim elemanlarının ulaşım üzerindeki etkileri yılın her mevsiminde görülmektedir.

2.Beşerî ve Ekonomik Faktörler
Sanayileşme, teknoloji düzeyi, sermaye ve insan gibi beşerî ve ekonomik faktörler, ulaşım sistemlerinin gelişimi üzerinde doğrudan etkin rol oynamaktadır.
Ülkelerin farklı beşerî ve ekonomik faktörlere sahip olmaları, ulaşım türleri ve hizmetlerinin de farklılık göstermesine neden olmaktadır.

Ulaşım Sistemlerimizin Gelişimi
Ulaşım sistemleri, bir ülkede başta ekonomi olmak üzere sosyal ve kültürel faaliyetlerin canlanmasında önemli rol oynar, ulaşımın Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tarihî gelişimi iki döneme ayrılır.

Cumhuriyet Öncesi Dönemde Demiryolları
Ülkemizde ilk demir yolu yapımına 19.yy’ın son dönemlerinde başlanmıştır.
Ülkemize demir yolunun ilk girişi 19. yüzyılın son dönemlerinde olmuştur.
Başta Almanya, İngiltere olmak üzere Fransa, İtalya, Rusya gibi devletler farklı nedenlerle ülkemizde demir yollarının gelişimine öncülük etmişlerdir.
Bu dönemde demir yollarının uzunluğu 4000 km’yi aşmıştır.
Bu uzunluk günümüzde ülkemizde bulunan demir yollarımızın yaklaşık yarısına eşittir.

Kara Yolu
Kara yolu ulaşımı, gerek yolcu gerekse yük taşımacılığı açısından Türkiye’de ilk sıradadır. Osmanlı Devleti döneminden kalan kara yolu uzunluğunun yaklaşık 18.300 km olduğu bilin­mektedir.Cumhuriyetin ilk yıllarında kara yolu yapımına önem verilmiştir.

Bunun sonucunda 1938 yılın­da kara yolu uzunluğu 38.800 km’ ye ulaşmıştır. 1950 yılında Kara Yolları Genel Müdürlüğü kurulmuş ve bu tarihten itibaren kara yolu yapımına daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Kara yolu uzunluğu 1955 yılında 55.000 km, 2006 yılında ise yaklaşık 62.000 km’ ye ulaşmıştır Türkiye’nin bulunduğu bölgede uluslararası taşımacılıkla ilgili projeler planlanmıştır, ülkemiz ile bağlantılı uluslararası kara yolu projelerinin başında Uluslararası E-yolları ağı, TEM (Trans European Motorway), Karadeniz Ring Koridoru ve İpek Yolu gelmektedir.

Deniz Yolları
Ulaşım sistemlerinin birleşme noktası olan limanlar, ülkelerin dünyaya açılan kapısıdır. Gemilerle gelen yüklerin kara yoluna, demir yoluna veya daha küçük deniz taşıtlarına boşaltıldığı, kara yoluyla gelen yükün başka yerlere gönderilmek üzere yüklendiği, yolcunun inip bindiği yerlerdir.

Üç tarafı denizlerle çevrili olan ve İstanbul ve Çanakkale Boğazı gibi önemli su yolu geçişlerine sahip ülkemizde deniz yolu ile yük ve yolcu taşımacılığı Kabotaj Kanunu’nun (1 Temmuz 1926) kabul edilme­siyle gelişmeye başlamıştır. Ülkemizde 1933-1939 yılları arasında deniz yolu işletmeciliğinde devlet sek­törü hâkim durumda iken 1950’li yıllara doğru özel sektör etkin olmaya başlamış hatta şilepçilik alanın­da devlet sektörünü geçmiştir. 1950’den sonra deniz taşımacılığında dikkat çekici gelişmeler olmuştur. 1954 yılında Denizcilik Bankası, Türk denizciliğinin planlı ve devlet eliyle geliştirilmesi amacıyla kurul­muştur.

