testicoz.org

Test Çöz , Online Soru Çöz , İnteraktif Testler

testicoz.org > Açık Lise Testleri > Açık Lise Konu Anlatımları > Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1 Konu Anlatımı

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1 Konu Anlatımı

Test
: Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1 Konu Anlatımı
Soru Sayısı
: Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1
2016-2017 Müfredatına uygundur.

Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1 Konu Anlatımı

UNİTE 1 XX. YY. Başlarında Dünya
UNİTE 1 – 1. KONU 1. Dünya Savaşı

I. Dünya Savaşı, 20. yüzyılda dünya çapında yapılan iki savaştan birincisidir. 28 Temmuz 1914 tarihinde Avrupa’da başlamış ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle Dünya Savaşı ve Büyük Savaş olarak adlandırılmıştır. Dört yıl süren savaş, 1918 yılında sona ermiştir.

1. Dünya Savaşı Nedenleri
1-Sanayi inkılabı sonucunda devletler arasında Pazar ve hammadde arayışından doğan sömürgecilik yarışı ve ekonomik rekabet
2- Ekonomik yarışın devletler arası bloklaşmalara sebep olması
3- Almanya ile Fransa arasında Alsac-e Lorainne (Alsas Loren) bölgesinden doğan çekişme
4- Rusya ile Avusturya -Macaristan İmparatorluğu arasında Rusların panislavizm politikasından doğan gerginlik
5- Rusların Osmanlı toprakları üzerindeki emelleri ve sıcak denizlere inme politikası
6-Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun Bosna Hersek’i ilhalkının Sırbistan ile arasında meydana getirdiği gerginlik
7- Avusturya – Macaristan İmparatorluğu veliahtının Bosna Hersek’i ziyaretinde bir sırp tarafından öldürülmesi

1.Dünya Savaşının Sonuçları

1. Savaştan en karlı devlet İngiltere çıkmış ve Avrupa’nın en güçlü devleti olmuştur.
2. Fransa, Almanya’nın etkisinden kurtularak ikinci güçlü devlet haline gelmiştir.
3. İtalya, Avusturya’dan toprak almış ve Oniki Adalar’a hakim olmuştur.
4. Rus, Alman, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorlukları yıkılmış yeni milli devletler kurulmuştur.
5. Litvanya, Letonya, Estonya, Finlandiya, Yugoslavya, Çekoslovakya, Polonya, Macaristan, SSCB kurulan yeni devletlerdir.
6. Avrupa’da denge boşluğu meydana gelmiştir.
7. Yenilen devletlerde rejim değişikliği olmuştur.
8. Dünya barışını sağlamak için merkezi Cenevre’de olan Milletler Cemiyeti kurulmuştur.
9. Sömürgeciliğin yerini manda ve himayecilik almıştır.
10. Sınırlar çizilirken “milliyetçilik” ilkesi dikkati alınmadığından “azınlıklar” meselesi çıkmıştır.
11. I. Dünya Savaşı’nı bitiren antlaşmalar, II. Dünya Savaşı’nın zeminini hazırlamıştır.

UNİTE 1 – 2. KONU SSCB’nin Kuruluşu

SSCB, Rus Çarlığı’nın 1917’deki Büyük Ekim Devrimiyle (Bolşevik İhtilali) yıkılmasından sonra aynı topraklar üzerinde kurulan ve 1991’e kadar varlığını sürdüren devlettir.

* Avrupa’nın doğusundan, Asya’nın kuzeyine kadar yayılan SSCB, son yıllarında yüz ölçümüyle dünyanın 1.si, nüfus bakımından da 3.sü idi.

Sovyet Rusya’nın sınırları içinde farklı dine ve etnik yapıya sahip toplumlar yaşamaktaydı. Bu nedenle ideolojik ve kültürel dönüşümle bölgede hâkimiyet sağlamaya çalıştılar. Bu amaçla da Marksizm’i yayarak amacına ulaşmaya çalıştı.

Bolşevik İhtilalinden sonra Rusya’da Sosyalizm rejimi ile Totaliter (baskıcı) tek parti diktatörlüğü kuruldu. Bu diktatörlüğe karşı iç savaş çıktı. (1922’ye kadar sürdü). Sonuçta Lenin’in başında bulunduğu Komünist parti tartışılmaz güç haline geldi.

Uyarı: Bolşevikler, bu hedeflere Komünist Parti, Gizli Polis Örgütü ve Kızıl Ordu ile ulaşmaya çalıştılar

Marksizm Nedir ? : Komünist bir ideolojik akımdır. Sınıfsız bir toplum yaratmak ister. Özel mülkiyete dayalı üretim biçimlerini tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini savunur.

Lenin’in 1924’te ölümünden sonra başa geçen Joseph Stalin, uzun vadeli bir ekonomik planlamaya yöneldi. Stalin, bir dizi 5 yıllık kalkınma planları uyguladı. Stalin, tarım devrimini gerçekleştirme amacı ile köylülerin topraklarını makinelerle donatmış, daha sonra birleştirerek büyük çiftlikler haline getirmiştir (Kollektifleştirme Politikası).

UNİTE 1 – 3. KONU SSCB ile İlişkilerimiz

Brest-Litowsk Antlaşması ile savaştan çekilen ve aldığı yerleri (Kars-Ardahan-Batum) geri veren Rusya, bu yönüyle Kurtuluş Savaşı başladığı dönemlerde Anadolu’da yayılmacı bir siyaset izlemediğini göstermişti. Rusya’daki Komünist yönetimi, kendileri için tehlikeli bulan İtilaf devletleri ise, I. Dünya Savaşından sonra Sovyet Rusya’ya karşı saldırgan bir politika izlemeye başladılar. Bu nedenle Sovyet Rusya, İtilaf Devletlerinden gelebilecek saldırılara karşı sınırlarını güvence altına almaya çalıştı. Bu arada TBMM de, hem Kafkas sınırını güvence altına almak hem de Kurtuluş Savaşında işgalci İtilaf Devletlerine karşı Sovyet Rusya’dan destek almak amacıyla diplomatik girişimlerde bulundu.

UNİTE 1 – 4. KONU Orta Doğu’da Manda Yönetimlerinin Kurulması

Orta Doğu, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının kesişme bölgesidir. Burası tüm Semavi dinlerin ortaya çıktığı bölgedir. Ayrıca bu dinler için kutsal sayılan topraklar ve mekânlar bu bölgede bulunmaktadır. Bölgenin önemi siyasal açıdan duyarlı bir bölge olması yanında, son yüzyılda bulunan petrol rezervlerinden de kaynaklanmaktadır. Bu nedenle Avrupa devletlerinin çıkarlarının çatıştığı bir bölge haline gelmiştir.

İNGİLİZ VE FRANSIZLARIN ORTADOĞUYU YENİDEN YAPILANDIRMASININ NEDENLERİ:
a) Orta Doğu petrollerini ele geçirmek istemeleri
b) Siyasi istikrarı sağlanan ve petrollerini kullanarak ekonomik refaha ulaşan Arapların, Emperyalist ülkelerin çıkarlarını tehdit edeceği düşüncesi
c) Emperyalist devletlerin, Arap topraklarında istikrarsızlığın sürmesini sağlayarak Orta Doğu’yu yönlendirmek istemeleridir.

Arapları bağımsızlık vaadi ile kandıran İngiliz ve Fransızlar, I. Dünya Savaşından sonra Sykes-Picot Antlaşması doğrultusunda Ortadoğu’yu ve Afrika’yı siyasi ve ekonomik çıkarlarına uygun olarak cetvellerle ve sınırlar arasında geniş boşluklar bırakarak yeniden çizip bu topraklarda manda yönetimleri kurdular.

Orta Doğu’da Manda Yönetimleri

İngiltere Fransa İtalya İspanya İsrail
Irak-Ürdün Suriye Libya Fas Filistin
Filistin-BAE Lübnan  
Kuveyt-Katar Tunus
Umman-Aden Cezayir
Sudan Fas

Soru: Manda altına girmeyen ülkeler hangileridir?

UNİTE 1 – 5. KONU Uzak Doğu’da Yeni Bir Güç : Japonya

Meiji Restorasyonu:
Bu dönemin önemi Japon modern tarihinin temellerinin atılmasıdır. 1868 Meiji Restorasyonu ile yeni bir dönem başlamıştır. İmparator Meiji, Japonya’da feodal rejimi ortadan kaldırdı, mutlak monarşi yerine meşruti monarşi yönetimini getirip yeni bir anayasa yaptı. Batıdan akademisyen-uzman ve teknisyen getirterek çalıştırmaya başlayan Japonya, kendi uzmanlarının da batıda eğitilmesine önem verdi. Böylece Japonya 25–30 yılda teknik ve teknolojik olarak dünya arenasında söz sahibi olmaya başladı.

Sonuç:
Meiji dönemi, Japonya’nın modern ve güçlü bir devlet haline gelmesini sağlayan gelişmelerin temelini oluşturmuştur. Bu dönemde Japonya, Batının yüzyıllar içinde kurduğu modern sanayileri bürokratik ve politik kurumları 20–30 yılda oluşturmayı başarmıştır. Bu durum Japonya’yı büyük devletlerarasına sokmuştur.

Dipnot: “Doğunun ahlakı-Batının teknolojisi” Japonların sloganı olmuştur

ABD’nin Uzakdoğu Politikası:
I.Dünya savaşından sonra Monroe Politikasına geri dönen ABD, daha çok uzak doğu ile ilgilenmeye başlamıştı. Çünkü I. Dünya Savaşından karlı çıkan Japonya uzak doğuda yeni bir güç olarak bölgede etkin bir rol oynamaya başlamıştı (Yayılmacı hareketlere girişen Japonya, Almanya’nın uzak doğudaki sömürgelerinin bir bölümünü ele geçirmişti). Böylece ABD için bir rakip ülke olmuştur.

UNİTE 1 – 6. KONU 1929 Dünya Ekonomik Krizi

Dünya Ekonomik Buhranı, Amerika’da 1929’da New York Borsasının çöküşü ile başlayan ve etkileri on yıl boyunca dünyada devam eden ekonomik krizdir.

Krizin nedenleri şunlardır:
a) ABD ekonomisinin %50’sinin 200 kadar Holding’in kontrolünde olması ve bir tanesinin dahi batmasının ülke ekonomisini etkilemesi
b) Bankaların kötü yapılanmış olması, mali yapıdaki yasaların yetersizliği (bankaların ölçüsüzce verdiği kredilerin engellenememesi)
c) ABD’nin tüm dünyaya kredi veren tek ülke olması ve bu konuda büyük hatalar yapması (dünya devletlerine verdiği kredileri geri alamaması)
d) ABD Başkanı Hoower yönetiminin zafiyeti ve ekonomi alanındaki tecrübesizliği

Yatırımcıların 21 Ekim günü ellerindeki hisse senetlerini satması ve bunun sonucunda ortaya bir panik havası “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim 1929 Perşembe günü New York borsasının çöküşüne yol açmıştır.

Dünya ekonomik krizi başta Kuzey Amerika ve Avrupa olmak üzere tüm dünyayı ekonomik açıdan olumsuz etkilemiştir. Bu bunalımdan en çok etkilenen devlet Almanya olmuştur.
Sonuç:
1929 Bunalımı sonucunda o gün ki paraya göre 4,2 milyon dolar yok oldu. 4 bin banka battı. Binlerce insan mal varlığını kaybetti. Piyasada para olmadığından takas usulüne geri dönüldü. İşsizlik arttı. İnşaat faaliyetleri durdu. Önce tüketim sonra üretim düştü. Uluslararası ticaret durma noktasına geldi. Buhranı en fazla hisseden alan madencilik oldu.

Amerika’da durum:
Amerikalılar bu çöküşün faturasını Başkan Hoower’e kestiler. 1933’te Başkan Roosevelt ekonomik sistemde köklü değişiklikler vadeden “New Deal” projesi ile iş başına geldi. Bu planla ilk kez devlet ekonomiye müdahale ediyordu. Bu doğrultuda ilk kez Merkez Bankası kuruldu.

Almanya’da durum:
Yaşanan kriz Hitler’in Almanya’da iktidarı ele geçirmesine yol açtı. Hitler, Versay Antlaşması’nın Almanya’yı sınırlayan ekonomik hükümlerini tanımadığını açıklayarak yayılmacı bir politika izlemeye başladı.

Türkiye’de durum:
Bu kriz karşısında Türkiye kalkınmasını sağlayabilmek için ihracat ve ithalatını arttırmak zorunda kaldı. Kliring ve takas sistemi uygulandı. Bu sistemle Türkiye ile ticaret ve ödeme anlaşması yapan ülkelerden ithalata öncelik verildi. İhraç mallarına kalite kontrol sistemi getirildi 1934’te bu iş için “Türk Ofis” kuruldu. Yerli Malı Haftası ilan edildi.

UNİTE 1 – 7. KONU İki Savaş Arası Dönemde Avrupa

a) CEMİYET-İ AKVAM’IN KURULUŞU (1920)
ABD Başkanı Wilson’un yayımladığı ilkeler doğrultusunda dünya barışını korumak amacıyla Paris Barış Konferansında kurulmasına karar verildi. Milletler Cemiyeti, Uluslararası iş birliğini geliştirmek, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak amacıyla Cenevre’de kurulmuştur.

Genel barışı korumak amacıyla kurulan bu kuruluş “Cemiyet-i Akvam” olarak da bilinir. Ancak büyük devletlerin çıkarlarını korumaya yönelik taraflı davrandığı ve II. Dünya savaşının çıkmasını engelleyemediği için dağılmıştır. II. Dünya Savaşından sonra BM adıyla kurulacaktır (1945).

b) LOCARNO ANTLAŞMASI (1925)
Fransa’nın, Almanya’ya olan güvensizliği sonucunda imzalanan bir antlaşmadır. Versay Antlaşması sonrası bir gerginlik devresine giren Fransız- Alman ilişkileri ancak bu antlaşma ile toparlanabilmiştir. Alsas-Loren bölgesini geri alan Fransa, Almanya’nın kendisine karşı bir saldırıda bulunmasından endişelenmiş ve ittifak arayışına girmiştir. Almanya da savaş tazminatı konusunda kendisine kolaylık sağlanması için Fransa ile yakınlaşma içine girmiştir. Bu antlaşmadan sonra Almanya 1926’da Milletler Cemiyetine girmiştir. Böylece 1930’a kadar barışı korumanın amaçlandığı bir dönem olmuştur.

c) BRİAND-KELLOG PAKTI (1928)
Fransız Dışişleri Bakanı Briand ile ABD Dışişleri Bakanı Kellog’un mimarı oldukları paktır. Amaç, savaşı ulusal politikaların bir aracı olmaktan çıkarmaktır. Bu pakt, ABD’nin öncülüğünde imzalanmış, pakta daha sonra SSCB ve Türkiye’de katılmıştır. Kellog Paktı barış ve silahsızlanma çabalarında önemli bir adımdır. Barışın sürekliliğini sağlamak ve devletlerarası ilişkilerde barışçı yollara başvurmak dünyada kalıcı bir barış ortamı oluşturmak amaçlanmıştır

UNİTE 1 – 8. KONU İki Savaş Arası Dönemde Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler

Albert Einstein (1879–1955):
XX. yy en önemli kurumsal fizikçisi olarak değerlendirilir. 1921 Nobel Fizik ödülüne layık görülmüştür. Almanya doğumlu olmasına rağmen İsviçre vatandaşlığına geçmiş böylece I. Dünya savaşında tarafsız kalmıştır.

Dipnot: Albert Einstein, Atatürk’e mektup göndererek Hitlerin soykırımından kurtulan bilim adamlarının Türkiye’ye alınmasını istemiştir.