Türkiye kıyılarındaki İstanbul, İzmit, İzmir, Bandırma, Mersin, İskenderun, Samsun gibi limanlar kara ve demir yolu ağlarının etkisi ile ulaşım fonksiyonları üst düzeyde etkin olan limanlarımızdır.

MARMARAY PROJESİ
Dünyadaki en önemli projelerden biri olan Marmaray Projesi , İstanbul’un kentsel yaşantısını sağlıklı sürdürebilmesi, kentlilere çağdaş bir kent yaşamı ve kentsel ulaşım imkânları sunabilmesi, kentin doğal tarihî özelliklerinin korunabilmesi için elektrik enerjisi kullanarak çevreyi kirletmeyen bir projedir.

Hava Yolları
Türkiye; kara, demir ve deniz yolu ulaşımlarında olduğu gibi, hava yolu taşımacılığında da önemli potansiyele sahiptir. Asya-Avrupa arasındaki taşımacılıkta Türkiye’nin hava sahası ile havaalanları strate­jik ve ekonomik Öneme sahiptir. Bu özelliğinden dolayı Asya-Pasifik bölgesindeki hava taşımacılığı açısından Türkiye, merkez ve geçiş hattı konumundadır.

Boru Hatları Ulaşımı
Kalkınmanın en önemli unsurlarından biri de enerjidir. Enerjinin verimli kullanımı, günümüzde hızla yaşanan küreselleşme sürecinde enerji arz eden ülkelerle talep merkezlerinin çeşitli taşıma yolları ve boru hatlarıyla birbirine bağlanmasını zorunlu kılmıştır. Dünyadaki önemli boru hatlarına bakıldığında, bunların Türkiye ve çevresinde yoğunlaştığı görülür. Bu durum, dünya petrol rezervlerinin 65’nin, petrol üretiminin de %30’unun Orta Doğu bölgesinde bulunması ile yakından ilgilidir, ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle, Türkiye üzerinden geçecek uluslararası ham petrol ve doğal gaz boru hat­larının artması beklenmektedir.

UNİTE 5 – 2.KONU Ulaşım Sistemi ve Kalkınma

Modern Ulaşım Sistemlerinin Gelişimi
Günümüzdeki ulaşım sistemlerinin gelişmesinde Sanayi Devrimi’nin büyük rolü olmuştur. Bu dönem­den sonra tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomik sistem, köklü bir değişime uğramıştır. Sanayi Devrimiyle başlayan ham madde talebi, tarım ve madencilik başta olmak üzere birçok ekonomik faaliyetin yapısal değişime uğramasına neden olmuştur. Üretim ve tüketim büyük çapta taşıma faaliyet­leriyle gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Günümüzde demir çelik sanayisinin gelişmesine paralel olarak ulaşım araçları da gelişmiştir. Kuşkusuz bu gelişmede, çeşitli enerji kaynaklarının ayrı bir önemi vardır. Çağdaş ulaşım araçlarının kolaylıkla hareket etmesini sağlamak için de enerji kaynakları kullanılmaktadır.

Ulaşım   araçlarında  yıllar  içinde sağlanan gelişmeler, ulaşım sistem­lerini etkilemiştir. Günümüzde kıtalar arasında çok gelişmiş kara yolu, demir yolu, deniz yolu ve hava yolu ulaşım ağları kurulmuştur. Yeryüzün­deki çeşitli bölgeler arasında sosyal ve ekonomik ilişkilerin gelişmesinde ulaşım ağları önemli rol oynar. Bir ulaşım ağı, iki ya da daha çok merkezi birbirine bağlayan çok sayıdaki yollar­dan oluşur (Fotoğraf 1). ulaşım ağlarının ortaya çıkmasında doğal şartlarla birlikte ekonomik, stratejik ve sosyal nedenler de büyük rol oyna­maktadır.