  • Sanayide kullanılan petrol ve elektrik günlük hayata girmiştir.
  • Demiryolu yapımına önem verilmiş böylece ulaşım kolaylaşmıştır.
  • Bazı hastalıkların tedavisi için aşı ve ilaçlar bulunmuştur.
  • İlk kez organ nakli başlamıştır.
  • 1921’de Tüberküloz (Verem) hastalığına karşı BCG aşısı bulunmuştur.
  • 1929’da Penisilin keşfedilerek antibiyotiklerin gelişeceği alan açılmıştır.
  • 1927’ye kadar filmler bütünüyle sessizdi. İlk sesli sinema “Caz Şarkıcısı”dır. 1930’lardan itibaren ise tüm filmler sesli çekilmeye başlanmıştır.
  • Walt Disney, ilk sesli çizgi filmlerini çekmeye başladı (TV’de yayınlanmıştır).
  • I.Dünya Savaşı sonunda Batı medeniyeti ve bu medeniyetin dayandığı değerlerin sorgulanması Avrupa tarihi ve edebiyatını etkilemiştir. John Stainbeck’in “Gazap Üzümleri” adlı eseri Avrupa’daki durumunu anlatan önemli eserler arasıdadır.
  • 1930’lar aynı zamanda renkli sinemaya geçiş dönemi oldu. 1937’de tamamlanan Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler renkli film olarak yayınlandı.
  • 1936’dan sonra radyonun iletişimde ne kadar etkili olduğunu anlayan ülkeler bu alandaki çalışmalara önem verdiler.
  • 1929–65 yılları arasında BBC yayına başlamıştır.
UNİTE 1 – 9. KONU Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

UNİTE 2 İkinci Dünya Savaşı
UNİTE 2 – 1. KONU 2. Dünya Savaşı

a) II. Dünya Savaşı’nın Sebepleri

–  I. Dünya Savaşı’nın sonucunda Almanya ile yapılan Versay Antlaşması’dır. Bu antlaşma Almanya’ya çok ağır yükümlülükler getirmiştir.- Japonya’nın Çin’e (Mançurya) saldırması (1931)
–  İtalya’nın Habeşistan’a saldırması
–  Milletler Cemiyeti’nin etkisiz kalması ve Dünya Barışını sağlayamaması
İlk olarak kurulan grup Mihver grubudur. 1936’da Almanya ve İtalya mihveri yani Roma-Berlin Eksenli ittifakı kurdular. Aynı yıl Japonya da bu ittifaka katıldı.
ÖNEMLİ NOT: Almanya ile Avusturya bir oldu-bittiyle 12 Mart 1938’de birleşecektir. (Anschluss Olayı) b)Savaş
Mihver Grup: Japonya, İtalya, , Bulgaristan, Romanya ve Almanya’dan oluşur.
Müttefik grup: ABD, Rusya İngiltere ve Fransa vardı. Müttefik gruba en son katılan ABD’dir.
ABD’nin savaşa katılması savaşın seyrini değiştirecektir. ABD II. Dünya savaşına girerken yine I. Dünya Savaşı’nda yaptığı gibi bir bildiri yayınlayacaktır. Bu bildiri Atlantik Bildirisi’dir. İçeriği hemen hemen Wilson İlkeleri ile aynıdır.
Almanya savaşı başta iyi götürecektir. Fakat 1941’den sonra kaybetmeye başladı. Savaştan en önce çekilen Mihver devleti 1943’te İtalya oldu. Müttefikler Almanya üzerine Normandiya Çıkarması’nı yaptılar (1944).Almanya bu çıkarma ile çok ağır bir darbe aldı ve 1945’te resmen teslim olmak zorunda kaldı.
1945’in 6 Ağustos’unda Enola Gay (Uçan Kale) adlı bir ABD B52 Bombardıman Uçağı’nın Japonya’ya (Hiroşima ve Nagazaki) 2 atom bombası atması ile Japonya da teslim oldu. Böylece savaş resmen bitti.

c) II. Dünya Savaşı’nın Sonuçları

–  Savaşın kazananları ABD, İngiltere ve SSCB oldu. Fakat ABD ile İngiltere Atlantik Bildirisi’ne uymadılar.
–  SSCB Orta Avrupa ve Balkanlar’da kendisine bağlı komünist yönetimler kurdu. Komünizm hızla yayılmaya başladı.
Bu arada Nazizm ve Faşizm de sona erdi.
–  Atom bombası ile dünya artık Nükleer Çağa adım attı.
–  Savaştan sonra SSCB’nin komünizm sayesinde hızla yayılmasına karşı ABD Truman Doktrini (1947) adıyla bir plan uygulamaya başladı. Bu plana göre, Sovyet tehdidi altındaki ülkelere ekonomik ve askeri yardımda bulunulacaktı. Bu çerçevede ABD Dışişleri Bakanı Marshall’ın yardım planı uygulamaya konuldu. 1948–1952 yılları arasında Marshall yardım planı çerçevesinde Türkiye’ye de toplam 352 milyon dolar para yardımı yapıldı.
–  Sıcak savaş artık yerini soğuk savaşa bıraktı. Soğuk savaş Nato-Varşova Paktı arasında 1991’e kadar devam etti – Mısır, Hindistan, Pakistan, Tunus, Fas, Cezayir, Libya bağımsız oldu.
–  İngiltere ve Fransa ekonomik yönden zayıflamaya başladılar. Bunun yerine ABD ve SSCB dünya lideri olma yarışına girdiler.
–  Stalin (Rusya), Çörçil (İngiltere) ve Roosevelt (ABD) 4–11 Şubat 1945’te Kırım’da Yalta Konferansı’nda bir araya geldiler ve kendi aralarında egemenlik alanlarını belirlediler. Nisan 1945’te de San Fransisko Konferansı ile BM’yi kurdular. Ağustos 1945 Postdam Konferansı ile de yenik devletlerle yapacakları barışın esaslarını belirlediler. – ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve SSCB öncülüğünde BM kuruldu. Bu beş ülke BM’nin Güvenlik Konseyinde veto hakkına sahip olan ülkelerdir.

d)II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Tutumu

–  Türkiye aldığı karar gereği topraklarına saldırı olmadığı müddetçe savaşa girmemekte kararlıdır.
–  İlk etapta 1941’de Ankara’da Almanya ile bir dostluk ve saldırmazlık antlaşması yapıldı.
–  Müttefik devletler ise 1943 Kazablanka Konferansı’nda Türkiye’nin kendi taraflarında savaşa katılmasının sağlanmasına karar verdiler.
–  İngiliz Başbakanı Çörçil 1943’te Adana’ya geldi. Burada İnönü’den savaşa girmelerini istedi. Fakat Türkiye tarafsızlığını devam ettirdi.
–  Aynı yıl Kahire’de de İnönü-Çörçil-Roosevelt bir araya geldi fakat Türkiye yine tarafsızlığını bozmadı.
–  1944’te Almanların yenilmesi kesinleşince Türkiye İngiltere ve ABD’ye yanaştı. Türkiye 23 Şubat 1945’te Japonya ve Almanya’ya savaş ilan etti. Savaş da zaten 9 Ağustos 1945’te resmen sona erecekti.

ÖNEMLİ NOT:

–  Türkiye bu savaşta fiili olarak bulunmamıştır.
–  Türkiye’nin savaş ilan etmesinin sebebi müttefiklerin San Fransisko’da toplayacakları konferansa katılmak istemesiydi. Müttefikler bu konferansa 1 Mart 1945’e kadar Almanya’ya savaş ilan etmiş olan devletlerin katılabileceğini açıklamışlardı. Türkiye San Fransisko Konferansı’na katıldı ve BM’nin kurucu üyelerinden biri oldu. – Türkiye’nin BM’ye üye olmasıyla ülkede Çok Partili Hayata geçilecektir. Çünkü Tek Parti Yönetimi dış politikada tepki çekmekteydi.

II. Dünya Savaşı Sonunda Kurulan Uluslararası Örgütler
a) Birleşmiş Milletler (BM) 1945

Nisan 1945’te ABD’nin San Fransisko kentinde yapılan konferans ile BM resmen kuruldu. Merkezi ABD’nin New York şehridir. BM anayasası bu konferansta ABD-İngiltere-Rusya-Fransa ve Çin tarafından hazırlandı. Bu yüzden bugün bile BM’nin Güvenlik Konseyinde sadece bu 5 devletin veto hakkı vardır. Anayasa’da herhangi bir değişikliğin yapılabilmesi için Genel Kurul’un 3’te 2 çoğunluğu gerekir. Ancak Güvenlik konseyinin devamlı üyesi olan beş devletin de bu üçte iki çoğunluğun arasında olması gerekir. BM’nin başlıca 7 tane alt kuruluşu vardır.
Genel Kurul: Bu kuruluşa tüm üyeler katılır. Her üye devletin 5 temsilcisi vardır. Her devletin 1 oy hakkı vardır. Yılda bir kez toplanır. Tavsiye kararı alabilir. Yeni ülkelerin kabulü, BM bütçesi ve barışın korunması için ayrılan bütçe gibi önemli konularda kararlar çoğunluğun üçte ikisi ile alınır. Diğer konular, salt çoğunlukla karara bağlanır.
Güvenlik Konseyi: Barış ve güvenlikten sorumludur. Kararları tüm üye ülkeler İçin bağlayıcıdır. 15 üyeden oluşur. 5 tanesi beş büyük devlettir. Diğer 10 üye ise Genel kurul üyeleri arasından 2 yıllık bir dönem için seçilir. Karar için 9 oy gerekir. Beş büyük devletten biri aleyhte oy verirse karar veto edilir.
Ekonomik ve Sosyal Konsey: Ekonomik ve sosyal kalkınmayı amaçlar. 54 Üyeden oluşur. Üyelerin hizmet süresi 3 yıldır.
Vesayet Konseyi: Henüz kendi kendini idare edecek güce sahip olamayan milletlerin ilerlemesini sağlar. Onları sömürmeye kalkışacak ülkelerden korur. Bugün işlevini kaybetmiştir.
Adalet Divanı: BM’nin en yüksek yargı organıdır. Hollanda’nın Lahey Şehri’nde bulunur. Her biri ayrı milletten 15 yargıcı bulunur. Yargıçlar 3 yıl süre ile görev yaparlar. Buradaki karar daha çok tavsiye kararı niteliğindedir. AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) ile karıştırılmamalıdır.
Sekreterlik: Kuruluşun idari şefidir.
İnsan Hakları Konseyi: 19 Haziran 2006’da 47 üye olarak kuruldu.

BM EKONOMİK VE SOSYAL KONSEYİNE BAĞLI BAŞLICA KURULUŞLAR

1950 BM Çocuklara Yardım Fonu (New-York) UNICEF
1950 BM Mülteciler Yüksek Komiseri (Cenevre) UNHCR
BM ve FAO Dünya Gıda Programı (Roma) FAO
1965 BM Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (New-York) UNİTAR
1980 BM Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü (New-York) UNİDIR
BM Kalkınma Programı (New-York) UNDP
1967 BM Sinaî Kalkınma Örgütü (Viyana) UNİDO
1975 BM Üniversitesi (Tokyo) UNU
1985 Kadın İçin Uluslararası Araştırma Eğitim Enstitüsü INSTRAW
1957 Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (Viyana) IAEA
1919 Uluslararası Çalışma Örgütü (Cenevre) lLO
1945  BM Besin ve Tarım Örgütü (Roma) FAO
1946  BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (Paris) UNESCO
1948 Dünya Sağlık örgütü (Cenevre) WHO
1960 Uluslararası Kalkınma Birliği (Vaşington) IDA
1945 Uluslararası Bayındırlık KalkınmaBankası(Vaşington) IBRD
1956 Uluslararası Finans Birliği (Vaşington) IFC
1945 Uluslararası Para Fonu (Vaşington) IMF
1947 Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (Montreal) ICAO
1874 Evrensel Posta Birliği (Bern) UPU
1865 Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (Cenevre) lTU
1873 Dünya Meteoroloji örgütü (Cenevre) WHO
1883 Dünya Düşünsel Haklar Örgütü (Cenevre) WIPO
1974 Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (Roma) IFAD
1948 Gümrük Tarifeleri Ticaret Genel Anlaşması (Cenevre) GATT

2) NATO – 1949(Kuzey Atlantik Paktı)

4 Nisan 1949’da Washington’da toplam 12 devletin, ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Belçika, İtalya, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İzlanda, Portekiz katılımı ile kuruldu.
Paktın amacı barışın korunmasıdır. Bu yüzden savunma amaçlıdır. Yalnız askeri işbirliği değil, ekonomik işbirliğini de öngörür. Türkiye 1952’de Yunanistan ile beraber NATO’ya üye olmuştur. Türkiye’nin 1950’de Kore’ye 1 Tugay asker göndermesi Türkiye’nin NATO’ya girişinde etkili olmuştur. 1954’te Almanya Federal Cumhuriyeti ve 1982’de İspanya’nın da katılımı ile üye sayısı 16’ya çıktı.
Fransa’nın 1966’da Askeri Kanattan çekilmesi ile paktın merkezi Paris’ten Brüksel’e alındı. Fransa ve İzlanda sadece sivil kanata üyedir.
1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’nın da katılması ile üye sayısı 19’a yükseldi.

NATO Konseyi:

a) Sivil Kanat: Fransa, İzlanda ve diğer 17 üye

b) Askeri Kanat: 17 Üye

NATO konseyi üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşur. En yetkili karar organıdır. Kararlar oy birliği ile alınır. Her üye ülkenin veto hakkı vardır. En üst düzeydeki memuru Genel Sekreterdir.
NATO Parlamenterler Asamblesi ise üye ülkelerin parlamenterlerinden oluşur. Parlamenterler arası işbirliğini sağlar. Sivil kanada bağlıdır. Türkiye’nin burada 9 parlamenteri vardır.
NATO’nun en yüksek organı Askeri komitedir. Askeri kanada bağlıdır. Askeri savunma ile ilgili önlemleri NATO Konseyi’ne sunar.
ÖNEMLİ NOT: NATO bugün hala faaliyetine devam etmektedir.

Türkiye’nin NATO’ya Girişi

ABD II. Dünya Savaşı sonunda SSCB ile girdiği soğuk savaş neticesinde Truman yardımları denen yardımlarla Türkiye’yi kendine çekmeye başladı. 1947’de Truman yardımları neticesinde Türkiye’ye 100 Milyon dolarlık yardım yapıldı.
1948–52 yılları arası da ABD dışişleri bakanı George Marshall’ın ismi ile anılan Marshall Yardımları çerçevesinde ABD Türkiye’ye 352 milyon dolar daha yardım yaptı. Bu yardımlar Ekonomik Kalkınma adı altında yapılıyor. Fakat asıl amaçlanan Türkiye’yi soğuk savaşta kendi yanlarına çekebilmekti.
1950’de SSCB koruyuculuğundaki Kuzey Kore ile ABD koruyuculuğundaki Güney Kore savaşmaya başladı. ABD ve 15
BM üyesi buraya asker çıkardı. ABD’den sonra buraya en çok asker gönderen devlet Türkiye’dir. Türkiye buraya
Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasında 1 Tugay asker gönderdi (6000 asker). Türkler burada Kunurri Muharebesi’nde 8. Amerikan Tugayının imha edilmesini engellediler. 1953’te ateşkes yapıldı. Türkler 721 şehit, 672 yaralı, 234 esir ve 175 de kayıp verdiler.
Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi Anayasa’ya aykırıdır. Çünkü Türkiye 1950’de Kore’ye asker gönderdiğinde henüz NATO üyesi değildi. Türkiye Kore’ye asker gönderdikten sonra 1952’de NATO’ya üye oldu. NATO’ya aynı yıl Yunanistan’da katıldı. 1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’nın da katılımı ile üye sayısı 19 oldu.

3) VARŞOVA PAKTI (1955)

SSCB, Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve Arnavutluk arasında kuruldu. Bu devletler kendi aralarında NATO’ya karşı Birleşik bir Askeri Komutanlık oluşturdular. Bu devletlerin hepsinde SSCB askerleri bulunacaktı. 1990’da Macaristan Pakttan ayrıldı. Aynı yıl Doğu Almanya da pakttan ayrılınca 1991’de Prag’da son bir zirve ile pakt kendi kendini sona erdirdi.

4) COMECON (1949)

Ocak 1949’da SSCB, Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Polonya ve Romanya arasında kuruldu. Şubat 1949’da Arnavutluk da katıldı. 1950’de Doğu Almanya, 1962’de Moğolistan, 1972’de Küba, 1978’de Vietnam üye oldu. Bu paktın amacı ise üye ülkeler arasında Ekonomik işbirliğini sağlamaktı. Bu pakt da 1991’de sona erdi.