Türkiye’de Ulaşım
Günümüzde gelişmiş ekonomilerde, bölgeler arasındaki ilişki ve iş bölümü artmaktadır, ulaşım sis­temleri ve bağlı oldukları ağlar bir bütün olarak gelişmektedir. Türkiye’de de bu yönde gelişmeler vardır. Türkiye mevcut taşıma seçenekleri açısından zengindir. Avrupa, Kafkasya, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’yu birleştiren ulaşım yolları, enerji taşımacılığında Türkiye’yi merkezî bir konuma getirmiştir. Avrupa ülkelerini Orta Doğu’ya bağlayan kara yolları, Türkiye üzerinden geçer. Karadeniz kıyısındaki ülkeler, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Marmara ve Ege denizleri üzerinden Akdeniz’e ve okyanuslara ulaşır. Ülkemiz, son yıllarda Kafkasya’daki enerji kaynaklarının Batılı ülkelere ulaştırılmasında, konumu­nun verdiği avantajları etkin bir şekilde kullanmaktadır. Bakü-Ceyhan petrol boru hattı bu duruma veri-lelecek en iyi örnektir.

Ulaşım Sistemlerinin Ekonomik Faaliyetlerle İlişkisi
Bir ülkenin ekonomik kaynaklarının değerlendirilmesinde, diğer ülkelerle ticari, kültürel İlişkilerinin kurulabilmesinde ulaşım sistemlerinin önemi büyüktür. Dünyada küreselleşme ve iletişim olanakları sürekli artmaktadır. Bu nedenle gelişmiş ulaşım sistemine sahip olmayan bir ülkenin dünya ile bağlantısı zayıf kalacaktır. Ulaşım ; ekonomik faaliyetlerle ve Özellikle de sanayi ile yakından ilişkili olup bölgeler arasındaki iliş-kilerin gelişmesinde önemli rol oynar. Özellikle ham maddenin işlenmek üzere yer değiştirmesinde ve işlendikten sonra tüketim merkezlerine taşınmasında ulaşım büyük Önem taşır.Ulaşım, farklı fiziki ve beşerî özel­iklere sahip bölgeler arasındaki bağlantıyı sağlar. Böylece bölge içerisinde bulunmayan bir ham madde gelişmiş ulaşım ağları sayesinde başka bölgeden temin edilebilmektedir. Dolayısıyla farklı böl­gelerde aynı ham maddeye dayalı sanayi kolları gelişebilir.Günümüzde tüm dünya pazarları­na yönelik üretim yapan büyük sanayi bölgelerinin oluşmasında o bölgelerin ulaşım imkânlarının gelişmesi başlıca etkenlerden biridir .Ülkemizde belirli ekonomik özellik­leri ile ön plana çıkan şehirlerimiz vardır. Örneğin, İstanbul, Kocaeli, Sakarya gibi illerimiz sanayi faaliyetleri bakımından gelişmiştir. Bu şehirlerimizde sanayinin gelişmesinde bölgedeki ulaşım ağları doğrudan ve dolaylı olarak etkili olmaktadır.Bir bölgede üretilen tarımsal ürün ve imal edilen sanayi maddesi ulaşım sistemleri aracılığıyla başka alanlara ulaştırılır. Üretim ve tüketim merkezleri arasındaki bağlantının kurulması, sanayi faaliyetlerinin gelişmesi ulaşım sistemleri ile yakından ilişkilidir. Giderek artan ekonomik ilişkiler ve artan enerji talebi nedeniyle gelişmiş ulaşım sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle ulaşım, günümüzde olduğu gibi gelecekte de ekonomik yapının gelişmesi için temel sektörlerden birisi olacaktır.

Yerleşmelerin Gelişmesinde Olasımın Etkisi
Ulaşım faaliyetleri, özellikle şehirleşme açısından büyük önem taşır. Genellikle bir şehrin önemli bir kısmı cadde ve sokaklardan oluşmaktadır. Özellikle ekonomik gelişmede bölgesel dengesizlik yüzünden belirli bölge­lerdeki şehirlerin göçlere bağlı olarak aşırı bir şekilde nüfuslandıkiarı göze çarpar. Bu durum, şehir alanlarının genişlemesine ve trafik sorun­larının yaşanmasına neden olmaktadır.