5) CENTO

Türkiye ile Irak arasında yapılan karşılıklı işbirliği antlaşmasıdır. Aynı zamanda bir bölgesel savunma ve işbirliği örgütüdür. 1955’te İngiltere ve İran da katıldı. 1959’da Irak pakttan çekildi. Aynı yıl 1959’da ABD de CENTO’ya katıldı. 1979’da İran İnkılâbına kadar bu pakt devam etti. CENTO NATO’nun bir bölgesel uzantısı özelliğindedir.
UNİTE 3 Soğuk Savaş Dönemi
UNİTE 3 – 1. KONU Soğuk Savaş Dönemi

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ

Ø Soğuk Savaş, II. Dünya Savaşı′ndan galip çıkmış ABD, SSCB ve bu iki gücün çevresinde toplanan diğer devletler arasındaki anlaşmazlık ve rekabetin, silahlı çatışma yaşanmaksızın sürdürüldüğü döneme verilen isimdir.
Ø Bu yeni süreç II. Dünya Savaşı sonrasında yirmi yıl boyunca sürmüştür. Bu yirmi yıllık sürecin oluşumu temelde Sovyet ABD güvensizliğine ve karşılıklı çekişmesine dayanır.

A.BLOKLARIN KURULUŞU

v II. Dünya Savaşı Mayıs 1945′te Avrupa′da, Eylül′de de Asya′da sona erince, bu kıtalardaki güçler dengesinde boşluklar meydana geldi. Bu gelişmede, yenilen Almanya, İtalya ve Japonya′nın yanında, galip İngiltere ve Fransa′nın da savaştan büyük ölçüde yıpranmış olarak çıkması önemli rol oynadı.
v Savaştan sonra Avrupa′da Almanya′nın, Asya′da Japonya′nın yerini tek başına dolduracak devlet bulunmamaktaydı. Savaştan sonra güçlü olarak kalabilenler siyasi ve ekonomik doktrinleri birbirleriyle çatışan ABD ve SSCB idi.
v Bu iki yeni süper güç, iki kutuplu yeni uluslararası siyasal bir yapı oluşturmuştur. Savaştan tükenmiş olarak çıkan Avrupa devletleri, yükselen bu iki gücün etrafında yerlerini almakta gecikmemiştir.

Ø 1.DOĞU BLOKLARININ KURULUŞUDoğu Avrupa′da komünist yönetimlerin kuruluşu temelde şu dört aşamada gerçekleşmiştir:
1. işgalden Kurtarma Aşaması: Sovyet ordusu Doğu Avrupa ülkelerine bir kurtarıcı gibi girmiş, Nazi işgali döneminde Moskova′ya kaçmış olan yerli komünist liderler Sovyet ordusu ile birlikte ülkelerine geri dönerek yönetimi ele almışlardır.
2. Koalisyon Aşaması: Savaş sonrası dönemde komünist, sosyalist, liberal ve çiftçi partilerinin oluşturduğu koalisyon hükümetlerine Alman yanlısı partiler alınmadı ve kısa bir süre içinde kapatıldı. Geniş halk kitleleri tarafından desteklenen koalisyonlar, Sovyet yönetimi ile sıkı ilişkiler kurmayı tercih etti.
3. Koalisyonları Oluşturan Diğer Partilerin Saf Dışı Bırakılması Aşaması: Önemli
bakanlıkları ellerinde bulunduran komünistler, zamanla hükümeti bütünüyle ellerine geçirdi. Siyasal parti liderleri Hitler′le işbirliği yapmak ve Batı′nın casusu olmak gibi suçlamalarla siyaset sahnesinden silindi.
4. Ulusal Komünist Kadroların Tasfiyesi Aşaması: Bu son aşama, Sovyet lider Stalin Doğu Avrupa′daki ulusal komünist yönetimleri ortadan kaldırmaya yöneldi. Diğer bir deyişle bu ülkelerde Moskova′nın istediği biçimde hareket edecek olan kadroların işbaşına getirilmesi gerekiyordu.
Ø 1947 yılı itibariyle Doğu Avrupa ülkelerinin çoğuyla ikili ittifak antlaşmaları yapılmıştı. Aynı yıl, bu devletlerle SSCB′nin ideolojik birliğini sağlayan “Kominform” kuruldu. Ocak 1949′da uluslararası ekonomik bir örgütlenme olan “Comecon” kurularak, Doğu Avrupa ülkelerinin ekonomileri Sovyet ekonomisine bağlandı.

a.Doğu Bloku İçindeki Diğer Gelişmeler

Yugoslavya ve Arnavutluk: Savaş sonrasında Doğu Avrupa ülkeleri bir bir Sovyet egemenliğine girerken bu iki devlet bağımsız olmak konusunda direndi. Bu direnmenin başlıca iki nedeni vardır:
♦ II. Dünya Savaşı bittiğinde bu iki devlette de halkın desteğine sahip liderler
vardı. Alman işgalinden kendi orduları sayesinde kurtulmuşlardı.
♦ Bu ülkelerin liderleri iktidarlarını sürdürebilmek için Sovyet desteğine dayanmak zorunda değillerdi.
Yugoslavya′da 1945′te 6 devletten oluşan Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti kuruldu. Arnavutluk′ta ise 1945 seçimlerini Enver Hoca′nın Demokratik Cephesi kazandı ve Arnavutluk Cumhuriyeti kuruldu.
Stalin, Kominform′u kurarken kendisini destekleyen Tito, aynı zamanda sıkı bir Yugoslav milliyetçisi idi. Stalin′in Comecon′a tam bağlılık ve Yugoslavya′da Sovyet ajanlarının serbest faaliyetiyle ilgili isteklerini reddetti. 1948′de milliyetçilikle suçlanan Tito, Sovyet Bloku′ndan uzaklaştırıldı.

Bulgaristan: Çiftçi Partisi lideri Petkov, savaş sırasında komünistleri, çiftçileri, sosyal demokratları ve sosyalistleri içeren bir koalisyon kurmuştu. Sovyet yönetimi savaştan sonra bu hükümete karşı cephe aldı. 1946 Eylülünde yapılan referandumla önce cumhuriyet rejimi kuruldu. Kısa süre sonra da öteki partilerin kapatılması süreci başladı.

Romanya: Sovyet yönetiminin baskıları ile Romanya′da komünist Petro Groza başkanlığında bir koalisyon hükümeti kuruldu. 1947 Şubatında barış antlaşması imzalandıktan sonra muhalefet ortadan kaldırıldı. Yerli komünistlerin önemli bir bölümü idam edildi.

Macaristan: Sovyet işgalinde yapılmasına rağmen, 1945 Kasım seçimlerinde oyların ancak % 17′sini alabilen ve yenilgiye uğrayan Komünist Parti, Sovyetlerin baskısı ile koalisyon hükümetinde yer aldı. SSCB′nin Macaristan′a baskıyı artırması ile diğer partiler tasfiye edildi. 1947 yılında yapılan seçimlerde komünistler oyların % 60′ını alarak yönetime bütünüyle egemen oldu.

b.Sovyet Modeline Göre Ekonomik ve Sosyal Düzenin Kurulması

VARŞOVA PAKTI
ü 14 Mayıs 1955′te, SSCB tarafından Varşova Paktı oluşturuldu. SSCB yanında Çekoslovakya, Bulgaristan, Macaristan, Polonya, Romanya, Doğu Almanya ve Arnavutluk bu ortak askeri savunma örgütünün üyesi oldu. Doğu Almanya, Pakt′ın askeri kanadına 1956′da katıldı. Arnavutluk 1968′de pakttan çekildi.
ü Birliğin kuruluşuna ilişkin ilk adım, Aralık 1954′te sekiz sosyalist ülkenin katılımıyla, ortak güvenliğin ve barışın korunması konusunda Moskova′da düzenlenen konferansta atıldı. Varşova Paktı, giderek artan savaş tehlikesine karşı biçimlendi.
ü 14 Mayıs 1955′de Varşova Paktı′nın kurulmasını sağlayan Dostluk, İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Antlaşması′nın maddelerinden bazıları şunlardır:
1. Üyeler ortak çıkarlarını ilgilendiren sorunlarda birbirlerine danışacaklardır.

2. Avrupa′da silahlı bir saldırı durumunda üyeler tek tek ya da ortak bir biçimde kendilerini savunacaklardır.

3. Birleşik Komutanlık ve Siyasal Danışma Komitesi kurulacaktır.

4. Üyeler bu anlaşmanın amaçlarıyla herhangi bir uluslararası bağlantıya girmeyecekler ve girişimlerde bulunmayacaklardır.

5. Taraflar birbirleriyle ekonomik ve kültürel ilişkilerde dostluk ruhu içinde davra
nacaklardır.

6. Bu sözleşme siyasal sistemleri göz önüne alınmaksızın tüm devletlere açıktır.

7. Doğu ile Batı arasında ortak güvenlik sağlayan bir pakt yürürlüğe girince, paktın kaldırılması göz önüne alınabilir.

Varşova Paktı′nın belli başlı kuruluş amaçları şunlardır:
♦ Bir NATO saldırısına karşı Doğu Avrupa ülkelerini savunmak
♦ Sosyalist ülkelere ve sosyalizmin yayılmasına karşı kurulan NATO′nun askeri etkinliğini artırmasına ve silahlanma girişimlerine karşı cevap vermek
♦ Ulusçu, Sovyetlerden bağımsız oluşumların Doğu Avrupa′da yayılması ve
güçlenmesini engellemek
♦ SSCB′nin Doğu Avrupa′daki etki ve denetimini güçlendirmek

COMECON
25 Ocak 1949′da sosyalist ülkeler arasında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla uluslararası bir örgüt kurulmuştur. Merkezi Moskova′da olan bu örgüt Avrupa′da COMECON olarak adlandırılmıştır.

COMECON′un kuruluş amaçları:
♦ Ekonomik gelişme için uzmanlaşma ve işbirliğine dayalı planlar hazırlamak
♦ Hammaddelerin üretim ve dağıtımını yönlendirmek
♦ Üye ülkeler arasında ve öbür ülkelerle ticareti geliştirmek için ortak girişimde bulunmak
♦ Bilimsel ve teknik araştırmalarda işbirliği yapmak
COMECON üyesi ülkeler yeryüzündeki sanayi üretiminin 1/3′den ve ulusal gelirin 1/4′den fazlasını sağlamaktaydı. Yüzölçümü 25 milyon km2 olan üye devletler, topraklarında demir, kurşun ve çinko rezervinin % 50′si; doğal gazın % 4O′ı; manganez rezervinin % 80′i, petrol ve kömür gibi enerji kaynaklarının 1/3′ünü, nikel ve Volfram′ın 2/3′ünü bulundurmaktaydı.

KOMİNFORM
v SSCB II. Dünya Savaşı′nın hemen ardından İran, Türkiye ve Yunanistan′a yönelik baskılara yönelmiş ve Doğu Avrupa ülkelerinde kurdurduğu komünist yönetimlerle bu ülkeleri denetimi altına almıştır.
v ABD yönetimi Avrupa′daki Sovyet tehdidine karşı Mart 1947′de Truman Doktrini, Haziran 1947′de de Marshall Planı′nı devreye soktu. Truman Doktrini, Amerika′nın Sovyet tehdidine maruz kalan ülkeleri desteklemesine, Marshall Planı ise Avrupa′yı ekonomik bakımdan güçlendirmeye dönüktü.
v Moskova, ABD′nin bu adımlarına karşılık, sosyalist ülkelerle bağlarını güçlendirmek ve uluslararası komünist hareketleri bir merkezden yönetmek için yeni açılımlara yöneldi. Eylül 1947′de Polonya′da bir araya gelen farklı ülkelerden komünist parti liderleri 5 Ekim 1947′de Kominform′u kurdu.

KOMİNFORM′un kuruluş amaçları:
♦ İşçilerin yegane vatanı olarak SSCB′nin savunulması
♦ ABD tarafından temsil edilen emperyalizme karşı mücadele edilmesi
♦ Bütün dünyayı kapsayacak olan bir Sovyetler Cumhuriyeti′nin kurulması

c.Sosyalist Blokta Sarsıntılar

SOVYETLER BİRLİĞİ YUGOSLAVYA ANLAŞMAZLIĞI
v Doğu Bloku′nda yaşanan tek kutuplu oluşuma bölge ülkelerinden ilk ciddi tepki Yugoslavya′dan geldi. Yugoslavyalılar, Ruslarla 1945 yılından beri bazı konularda anlaşmazlık yaşıyordu. Bu anlaşmazlığın temel nedenleri şunlardır:
♦ SSCB′nin, Yugoslavya′yı tam denetim altına almak istemesi,
♦ Yugoslavya′nın hem bağımsızlığa hem de Balkanlarda üstünlüğe sahip olmasına Sovyetlerin karşı çıkması
♦ İki devlet arasında ideolojik bazda görüş ayrılıklarının baş göstermesi
v Bu nedenlerle SSCB ile Yugoslavya′nın arası açılmış, Yugoslavya, 28 Haziran 1948′ de, Kominform′dan çıkarılmıştır. Bu gelişmeler nedeniyle Doğu Bloku devletleri ile SSCB′nin hedefi haline gelen Yugoslavya 1953′te Balkan Paktı′na girdi.
v 1955 yılından itibaren Sovyet Yugoslav ilişkileri düzelmeye başladı. Bununla beraber Yugoslavya, bu tarihlerden itibaren daha çok Asya Afrika ülkeleriyle, Bağlantısızlar grubunun öncülüğünü yapacak girişimlere başladı.

SOVYETLER BİRLİĞİ ÇİN ANLAŞMAZLIĞI
ü Doğu Bloku′nda yaşanan asıl büyük ayrışma SSCB ile Çin arasındaki anlaşmazlıklarla ortaya çıktı. 1949′da komünist bir yönetime sahip olan Çin, SSCB′ye yakın durmuş ve 1950′de bir dostluk anlaşması imzalamıştır. ABD′nin, Çin′deki yeni rejimi tanımayarak Çin′e ticaret ambargosu koyması ve Çin′in BM′den çıkarılması, Çin Sovyet dostluğunu güçlendirdi. Ancak Çin′in zamanla bağımsız politikalara yönelmesi, SSCB ile anlaşmazlık konularının ortaya çıkmasına yol açtı.

Sovyet Çin anlaşmazlığını doğuran temel faktörler:
♦ Uluslararası komünizm hareketlerinde liderlik rekabetinin başlaması
♦ Tarafsız ülkelerde nüfuz rekabetine girişilmesi
♦ Batılı devletlerle ilişkilerin niteliği konusunda anlaşmazlıklar yaşanması
♦ Sovyet ekonomik yardımının miktarı ve zamanı konusunda görüş ayrılıkları
yaşanması
♦ Doğu Türkistan ve Moğolistan gibi sınır bölgelerde sorunların baş göstermesi
ü Çin yönetimi SSCB′nin Batı ile yumuşama sürecine girmesine şiddetle karşı çıkmaya başlayınca, Sovyet yönetimi, Çin ile yapmış olduğu yardım anlaşmasını iptal etti. 1962′den itibaren Çin Sovyet sınırında çatışmalar başladı. Çin, 1963′te Moskova′da ABD ile SSCB arasında yapılan “Nükleer Denemeleri Kısmen Yasaklayan Anlaşmadı imzalamayı reddetti.
ü Anlaşmazlığın en önemli nedenlerinden biri olan sınır sorunu Ekim 1969′da, Pekin′de iki devlet arasında yeniden görüşüldü fakat bir sonuç alınamadı. Çin ile SSCB arasında başlayan anlaşmazlık Çin′in çok yönlü bir dış politika izlemesiyle şiddetlenmiş, bu da Doğu Bloku içerisinde bölünmelere neden olmuştur.

2.BATI BLOKUNUN KURULUŞU

İngiltere
İngiltere 2. Dünya Savaşı′nda üç partinin oluşturduğu savaş kabinesi tarafından yönetildi. İngiliz halkı nezdinde büyük bir prestiji olan Churchill 1945 seçimlerini kaybetti. Bunda İngiliz halkının savaş dönemi sıkıntılarına tepkisi rol oynamıştır.
Ekonomik üstünlüğü sona eren İngiltere, ABD′ye bağımlı hale geldi. İngiliz hükümeti ekonomisini düzene sokmak için ABD′den ekonomik yardım istemek durumunda kaldı.
Amerikan yardımı yalnız İngiliz ekonomisi kurtarmakla kalmamış, tüm Batı Avrupa′da ekonomik kalkınmanın temelini oluşturmuştur.

Fransa
Fransa savaştan sonra Nazilerle işbirliği yapmamış partilerin oluşturduğu Ulusal Birlik Hükümeti tarafından yönetildi. Ülkede De Gaulle′ün tek başına iktidar olduğu 1958′e kadar, siyasal istikrarsızlık yaşandı. Savaşın getirdiği yıkım Fransa′yı büyük bir ekonomik bunalımın içine itmişti. Partiler arasında ciddi anlaşmazlıklar vardı. Diğer yandan Hindi Çini′de başlayan ulusal kurtuluş savaşı, Fransa ekonomisine ayrı bir yük getirdi.