Ulaşım   faaliyetleri,  şehirlerin   büyümesi üzerinde de etkilidir. Bu nedenle şehir planla­masında  ulaşım  büyük  önem  taşır.   Büyük şehirlere besin, ham madde ve diğer ürün­lerin  getirilmesi,   şehirlerde  üretilen  mad­delerin dağıtımı ulaşım ile gerçekleşir. Şehir içi ulaşım ve şehrin büyümeye devam etmesi, trafik sorunlarının da giderek artmasına neden olmaktadır. Günümüzde özellikle şehirlerin çevresine yapılan otoyolları şehirlerin kırsal alanlara hızla yayılmasına neden olmaktadır.

UNİTE 5 – 3.KONU Türkiye’de Ticaret ve Dış Ticaret

Ticaret Nedir?
Ticaret, bir tür geçim kaynağıdır. Ticaret, üretimin artmasına ve ulaşım ağının genişlemesine bağlı olarak gelişme gösterir. Günümüzde sanayileşme ile birlikte üretimde de artışlar olmuştur. Üretimin art­ması hem iç hem de dış ticareti geliştirmiştir, ulaşım geliştikçe ham madde ve ürünlerin nakledilmeleri zaman ve maliyet açısından ticaret için çok daha uygun hâle gelmiştir.

1. Büyük Şehirler
Bu kentler, hem mal ve hizmet üretim merkezleri hem de tüketim merkezleridir. İhraç ve ithal edilen malların tüm ülkeye dağıldığı, büyük ölçekli ticaret merkezleri grubunda yer alırlar. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Gaziantep, Adana gibi kentlerimiz bu grup içindedir.

İstanbul
Ülkemizin en büyük iç ve dış ticaret merkezidir. İstanbul’dan ülkenin her yerine toptan ticaret şek­linde çeşitli ticari ürünlerin dağıtımı yapılmaktadır. Ticaretteki canlılığa bağlı olarak şehirde özel sektör kuruluşları çoğalmış ve İstanbul ekonomik merkez hâline gelmiştir.

İstanbul Ticaret Odası, İstanbul’da ticaretle ilgili faaliyet gösteren önemli bir kuruluştur. Bünyesinde 98 meslek kuruluşu ile 300 bini aşan kayıtlı üyesi bulunan İstanbul Ticaret Odası, ticareti yönlendiren beyin konumundadır. Toptancı hali, ticaret borsası gibi önemli ticaret unsurları da şehrin diğer ticaret organizasyonlarıdır.

İstanbul’da bankacılık ve borsa faaliyetleri de çok gelişmiştir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası önemli ticari kuruluşlardan biridir (Fotoğraf 4). Son yıllarda gösterdiği gelişmelerle Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Bankacılık ve finans sektörü büyük ölçüde ticari faaliyetlere bağlı olarak Çalışmaktadır. Türkiye’de iç ticaretin 40rı, ithalatın yarısından fazlası, ihracatın6O’ı İstanbul’dan gerçekleşmektedir.İstanbul, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Sahip olduğu doğal ve tari­hî güzellikleri turist çekmektedir. Son yıllarda ise kongre turizminin de cazibe merkezi hâline gelmiştir.

İzmir
•      Türkiye’nin ikinci büyük ticaret merkezidir İzmir’in modern bir limana sahip olması ve çevresinde çok çeşitli ürünlerin yetiştirilmesi ilin ticari önemini artırmaktadır.Ege ovalarında yetiştirilen üzüm, incir, pamuk, tütün gibi ürünlerin çoğu, tüccarlar ve üreticiler tarafından İzmir Ticaret Borsası’nda satılmaktadır. Büyük toptancı kuruluşlarının ve firmalara bağlı bölge temsilciliklerinin İzmir’de bulunması ve uluslararası ölçekte bir fuarın (İzmir Enternasyonal Fuarı) her yıl burada kurulması İzmir’i büyük bir ticaret merkezi hâline getirmiştir. Türkiye’nin üzüm ve incir ihracatının tamamı, pamuk ihracatının yarısı, tütün ihracatının 3/4’ü İzmir Limanfndan yapılır. İzmir Ticaret Borsası, İstanbul’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük borsasıdır.

2.  Orta Büyüklükteki Şehirler
•      Bu şehirlerin etki alanları sınırlıdır. Belli bir bölgenin mal­ları bu şehirlerde toplanarak büyük tüketim merkezlerine gönderilir.  Büyük merkezlerde üretilen çeşitli mallar bu böl­gelere getirtilerek pazarlanır. Bu konumlarıyla bölgesel ticaret merkezleri halindedirler, örneğin, Konya, Kayseri İçAnadolu’da; Malatya, Erzurum (Fotoğraf 8) Doğu Anadolu’da; Gaziantep, Diyarbakır, Şanlıurfa, GüneydoğuAnadolu’da; Samsun, Trabzon Karadeniz’de; Adana, MersinAkdeniz’de bölgesel ticaret merkezleri konumundadırlar.

 3. Sanayi Faaliyet Bölgeleri
Büyük sanayi tesislerinin kurulduğu (Adapazarı-İstanbul arasındaki sanayi bölgesi gibi) veya maden rezervlerinin zengin olduğu (Zonguldak kömür havzası gibi) bölgelerdir (Fotoğraf 7). Ticari açıdan çekim ve dağıtım merkezleridir. Aynı zamanda nüfus yoğunlukları nedeniyle tüketim merkezleri durumundadırlar.

Türkiye’nin ikinci büyük ticaret merkezidir (Fotoğraf 6). İzmir’in modern bir limana sahip olması ve çevresinde çok çeşitli ürünlerin yetiştirilmesi ilin ticari önemini artırmaktadır. Ege ovalarında yetiştirilen üzüm, incir, pamuk, tütün gibi ürünlerin çoğu, tüccarlar ve üreticiler tarafından İzmir Ticaret Borsası’nda satılmaktadır. Büyük toptancı kuruluşlarının ve firmalara bağlı bölge temsilciliklerinin İzmir’de bulunması ve uluslararası ölçekte bir fuarın (İzmir Enternasyonal Fuarı) her yıl burada kurulması İzmir’i büyük bir ticaret merkezi hâline getirmiştir. Türkiye’nin üzüm ve incir ihracatının tamamı, pamuk ihracatının yarısı, tütün ihracatının 3/4’ü İzmir Limanfndan yapılır. İzmir Ticaret Borsası, İstanbul’dan sonra Türkiye’nin ikinci büyük borsasıdır.

6. Hal, Pazar, Panayır ve Fuarlar
Haller, yaş meyve ve sebzelerin satışa çıkarıldığı yerler olarak önem taşırlar. Haller, haftanın her gününde, pazarlar ise haftanın belli bir gününde üretici ile tüketicinin alışveriş ettikleri yerlerdir. Panayırlar, yılın belli dönemlerinde belli bir süre için kurulan ve sergi niteliği taşıyan alışveriş alanlarıdır. Fuarlar; ticaret, sanayi, tanm ve kültür alanlarında bölge ve ülke imkânlarının gücünü tanıtmak, üreti­cilerle tüketicileri karşılaştırmak üzere kurulur. Fuarlar kuruldukları yerde ticaretin canlanmasına neden olur ve kuruldukları yerin ekonomisine katkı sağlarlar. Ayrıca fuarlar, eğlence ve turizm merkezi olma özelliğine de sahiptirler.

DIŞ TİCARET
Uluslararası Ticaretin Doğuşu
Günümüzde insanlar eskiden olduğu gibi yalnızca çevresinde bulunan mal ve ihtiyaçları almamakta seçim hakkını en iyi şekilde kullanabilmek için çaba sarf etmekte ve daima aynı ihtiyacı karşılayacak fark­lı alternatifler peşinde koşmaktadır. Bu nedenle insanlar sadece kendi ülkesinde üretilen mal ve hizmetlerle yetinmemekte diğer ülkelerin mallarını çeşitli kriterlere göre değerlendirip bunların arasından seçim yapmak zorunluluğunu duymaktadır. Bu durum ticaretin ne kadar değiştiğinin ve geliştiğinin de en belirgin örneğidir. İşte uluslararası ticaretin doğuşu da kısaca bu şekilde olmuştur. İç piyasalar ülkede alınan siyasi kararlardan, ülkenin siyasi rejiminden, vergi ve maliye politikasından ve benzeri daha birçok unsurdan etkilenmektedir. Bunun gibi uluslararası piyasalarda savaşlardan, isyan ve çatışmalar­dan, ülkelerin siyasi ve ekonomik sistemlerinden, gümrük tarifelerinden ve daha başka hususlardan et­kilenmektedir.