İtalya
Haziran 1946′da düzenlenen referandum ile İtalya′da monarşi yönetimi sona erdirildi ve cumhuriyet kuruldu. Ülkeyi 1953 yılına kadar çeşitli koalisyonlar yönetti. Bu durum İtalya′yı iç karışıklık ve siyasal istikrarsızlık ortamına sokmuştur.

Almanya
Almanya, II. Dünya Savaşı sonunda Yalta ve Potsdam konferansları ile 4 işgal bölgesine ayrılmıştı. SSCB ülkenin doğu bölgesini, ABD güney, İngiltere kuzey ve batı bölgelerini işgal etti. Fransa′ya ise İngiliz ve Amerikan işgal bölgesinin bir bölümü verildi. Sovyet işgal bölgesi içinde kalan Berlin de 4 ayrı işgal bölgesine ayrıldı.

Müttefikler Almanya′da,
♦ barış antlaşmasının imzalanması,
♦ işgal bölgelerinin birleştirilmesi,
♦ Almanya′da demokrasiye geçilmesi,
♦ Almanya′dan alınacak tamirat bedeli,
♦ işgal bölgelerinin ekonomik olarak birleştirilmesi
konularında ciddi anlaşmazlıklar yaşamıştır. Çözüm için 19461948 yılları arasında toplantılar yapıldı ancak ciddi bir sonuç alınamadı.
v Ekonomik Anlaşmazlıklar: Potsdam′da Almanya′nın ekonomik bütünlüğünün korunması kararı alınmıştı. Ancak konferansa katılmayan Fransa bu karara uymadı. SSCB, işgal sırasında yitirdiklerini karşılamak gerekçesiyle, işgal bölgesindeki tahıl fazlasına ve teçhizata el koydu.
v İngiliz işgal bölgesi, Almanya′nın endüstri bakımından en gelişmiş yeriyse de savaştan en çok zararı burası görmüştü. İngiltere, savaştan sonra içine düştüğü ekonomik bunalım nedeniyle Almanya′ya yardım edecek durumda değildi. Dolayısıyla, ABD, her iki işgal bölgesinin ekonomik kalkınma sorumluluğunu yüklenmek durumunda kaldı.
v Siyasal Anlaşmazlıklar: SSCB, işgali altında tuttuğu Alman topraklarındaki sanayiyi hızla devletleştirmeye başladı. ABD ise kendi kontrolü altındaki bölgede liberal ekonomiye sahip bir devlet yapısı öngörüyordu. Aslında her iki tarafın amacı da, Almanya′nın yeniden güçlenerek Avrupa barışını tehdit etmesini önlemek idi. Ancak soğuk savaş başlayıp, iki devlet arasındaki ilişkiler gerilince, gelişmeler Almanya′nın ikiye bölünmesiyle sonuçlandı.

Berlin Ablukası ve Bölünme
v 1947 yılında Batılı devletler kendi işgal bölgelerinin ekonomik bütünleşmesi için adım attı. Bu üç işgal bölgesinde bir Alman hükümetinin kurulması kararlaştırıldı. Sovyet yönetimi bu girişimi boşa çıkarmak cin Berlin′i abluka altına aldı. Yaklaşık 150 km Sovyet işgal bölgesi içinde kalan Berlin′in ablukaya alınması, şehrin batıyla olan kara bağlantılarını koparttı.
v Sovyet yönetimi Berlin′e temel ihtiyaç maddelerinin akışını keserek Batılıları ödün vermeye zorladı. Batılı ülkeler oluşturdukları hava koridoru ile Berlin′in ihtiyacı olan malzemeleri hava yoluyla temin etmeye başladı. Ablukanın etkili olmadığını gören Sovyet yönetimi 12 Mayıs 1949′da ablukayı kaldırdı.
v Batı Almanya′da Eylül 1948′de Kurucu Meclis yeni anayasanın yürürlüğe girmesini sağladı. Ağustos 1949′da yapılan seçimler sonucunda Conrad Adenauer tarafından yeni hükümet kuruldu. Bu şekilde Federal Almanya Devleti şekillenmiş oldu. 7 Ekim 1949′da Sovyet denetimi altında Alman Demokratik Cumhuriyeti′nin kurulduğu ilan edildi.

a.Truman Doktrini
ABD Başkanı Harry Truman 12 Mart 1947′de Amerikan Kongresi′nde, “Amerikan dış politikasının, dış baskılara karşı koymaya çalışan özgür ulusları destekleme amacına yönelmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı. Kongre′den Türkiye ve Yunanistan′a 400 milyon dolarlık askeri yardım yapmak için yetki aldı. 22 Mayıs 1947′de başlayan Truman yardımı ile Yunanistan′a 300 milyon dolar, Türkiye′ye ise 100 milyon dolar verildi.

Truman Doktrini′nin özellikleri Nelerdir?
♦ Dünyanın iki bloğa ayrıldığını ortaya koymuştur.
♦ Sovyet Amerikan mücadelesinin başladığını ilan etmiştir.
♦ Soğuk savaşın ilk adımlarını oluşturmuştur.
♦ Doğu Avrupa ve Balkanlardaki bölünmeyi çok daha kesin çizgileriyle ortaya koymuştur.
♦ Yunan İç Savaşı′nda merkezi hükümetin komünistlere karşı galip gelmesinde yardımcı etkili olmuştur.
♦ Türkiye ile Batı Bloku arasındaki ilişkileri iyileştirmiş ve Türkiye′nin NATO′ya girmesini sağlayacak sürece katkıda bulunmuştur.
♦ SSCB′nin güneye doğru genişlemesinin önünü kesmiştir.
Truman Doktrini komünist Balkan devletleri arasındaki ittifak görüşmelerini hızlandırmıştır. ABD, Truman Doktrini′nin ardından nüfuz alanını Orta Doğu′ya genişletmek için İngiltere ile birlikte girişimlerde bulunmuş, ancak ilerleme sağlayamamıştır.

ABD Truman Doktrini′ne Neden Gerek Duydu?
II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa′ya yönelik Sovyet tehdidinin artması Truman Doktrıni′nın gerekçesini oluşturmuştur. Doğu Blokunun Sovyet denetimi altına girmesi dışında, Sovyet etki alanı Yunanistan′ı da alacak biçimde güneye doğru genişleme yoluna girmiştir. İngiltere′nin II. Dünya Savaşı′ndan Doğu Akdeniz ve Orta Doğu′da, yükselen Sovyet tehlikesine karşı çıkacak ve Türkiye ile Yunanistan′ı destekleyecek gücü kendisinde bulamamıştı. Bu nedenle de, bölgedeki sorumluluklarını başka bir devlete devrederek kurtulmak istiyordu. Ekonomik sorunlarla boğuşan İngiliz hükümeti, Şubat 1947′de ABD′ye verdiği notayla, Türkiye ve Yunanistan′ın Batı savunması için önemli olduğunu, bu nedenle de asken ve ekonomik yardım yapılması gerektiğini, bu sorumluluğun da ABD′ye ait olduğunu bildirdi.

b.Marshall Planı

Marshall Planı Nedir?
II. Dünya Savaşı sonrasında ABD Başkanı George Marshall tarafından 1947 yılında ortaya atılan ve 19471951 yılları arasında uygulanan ABD kaynaktı bir ekonomik yardım paketidir. Planın mimarı olan Başkan George Marshall Haziran 1947′de Avrupa ekonomilerini tekrar kalkındırmak için çok geniş kapsamlı bir program önerdi.
ABD yönetimi Avrupa ülkelerinin ekonomik sıkıntılarının uzun vadede ABD için de olumsuz sonuçlar doğuracağını, dolayısıyla bu ülkelere yardım yapılması gerektiğini düşünüyordu
Marshall Planı′ndan Kimler Yararlandı?
Aralarında Türkiye′nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD′den ekonomik kalkınma amaçlı olarak yardım almıştır. “Marshall Planı” olarak adlandırılan Avrupa Kalkınma Projesi, Doğu Avrupa ülkeleri ile Sovyetler Birliği′ni de kapsama alanına almaktaydı. Ancak bu devletler planı reddetti. 1947′de dört yılı kapsayan (19471951) Marshall yardımı başladı.
Marshall Planı, katılmak isteyen her Avrupa ülkesine ekonomik yardım içeriyordu. Amerikan yönetimi 16 devlete (İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, Avusturya, Norveç, Danimarka ve İsveç) 6 milyar dolarlık bir ekonomik yardım yaptı. Bu yardım ileriki yıllarda 12 milyar dolara ulaştı. Marshall yardımları sonucunda Avrupa′daki sanayi üretimi savaş öncesine oranla artış gösterdi.
Marshall Planı′na karşılık Sovyetler de uyduları arasındaki ekonomik ilişkileri ve iş birliğini artırmak amacıyla, Molotof Planı′nı ortaya attı. Zira Çekoslovakya gibi bazı Doğu Bloku ülkeleri Marshall Planı′na katılmak istiyordu.

c.NATO’nun Kuruluşu

NATO′nun Kurulmasının Nedenleri Nelerdir?
Ø İki süper güç arasında güven krizinin derinleştiği bir dönemde Şubat 1948′de Prag darbesi yaşandı. Bu darbe ile Çekoslovakya′nın Sovyet etki alanı içine girmesi Batı′da tepki ve endişe oluşturdu. 17 Mart 1948′de bir araya gelen Belçika, Fransa, Lüksemburg, Hollanda ve İngiltere, Brüksel Antlaşması′nı imzalayarak ortak savunma sistemi kurmayı, ekonomik ve kültürel ilişkilerini güçlendirmeyi kararlaştırdı.

Ø Brüksel Antlaşması′nın en önemli maddesi Taraflardan biri Avrupa′da silahlı bir saldırıya uğradığı takdirde, antlaşmayı imzalamış bulunan öteki devletler, ellerindeki askeri ve öteki tüm olanaklarla saldırıya uğrayana yardım edeceklerdir.” hükmü idi. Eylül 1948′de Brüksel Antlaşması çerçevesinde Batı Birliği Savunma Örgütü adıyla bir askeri organ kurulmuştur.

Ø NATO, Brüksel Antlaşması′nı imzalayan devletlerin Amerikan desteğini almak istemelerinin bir sonucudur. NATO′nun oluşumunu sağlayan Kuzey Atlantik Antlaşması 4 Nisan 1949 tarihinde Washington′da imzalanarak yürürlüğe girdi. Antlaşma ile birlikte Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, yani NATO kurulmuş oldu.

Ø NATO kuruluşunun üçüncü yılında içine Türkiye ile Yunanistan′ı 1955′te Federal Almanya′yı ve 1974′te İspanya′yı alacak biçimde genişledi.

NATO′nun Kurulduğu Uluslararası Ortam
II. Dünya Savaşı′ndan sonra Avrupa′da soğuk savaşın tırmanmasında,
• Almanya konusunda SSCB ile Batı devletleri arasında görüş ayrılıktan yaşanması
• Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyet etki atanına girmesi
• İdeolojik ve ekonomik örgütlenmenin başlaması
• Japonya′da Müttefikler arasında ortak bir anlayışın kurulamaması
• Truman Doktrini ile Marshalt Planı
• Iran ile Türkiye üzerindeki Sovyet baskısı gelişmeleri rol oynamıştır.

NATO′nun Yapısı
Ø NATO′nun başında, üye devletlerin dışişleri bakanlarından oluşan Kuzey Atlantik Konseyi vardır. Konsey ittifakın en yüksek karar organıdır. NATO temelde askeri bir kuruluş olmasına rağmen, karar vericiler sivil siyasi otoritedir. Üye devletler egemen olduklarından ve eşit haklara sahip bulunduklarından, konsey tüm kararlarını oybirliği ile alır.

Ø Konsey ve Savunma Planlama Komitesi′ne NATO Genel Sekreteri başkanlık eder. NATO′nun en yüksek askeri organı ise, üye ülkelerin genelkurmay başkanlarından oluşan Askeri Komite′dir.

NATO′nun Özellikleri Nelerdir?
♦ ABD′nin barış zamanında Avrupa ülkeleri ile yaptığı ilk askeri ittifaktır.
♦ II. Dünya Savaşı sonrasının kargaşa orta mında, Batı Avrupa ülkeleri ile ABD arasındaki ilişkilere belirli bir düzen getirmiştir.
♦ İki blok arasındaki soğuk savaşın doruk noktasını oluşturmuştur.
♦ SSCB′nin 1955 yılında Varşova Paktı′nı kurmasına ortam hazırlamıştır.

d.Avrupa Konseyinin Kuruluşu

Ø İngiltere, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İrlanda, İsveç ve Norveç′in katılımıyla 5 Mayıs 1949′da Londra′da bir anlaşma yapılmış ve merkezi Strasbourg olmak üzere Avrupa Konseyi kurulmuştur. Avrupa Konseyi′nin kuruluş amacı, üye devletlerin ekonomik ve toplumsal alanlarda işbirliğini sağlamaktı. Örgüte 1949′da Türkiye ve Yunanistan, 1950′de Federal Almanya, 195Vde Avusturya üye olmuş ve üye sayısı zamanla 23′e yükselmiştir.

Ø İnsan hakları, medya, hukuki işbirliği, sosyal dayanışma, sağlık, eğitim, kültür, spor, gençlik, yerel demokrasiler, sınır ötesi işbirliği, çevre ve bölgesel planlama Konsey′in çalışma alanları yer almaktadır. Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi de Avrupa Konseyi′ne bağlı bir kurum olarak faaliyet göstermektedir.

e.Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET)

ü Avrupa devletleri, 1950′li yılların başından itibaren aralarındaki işbirliğini derinleştirmek üzere çalışmalarına hız verdi. “Avrupa Ekonomik Topluluğu”nun temelleri Federal Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg′un katılımıyla 18 Nisan 1951 ′de Paris′te kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Birliği ile atıldı.

ü Avrupa Kömür ve Çelik Birliği′nin Kuruluş Amaçları:

♦ Üye ülkelerin kömür ve çelik kaynaklarını, ulusal ticaret sınırlarından, arınmış ortak bir pazar içinde bir araya getirmek

♦ Avrupa′nın ekonomik birliğini ve yaşam düzeyini yükseltmek Avrupa Kömür ve Çelik Birliği′ni oluşturan altı devlet oluşturdukları ortak pazarı bütün ekonomik alanlara yaymak üzere, 25 Mart 1957′de Roma′da iki antlaşma imzaladı. Bu antlaşmalardan ilki Avrupa Ekonomik Topluluğu′nun kurulmasını sağlayan atlaşmadır.

AET′nin Kuruluş Amaçları:

♦ Üye ülkelerin toplam ekonomik kaynaklarını ortak pazar içinde toplamak
♦ İçinde mal, insan, hizmet ve sermayenin serbestçe dolaştığı ve dış ticaret ve tarım gibi konularda izlenecek ortak politika belirlemek
♦ Ulusal ekonomik politikaların ikinci planda kalacağı bir ortak pazar oluşturmak
♦ Avrupa′da ekonomik ve sosyal ilerlemeyi sağlamak ve yaşam koşullarını iyileştirmek
Roma Antlaşmalan′ndan ikincisi ise, Avrupa Atom Enerjisi Birliği′ni kurulmasını sağlamıştır.

Avrupa Atom Enerjisi Birliği′nin Kuruluş Amaçları:
♦ Atom enerjisinin barış ve güvenlik yoluyla kullanılmasını sağlamak
♦ Üye devletlerin bir nükleer endüstri kurmalarını sağlamak
♦ Üye ülkelerde yaşam düzeyini yükseltmek
Altı Avrupa devleti tarafından kurulan bu üç örgütün 1965 yılında birleştirilmesiyle Avrupa Topluluğu (AT) kuruldu. AT ağırlıklı olarak ekonomik hedeflere yönelmişken, zamanla hem ekonomik, hem de siyasi açıdan önemli bir güç haline geldi.
1973′te İngiltere, İrlanda ve Danimarka, 1981′de Yunanistan, 1986′da İspanya ve Portekiz topluluğa tam üye olmuşlardır. Böylece de topluluğun üye sayısı on ikiye yükselmiştir.

Güncelleme: 26 Kasım 2016 — 14:41

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test Çöz | Online Test Çöz | İnteraktif Testler | © 2016 testicoz.org | Hakkımızda | İletişim | Kolay Menü | Site Haritası | Gizlilik Politikası | Yasal Uyarı | RSS