İthalat-İhracat (Dış Ticaret)
Ülkemizdeki ithalat ve ihracat hareketlerini 1980 öncesi ve sonrası şeklinde ayırmak gerekir. 1980 öncesinde bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin ihracatında tütün, üzüm, incir, fındık, pamuk ilk sıralarda yer almaktaydı.Buna karşılık ithal ettiğimiz ürünler arasında makine, elektrikli ev gereçleri, ulaşım araçları, saat ve ölçü aletleri önemli yer tutmaktaydı.

İthalat-İhracat (Dış Ticaret)
Ülkemizdeki ithalat ve ihracat hareketlerini 1980 öncesi ve sonrası şeklinde ayırmak gerekir. 1980 öncesinde bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin ihracatında tütün, üzüm, incir, fındık, pamuk ilk sıralarda yer almaktaydı (Fotoğraf 1). Buna karşılık ithal ettiğimiz ürünler arasında makine, elektrikli ev gereçleri, ulaşım araçları, saat ve ölçü aletleri önemli yer tutmaktaydı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında dış ticaret hacminin fazla olmadığını görürüz (Tablo 1). 1980 sonrasında Türkiye’de ekonomik anlamda önemli değişiklikler olmuştur. 1980’lere kadar ekonomi üzerinde koru­macı ve müdahaleci politikalar izlenmiş, 1980’den sonra serbest piyasa ekonomisine geçiş yapılmıştır. 24 Ocak 1980’de alınan kararlarla ihracata dayalı sanayileşme politikası benimsenmiştir. Bu dönemde ihracatı artırmaya yönelik politikalar uygula­maya konulmuş, bürokratik engeller büyük ölçüde ortadan kaldırılmıştır. Türkiye’nin 1996 yılında Gümrük Birliği’ne girmesiyle AB’den alınan sanayi malları itha­latında artış olmuştur. Bu durum iç piyasada yerli üreticiyi zor durumda bıraksa da rekabet ortamı oluştuğundan ürünlerin kalitesinde önemli bir artış olmuştur. Bu kalite artışının ardından yerli üreticinin kendine olan güveni daha da artmış ve ürettiği malı dış piyasaya sür­müştür. Böylece sanayi ürünleri İhracatımız hızla artmıştır.

Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte ülkeler arasında ithalat ve ihracat artmış, mal ve hizmetler oldukça çeşitlenmiştir. Yakın döneme kadar sanayi ürünleri, tarım ürünleri ile maden ihracat ve ithalatı ön planda iken günümüzde hizmet ithalat ve ihracatı büyük önem kazanmıştır, örneğin, bir Türk fir­masının yabancı bir ülkede faaliyet izni alarak GSM şirketi kurması ve işletmesi hizmet ihracıdır. Buna karşın yabancı kuruluşlardan bilgisayar yazılımlarının satın alınması hizmet ithalatına örnek verilebilir. Şimdi ülkemizin ithalat ve ihracat ürünlerini görelim.

Tablo 3’te de görüldüğü gibi ülkemizin ithalatında sanayi ürünleri önemli yer tutmaktadır. Türkiye hızlı bir sanayileşme sürecine girmiş olmasına karşın giderlerin çoğu satın alınan sanayi ürünleri, fabrika kur­maya yarayan aletler, makine, elektrikli ev gereçleri, kara taşıtları, saat ve ölçü aletleri, ilaç ve kimyasal maddeler, motorlu araçlar, silah, optik araçlar, petrol, tropikal ürünler (muz, kivi, kahve, pirinç, hurma) ve diğer mallara dayanmaktadır.

Türkiye Hangi Ülkelere Mal Satar, Hangi ülkelerden Mal Satın Alır?
Türkiye dış ticaretinde, ülke gruplarına göre ithalat ve ihracatta, daha çok belli ekonomik birliklere yönelmiştir. Bu birliklerin başında AB ülkeleri dahil OECD { Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ülkeleri, İslam ülkeleri ve serbest bölgeler gelir. Diğer ülkelerin ise dış ticaretimizde payı çok azdır

UNİTE 6 Türkiye’de Kültür Ve Turizm
UNİTE 6 – 1.KONU Türkiyeyi Sembolize Eden Mekanlar

Müze ülke Anadolu
Uygarlıklar beşiği olarak bilinen ülkemiz çok zengin bir tarihî mirasa sahiptir. Aynı zamanda Türkiye bu zengin tarihi mirasla birlikte doğal güzelliklerinde sergilendiği açık hava müzesi görünümündedir.

Türkiyeyi Sembolize Eden Mekanlar
Kapodokya | Pamukkale | Nemrut Dağı | Efes Antik Kenti
gibi birçok mekana sahibiz.

UNİTE 6 – 2.KONU Türkiye’nin Turizm Politikaları

Niçin Turizm?
İnsanlar çok eskiden beri yaşadıkları yerden başka yerlere çeşitli amaçlarla geziler düzenlemişlerdir. Kimi zaman değişik yerleri görme merakı, kimi zaman da heyecan ve macera tutkusu insanları bireysel veya toplu geziler yapmaya yöneltmiştir. İnsanlığın eski dönemlerinden bu yana seyahatler giderek artış göstermiştir. Günümüzde ise özellikle ulaşım ve iletişim imkânlarının ulaştığı seviye nedeniyle bu seya­hatler kitlesel bir boyut kazanmıştır. İnsanlar, yaşadıkları yerden başka bir yere; görme, tanıma, dinlen­me, eğitim, spor, tedavi ve kutsal yerleri ziyaret etmek gibi amaçlarla geziler düzenlemektedirler.

Turizmin Ekonomiye Etkileri
Turizm, milyonlarca insanın katıldığı ve birçok etkinliğin bir arada bulunduğu kitle hareketi niteliği kazanmıştır. Turizm sektörü; uçak şirketleri, deniz ulaşım araçları, tren, kiralık araba şirketleri, pansiyon­lar, restoranlar ve toplantı merkezleri gibi kimi büyük, kimi küçük iş kollarından oluşan alt sektörlerle bağlantılıdır. Ayrıca turizm, günümüzde telekomünikasyon ve enformasyondan sonra 21. yüzyıla dam­gasını vuran, dünyanın üç temel hizmet sektöründen biri durumundadır.

Türkiye ekonomisinde turizm önemli bir yer tutar. Özellikle 1980 yılından bu yana dış turizm alanın­da yaşanan gelişmeler, ülkemiz ekonomisine büyük bir katkı sağlamaya başlamıştır. Bu dönemde Türkiye, diğer ülkelerdeki insanlar için önemli bir çekim merkezi hâline gelmiştir. 1983-1989 yılları arasın­da turist sayıları ve turizm gelirleri bakımından ülkemiz, bir önceki yılla karşılaştırıldığında 127 ile rekor düzeye çıkmıştır. Turizm gelirlerinin GSMH içindeki payı 1980 yılında % 0,6 iken, 2007 yılında 6’ya ulaşmıştır. Bu sayede turizm gelirlerinin toplam ihracat içindeki payı da 11,2’den, 28,8’e yükselmiştir.

Turizmin Kültürel İlişkilere Etkileri
Turizm, kültürel etkileşime neden olan bir faaliyettir. Seyahatler ve konaklamalar sırasında kurulan ilişkiler sonucunda farklı sosyal ve kültürel yapılara sahip toplumlar arasında bilgi alışverişi yaşanabilir. Turizm, toplumların dünya görüşünü ve başka ülke insanları ile ilgili düşüncelerini etkileyen sosyal bir olaydır. Turist olarak başka ülkelere seyahat eden insanlar o ülke insanlarını çeşitli açılardan etkilediği gibi onlardan da önemli ölçüde etkilenmektedir.

Turizmin Çevreye Etkileri
Çevre, turizmin temel kaynağıdır. Bu kaynağın sürekli ve dengeli bir şekilde yönetilmesi, tahrip edilmemesi aksine kalitesinin artırılması gerekmektedir. Bir ülkedeki sosyal, tarihî, doğal ve kültürel değerler o ülkenin turizm potan­siyelini oluşturur (Fotoğraf 1). Tarihî ve doğal çevre değer­leri dikkate alınmadan turizmin gelişmesi mümkün değildir. Turizm faaliyetleri gerçekleştirilirken gerek tesis kurulma aşamasında gerekse sonrasında doğal kaynak tahribatı olmaktadır. Dolayısıyla turizm etkinliklerinin sürekliliği için bu değerlerin korunması, fiziksel durumlarının iyileştirilme­si gerekir.

Türkiye’de turizm sektörü, deniz kıyılarında yoğundur. Bu nedenle deniz suyunun ve plajların temizliği, çevre kalitesinin en Önemli göstergesidir. Gürültü ve trafikten kay­naklanan hava kirliliği, çarpık kentleşme, tarım toprak­larının betonarme yapılar hâline gelmesi ve orman yangınları gibi nedenlerle ekosistemlerdeki dengeler bozulmaktadır. Dolayısıyla turizm potansiyelini oluşturan değerler yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.

Türkiye’nin Turizm Stratejisi
Türkiye, turizm sektörünü geliştirmeye yönelik stratejiler geliştirmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye Turizm Stratejisi (2023)” ile turizm sektöründe gerçekleştirilmek istenen hedefler belirlenmiştir. Bununla turizm sektöründe kamu ve özel sektör iş birliğinin sağlanması, üretim, yönetim ve uygulama süreçleri açısından bir yol haritasının oluşturulması amaçlanmıştır.

Türkiye Turizm Stratejisi (2023), 9. Kalkınma Planı (2007-2013) hedefleri ile uyumludur (Harita 1). Buna göre ülkemizin doğal, kültürel, tarihî ve coğrafi değerlerinin koruması ve bu denge içerisinde kalkın­ması hedeflenmiştir. Bununla beraber ülkemizde yaygın olan kıyı turizminin yanı sıra alternatif turizm imkânlarının geliştirilmesiyie uluslararası turizm gelirlerinden alacağı payın artırılması hedeflenmektedir.

Türkiye’nin 2023 Turizm Stratejisi
Sürdürülebilir turizm yaklaşımı benimsenerek, istihdamın artırılmasında ve bölgesel gelişmede tur­izmin öncü bir sektör konumuna ulaştırılması, Türkiye’nin 2023 yılına kadar, uluslararası pazarda turist sayısı ve turizm geliri bakımından ilk beş ülke arasında uluslararası bir marka hâline getirilmesinin sağlanması,Ekonomik gelişimi destekleyen; fiziksel düzeyde uygulanabilir, toplum yönelimli ve sürdürülebilir turizm ilkesini içeren bir planlama yaklaşımının ortaya konması,ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte markalaşmanın hedeflenmesi, ulusal tanıtım ve pazarlamaya ek olarak varış noktası bazında tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine başlanması,Zengin kültürel ve doğal değerlere sahip kentlerimizin markalaştırılarak turistler için bir çekim nok­tası hâline getirilmesi,Alternatif turizm türlerinden öncelikli olarak sağlık turizmi, termal turizm, kış turizmi, golf turizmi,deniz turizmi, ekoturizmi, yayla turizmi, kongre ve fuar turizminin geliştirilmesi hedeflenmiştir.

Güncelleme: 26 Kasım 2016 — 14:56

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test Çöz | Online Test Çöz | İnteraktif Testler | © 2016 testicoz.org | Hakkımızda | İletişim | Kolay Menü | Site Haritası | Gizlilik Politikası | Yasal Uyarı | RSS